A
18

Madde 19

Erkek, hür, akil, bali?, adil, kâdir ve kifayet ehli olanlar d???ndaki kimselerin yönetimi veya yönetimden say?lan herhangi bir i?i üstlenmesi caiz olmad??? gibi, Müslümandan ba?kas?n?n üstlenmesi de caiz de?ildir.

14 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence
Allahuteala, kafirin Müslümanlar üzerinde y?netici olmas?n? kesin olarak nehyetmi?tir. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً “Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (sulta) k?lmayacakt?r!” [en-Nîsâ 141] Dolay?s?yla kafiri Müslüman üzerine y?netici k?lmak kafire onun üzerinde yol (sulta) k?lmakt?r. Allah ise [لن] “Len” harfini kullanarak bunu katî olarak nefyetmi?tir. Bu ise kafir için Müslümanlar üzerinde bir yolun olmas?n?n yani kafirin Müslümanlar üzerinde bir y?netici olmas?n?n nehyedildi?ine dair bir karinedir ki bu kesin bir nehiydir. Dolay?s?yla bu, bunun haram oldu?unu ifade eder. Yine Allah, talak-? ricîde ?ahidin Müslüman olmas?n? ?art ko?mu?tur. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَى عَدْلٍ مِنْكُمْ “O kad?nlar, iddet müddetlerine ula?t?klar? zaman onlar? ya güzelce tutun veya onlardan uygun bir ?ekilde ayr?l?n. Ve sizden olan adalet sahibi iki ki?iyi ?ahit tutun.” [et-Talak 2] Bunun mefhumu, tutaca??n?z ?ahit sizin d???ndakilerden olmas?n demektir. Borçta ?ahidin Müslüman olmas?n? ?art ko?mu?tur: Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَاسْتَشْهِدُوا شَهِيدَيْنِ مِنْ رِجَالِكُمْ “Sizden iki erke?i ?ahid k?l?n.” [el-Bakara 282] Yani tutaca??n?z ?ahitler sizden olmayan erkeklerden olmas?n demektir. ?eriat, bu iki hususta bu gibi bir ?ahidin Müslüman olmas?n? ?art ko?tu?una g?re y?netici için Müslüman olmas? ?art?n?n ko?ulmas? evla bab?ndand?r. Ayr?ca y?netim, ?er’i hükümler ile kaza/yarg? hükümlerinin infaz edilmesidir ve y?neticiler ?eriat ile hükmetmekle memurdurlar. Bu da infaz edenin Müslüman olmas?n? gerektirir. Cünkü o, infaz etti?i ?eylere iman eder. Oysa ?slam’?n infaz?nda kafire güvenilmez. Bunun içindir ki Müslüman olmas? ?art ko?ulmu?tur. Ayr?ca y?neticiler, emir sahipleridir ve Allahuteala, emir sahiplerine itaat edilmesini, güvenlik veya korkuya dair haberi emir sahiplerine g?türülmesini emretti?inde emir sahibinin Müslüman olmas?n? ?art ko?mu?tur. Zira Allahuteala ??yle buyurmu?tur: أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنْكُمْ “Allah’a itaat edin! Resule itaat edin ve sizden olan ulî’l emre de!” [en-Nîsâ 59] Ve ??yle buyurmu?tur: وَإِذَا جَاءَهُمْ أَمْرٌ مِنَ الأَمْنِ أَوْ الْخَوْفِ أَذَاعُوا بِهِ وَلَوْ رَدُّوهُ إِلَى الرَّسُولِ وَإِلَى أُوْلِي الأَمْرِ مِنْهُمْ “Onlara güvenlik veya korkuya dair bir haber geldi?i zaman hemen onu yay?verirler. Halbuki onu Resule veya kendilerinden olan ulî’l emre g?türmü? olsalard?...” [en-Nisâ 83] Zira ayette [مِنْكُمْ] “sizden olan” ifadesini kullanm??t?r. Yani sizden olmayanlardan olmas?n demektir. Keza ayette [مِنْهُمْ] “kendilerinden olan” ifadesini kullanm??t?r. Yani kendilerinden olmayanlardan olmas?n demektir. Bu da veliyy-yul emrin Müslüman olmas?n?n ?art ko?uldu?una delalet etmektedir.

Kuran’da veliyy-yul emr kelimesi ancak Müslümanlardan olmas?na y?nelik bir ifade e?li?inde varit olmu?tur. Bu da y?neticinin Müslüman olmas?n?n ?art ko?uldu?unu tekit etmektedir. Ayr?ca y?netici, Müslümanlar üzerinde itaat edilme hakk?na sahiptir. Oysa Müslüman kafire itaat etmekle mükellef de?ildir. Cünkü onun bununla mükellef olmas? ancak Müslüman veliyy-ul emre itaat etmesi ?eklinde varit olmu?tur. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنْكُمْ “Allah’a itaat edin! Resule itaat edin ve sizden olan ulî’l emre de!” [en-Nîsâ 59] Dolay?s?yla Allah’?n Müslümanlardan olan emir sahiplerine itaat edilmesini emretmesi ve ba?kalar?na itaat etmeyi emretmemi? olmas? kafir olan veliyy-ul emre itaatin vacip olmad???na ve itaat olmadan y?neticinin olmayaca??na delalet eder. ??yle denilmez: Müslüman, kafir olan daire müdürüne itaat etmekle mükelleftir. Cünkü daire müdürü veliyy-yul emr de?ildir. Bilakis o bir memurdur, yani bir ücretlidir. Dolay?s?yla ona itaat etmesi, veliyy-yul emrin daire müdürüne itaati emretmesinden kaynaklanmaktad?r. Dolay?s?yla da s?z konusu olan veliyy-ul emr olup ücretli de?ildir. Bundan dolay? ne Müslümanlar üzerinde Müslümandan ba?kas?n?n veliyy-yul emr olmas? ne de kafirin olmas? sahihtir. Dolay?s?yla y?neticinin kafir olmas? mutlak olarak caiz de?ildir.

Y?neticinin erkek olmas? ?art?na gelince; çünkü Ebî Bekre’den ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e Fars halk?n?n, Kisrâ’n?n k?z?n? kendilerine kraliçe yapt?klar? haberi ula??nca ??yle buyurdu: لَنْ يُفْلِحَ قَوْمٌ وَلَّوْا أَمْرَهُمُ امْرَأَةً “Emirlerini (y?netimlerini) bir kad?na tevdî eden bir toplum asla iflah olmayacakt?r.” [el-Buhari tahric etti] Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in, y?netimlerini bir kad?na tevdî edenlerin asla iflah olmayaca??n? haber vermesi, kad?n?n y?netime getirilmesine dair bir nehiydir. Zira bu haber, talep si?as?ndad?r. Bu haberin, zemmi haber vererek gelmi? olmas?, bu nehyin kesin bir nehiy oldu?una dair bir karinedir. Dolay?s?yla kad?n?n y?netime getirilmesi haram olmu?tur. Bundan dolay? erkek olma ?art?, y?neticinin y?netime getirilmesi ?artlar?ndan bir ?artt?r.

Y?neticinin adil olmas? ?art?na gelince; çünkü Allahuteala, ?ahidin adil olmas?n? ?art ko?mu?tur. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِنْكُمْ “?çinizden iki adalet sahibini ?ahit tutun.” [et-Talak 2] Halife ise ?ahitten daha üst bir konumda oldu?u için, evla bab?ndan adil olmas? zorunludur. Cünkü ?ahit için adalet ?art ko?uldu?una g?re, halife için ?art ko?ulmas? evla bab?ndand?r.

Hür olmas? ?art?na gelince; çünkü k?le kendisinin tasarrufuna sahip de?ildir ve dolay?s?yla ba?kas?n?n i?ini gütmeye sahip olamaz. Ayr?ca k?lelik, k?lenin zaman?n?n efendisinin mülkü olmas?n? gerektirir.

Bali? olmas? ?art?na gelince; çünkü sabi [ergenlik ça??nda olmayan genç veya çocuk] olmas? caiz de?ildir. Nitekim Ebû Davud, Ali ?bn-u Ebî Talib [RadiyAllahu Anh]’dan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle buyurdu?unu rivayet etti: رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاثَةٍ عَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَبْلُغَ وَعَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الْمَعْتُوهِ حَتَّى يَبْرَأَ “Kalem (sorumluluk) ?u üç ki?iden kald?r?lm??t?r: Bulü?a erinceye kadar sabiden, uyan?ncaya kadar uyuyandan, akl? ba??na gelinceye kadar akl? gidenden.” Ba?ka bir rivayetinde ise ?u laf?zla gelmi?tir: رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاثَةٍ عَنِ الْمَجْنُونِ الْمَغْلُوبِ عَلَى عَقْلِهِ حَتَّى يَفِيقَ وَعَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ “Kalem (sorumluluk) ?u üç ki?iden kald?r?lm??t?r: Akl? ba??na gelinceye kadar deliden, uyan?ncaya kadar uyuyandan, ihtilam oluncaya kadar sabiden.” Uzerinden kalemin (sorumlulu?un) kald?r?ld??? kimsenin i?inde tasarruf sahibi olmas? sahih olmaz ve o ?eran mükellef de say?lmaz. Dolay?s?yla halife olmas? veya bunun d???nda bir y?netici olmas? da sahih olmaz. Cünkü onun tasarruf yetkisi yoktur. Sabinin halife olamayaca??na bir delil de el-Buhari’nin rivayet etti?i ?u hadistir:عن أبي عقيل زهرة بن معبد عن جده عبد الله بن هشام، وكان قد أدرك النبي صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وذهبت به أمـه زينب بنت حميد إلى رسـول الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فقالت: يا رسـول الله، بايعه، فقال النبي: هو صغير. فمسح رأسه ودعا له... Ebî Akîl Zuhra ?bn-u Ma’bed’den, o da Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i g?ren ve annesi Zeyneb Bint-u Humeyd ile birlikte giden (ve o zaman henüz küçük olan) dedesinden Abdullah ?bn-u Hi?am’dan annesinin Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e ??yle dedi?ini nakletti: “Ey Allah’?n Resulü! Onun (Abdullah’?n) biatini al!” Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] “O küçüktür” dedi, ba??n? ok?ad? ve ona dua etti. Sabinin biati muteber olmad???na ve ba?kas?na halife olmas? için biat veremedi?ine g?re, bizzat halife olmas? da evla bab?ndan caiz olmaz.

Akil olmas? ?art?na gelince; çünkü deli olmas? sahih de?ildir. Zira Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاثَةٍ “Kalem (sorumluluk) ?u üç ki?iden kald?r?lm??t?r” buyurdu ve bunlar aras?nda الْمَجْنُونِ الْمَغْلُوبِ عَلَى عَقْلِهِ حَتَّى يَفِيقَ “Akl? ba??na gelinceye kadar deliden” olan? da zikretmi?tir. Kendisinden kalem (sorumluluk) kald?r?lan kimse ise mükellef de?ildir. Zira ak?l, teklifin (mükellefiyetin) menat?d?r ve tasarruflar?n s?hhati için ?artt?r. Halife ise ancak y?netim tasarruflar?n? ikame etmekte ve ?eri teklifleri (sorumluluklar?) infaz etmektedir. Dolay?s?yla onun deli olmas? sahih olmaz. Cünkü kendi i?lerinde tasarrufta bulunmas? sahih olmayan bir delinin, insanlar?n i?lerinde tasarruf sahibi olmas? evla bab?ndan hiç sahih olmaz.

Kifayet ehlinden kâdir birisi olmas? ?art?na gelince; çünkü bu, hem halifenin hakk?nda biatin gerekliklerindendir hem de halifenin d???nda muavinlerin, valilerin ve âmillerin y?netime getirilmesi akdinin gerekliklerindendir. Zira aciz olan, tebaan?n i?lerini üzerlerine biatin edildi?i kitap ve sünnet ile veya üstlendi?i y?netime getirilme akdine g?re kaim olmaya muktedir olamaz.

?unlar bunun delillerindendir:

1. Muslim, Ebî Zerr [RadiyAllahu Anh] kanal?yla ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir:

قُلْتُ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَلا تَسْتَعْمِلُنِي؟ قَالَ: فَضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى مَنْكِبِي ثُمَّ قَالَ: يَا أَبَا ذَرٍّ، إِنَّكَ ضَعِيفٌ، وَإِنَّهَا أَمَانَةُ، وَإِنَّهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ خِزْيٌ وَنَدَامَةٌ، إِلاَّ مَنْ أَخَذَهَا بِحَقِّهَا وَأَدَّى الَّذِي عَلَيْهِ فِيهَا “Dedim ki: “Ey Allah’?n Resulü! Beni âmil olarak tayin etmez misin? Bu s?züm üzerine, elini omuzuma vurdu ve sonra dedi ki: “Ey Ebâ Zerr! Sen zay?fs?n, âmillik ise bir emanettir. (Hakk?n? veremedi?in taktirde) k?yamet günü rüsvayl?k ve pi?manl?kt?r. Ancak kim onu hakederek al?r ve onun sebebiyle üzerine dü?en vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç.”

Dolay?s?yla bu hadis, âmilli?in hakk?yla al?nmas?na ve gere?ince eda edilmesine, yani ona ehil olunmas?na dair durumu aç?klamaktad?r. Karine ise kesinlik ifade eder. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ehil olmad??? halde âmilli?i alan kimse hakk?nda ??yle demi?tir: وَإِنَّهَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ خِزْيٌ وَنَدَامَةٌ، إِلاَّ مَنْ أَخَذَهَا ... “Ancak kim onu hakederek al?r ve onun sebebiyle üzerine dü?en vazifeleri eksiksiz eda ederse o hariç…”

2. el-Buhari, Ebî Hurayra [RadiyAllahu Anh] kanal?yla Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle buyurdu?unu rivayet etmi?tir: إِذَا ضُيِّعَتِ الأَمَانَةُ فَانْتَظِرِ السَّاعَةَ. قَالَ: كَيْفَ إِضَاعَتُهَا يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: إِذَا أُسْنِدَ الأَمْرُ إِلَى غَيْرِ أَهْلِهِ فَانْتَظِرِ السَّاعَةَ “Emanet heba edildi?inde k?yameti bekle.” Dedi ki: “Emanetin heba edilmesi nas?l olur ey Allah’?n Resulü!” Allah’?n Resulü dedi ki: “?? (y?netim) ehil olmayana tevdî edildi?inde k?yameti bekle.”

Ayn? ?ekilde bu hadis, y?netimin ehil olmayan kimseye b?rak?lmas?ndan kesin nehyi ifade etmektedir. Kesin karine ?udur ki bu, ehil olmayan kimsenin y?netime getirilmesinin haraml?l???n?n büyüklü?üne delalet etmek üzere emaneti heba etmek ve k?yamet saatinin alametlerindendir demektir.

“Kifayetin” nas?l belirlenece?ine gelince; bu, menat?n tahkikini gerektirir. Cünkü menat, bedensel veya fikirsel bir hastal?k veya benzerleriyle alakal? olabilir. Bunun içindir ki kifayetin belirlenmesi Mezâlim Mahkemesine terk edilir. Zira hilafete aday olanlar?n inikad ?artlar?n?n gerçekle?mesini belirleyecek olan odur.