A
18

Madde 189

Devletin, dünyada kurulu di?er devletlerle olan ili?kileri ?u dört husus üzerine kuruludur:

Birincisi: ?slami alemde kurulu devletlere, sanki tek bir beldede kuruluymu?ças?na itibar edilir. D?? ili?kiler kapsam?na girmezler ve onlarla olan ili?kiler d?? siyasetten say?lmaz. Hepsini tek bir devlet halinde birle?tirmek için çal??mak gerekir.

?kincisi: Kendileriyle aram?zda iktisadî anla?malar veya ticarî anla?malar veya iyi kom?uluk anla?malar? veya kültürel anla?malar bulunan devletler ile muamele, anla?mada geçenlere göre olur ve anla?malarda belirtilmesi halinde, -muamelenin fiilen misli olmas? ?art?yla- bu devletlerin tebaalar?n?n beldelerimize kimlikle, pasaport gerekmeksizin girme haklar? vard?r. Bu devletlerle olan iktisadî ve ticarî ili?kiler, -zarar? olmas? ve bu devletleri güçlendiren ?eylerden olmamas? ?art?yla- belirli ?eylerle ve belirli s?fatlarla s?n?rland?r?lmal?d?r.

Üçüncüsü: Kendileriyle aram?zda anla?ma bulunmayan devletler, ?ngiltere, Amerika ve Fransa gibi bilfiil sömürgeci devletler ve Rusya gibi beldelerimize göz diken devletler, hükmen harbi devletler say?l?rlar. Onlara kar?? her türlü ihtiyati tedbir al?n?r. Onlarla herhangi bir diplomatik ili?ki kurulmaz. Bu devletlerin tebaalar?, beldelerimize ancak pasaportla ve her ki?iye her giri?i için özel bir vize almak suretiyle girebilirler. Fakat fiili harbi devlet haline gelirlerse bu geçerli olmaz.

Dördüncüsü: (?srail) gibi fiili harbi devletlere kar?? bütün ili?kilerde sava? hali esas tutulmal?d?r. Aram?zda ate?kes olsun veya olmas?n onlarla fiili sava? içindeymi?iz gibi davran?lmal?d?r. Tüm tebaalar?n?n beldelerimize girmesi yasaklan?r.

19 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence
Bu madde, dâr-ul ?slam, dâr-ul küfür, muahid ve müsteminle ilgili hükümlerden al?nm??t?r:

Birinci F?kra: Hindistan gibi ?slam'la y?netilen veya Lübnan gibi geneli Müslüman olan ?slam beldeleri ile ilgilidir. Hilafet’in hicri 1342 senesinde y?k?lmas?ndan Allah'?n izniyle yeniden kuruluncaya kadar ?slam beldelerinin hepsi dâr-ul küfürdür. Cünkü ?slam beldelerinden bir k?sm? ?slam'la hükmetmez ve d?? eman? ?slam eman? ile sa?lanmazken bir k?sm?n?n ise eman? Müslümanlar?n eman? ile sa?lanmas?na ra?men ?slam'la hükmetmemektedir. Hepsi de dâr-ul küfür say?l?r. Madem bugünkü ?slam beldeleri, dâr-ul ?slam'd? o halde yeniden dâr-ul ?slam'a d?nü?türmek için çal??mak kaç?n?lmazd?r. Ancak ?slam'la hükmetmedikleri veya emanlar? ?slam eman? olmad?kça birer dâr-ul küfürdürler. Dâr-ul küfürden kast?m?z halk?n?n hepsinin kafir olmas? olmad??? gibi dâr-ul ?slam'dan kast?m?z da halk?n?n hepsinin Müslüman olmas? de?ildir. Bilakis burada dâr?n manas?, "?eri bir hakikat" olarak ?eri bir ?st?laht?r. Yani aynen salah, oruç lafz? ve benzeri ?eri hakikatler gibi dâra bu manay? veren bizzat ?eriatt?r.

Binaenaleyh halk?n?n hepsi Nasrani olan ancak ?slam Devleti'nin içerisinde yer alan bir ülke dâr-ul ?slam olarak isimlendirilir. Cünkü ?slam Devleti içerisinde yer ald??? sürece tatbik edilen hükümler ?slam hükümleridir ve ülkenin eman?, ?slam eman? ile sa?lanmaktad?r.

Halk?n?n geneli Müslüman olan ancak ?slam'la hükmetmeyen bir devletin içerisinde yer alan ve eman? kafirlerin ordusu ile sa?lanan bir belde aç?s?ndan da b?yledir. Zira halk?n?n geneli Müslüman olmas?na ra?men bu belde dâr-ul küfür olarak isimlendirilir. Cünkü burada dâr?n manas?, ?eri bir hakikat olup dâr lafz? ?tlak edilirken Müslümanlar?n az yada çok olmas?n?n bir ?nemi yoktur. Bilakis ?nemli olan halk?na tatbik edilen hükümler ve halk? için sa?lanan emand?r. Yani dâr?n manas?, aynen salah?n manas?n?n salah?n manas?n? aç?klayan ?eri nasslardan al?nd??? gibi bu manay? aç?klayan ?eri nasslardan al?nmaktad?r. Hakeza ?eri hakikatlerin hepsinin manas?, laf?zlar?n lügat manalar?ndan de?il ?eri nasslardan al?n?r.

Dâr-ul küfre ait hükümler olup dâr-ul ?slam'la ilgili hükümlerinden tamamen farkl?d?r. Zira onun, yani dâr-ul küfrün kendisine has hükümleri vard?r:

E?er dâr-ul küfürde ya?ayan bir Müslüman, dininin ?iarlar?n? izhar edemiyorsa dininin ?iarlar?n? izhar edebilece?i ba?ka bir dâr-ul küfre intikal etmelidir. Bunun delili Allahuteala'n?n ?u kavlidir: إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمْ قَالُواْ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الأَرْضِ قَالْوَاْ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُواْ فِيهَا فَأُوْلَئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءتْ مَصِيرًا "Kendilerine zulmeden kimselere melekler, canlar?n? al?rken: "Ne i?te idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'?n yeri geni? de?il miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. ??te onlar?n bar?na?? cehennemdir; oras? ne k?tü bir gidi? yeridir." [en-Nisâ 97]

Bu ise bugün oldu?u gibi dâr-ul ?slam'?n olmamas? halindedir. Fakat dâr-ul ?slam varsa dâr-ul küfürden dâr-ul ?slam'a hicret hükümleri a?a??daki ?ekilde olur:

1- Bir kimse hicret etmeye muktedir olup bulundu?u beldede dinini izhar edemiyor ve kendisinden istenen ?slam hükümlerini yerine getiremiyorsa bu durumda bu kimsenin dâr-ul ?slam'a hicret etmesi farzd?r ve dâr-ul harpte, yani dâr-ul küfürde ikamet etmesi haramd?r. Bilakis dâr-ul ?slam'a hicret etmesi vaciptir. Bunun delili bir ?nceki ayettir: إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمْ قَالُواْ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الأَرْضِ قَالْوَاْ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُواْ فِيهَا فَأُوْلَئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءتْ مَصِيرًا "Kendilerine zulmeden kimselere melekler, canlar?n? al?rken: "Ne i?te idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'?n yeri geni? de?il miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. ??te onlar?n bar?na?? cehennemdir; oras? ne k?tü bir gidi? yeridir." [en-Nisâ 97] Bu ayet, burada da delil getirmeye uygundur. Yine Tirmizi'nin Cabir kanal?yla Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in ??yle buyurdu?unu rivayet etmesi de buna delalet etmektedir: أَنَا بَرِيءٌ مِنْ كُلِّ مُسْلِمٍ يُقِيمُ بَيْنَ أَظْهُرِ الْمُشْرِكِينَ، قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَلِمَ؟ قَالَ: لا تَرَايَا نَارَاهُمَ "Ben, mü?riklerin aras?nda ikamet eden her Müslümandan beriyim." Dediler ki: "Niçin ey Allah'?n resulü?" Buyurdu ki: "Onlar?n ate?leri birbirine g?rünmemelidir." Ebî Davud'un rivayetinde ise ??yle geçmi?tir: قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، لِمَ؟ قَالَ: لا تَرَاءَى نَارَاهُمَا "Dediler ki: "Niçin ey Allah'?n resulü?" Buyurdu ki: "O ikisinin ate?leri birbirine g?rünmemelidir." Bu hadisin bir benzerini de en-Nesâi, rivayet etti. Hadiste geçen [لا تراءى ناراهم] "Onlar?n ate?leri birbirine g?rünmemelidir." ifadesinin manas?, onlar?n Müslüman?n ate?ini g?rece?i ve Müslüman?n da onlar?n ate?ini g?rece?i bir yerde demektir… Bu da onlar?n dâr?nda ya?anmamas?na dair bir kinayedir.

El-Buhari'nin rivayet etti?i Aleyhi’s Salatu ve's Selam'?n ?u kavline: لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ فَتْحِ مَكَّةَ "Mekke'nin fethinden sonra hicret yoktur." ?u kavline: لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ "Fetihten sonra hicret yoktur." ?u kavline: قَدْ انْقَطَعَتْ الْهِجْرَةُ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ "Art?k hicret bitti ancak cihat ve niyet vard?r." Ve rivayet edilen ?u hadise gelince: Safvân ?bn-u Ummeyye Müslüman olunca ona denildi ki: "Hicret etmeyenin dini yoktur." Bunun üzerine Medine'ye geldi ve Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ona dedi ki: مَا جَاءَ بِكَ أَبَا وَهْبٍ؟ قَالَ: قِيلَ إِنَّهُ لاَ دِينَ لِمَنْ لَمْ يُهَاجِرْ، قَالَ: ارْجِعْ أَبَا وَهْبٍ إِلَى أَبَاطِحِ مَكَّةَ، فَقَرُّوا عَلَى مَسْكَنِكُمْ فَقَدْ انْقَطَعَتْ الْهِجْرَةُ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ، فَإِنْ اسْـتُـنْـفِرْتـُـمْ فَانْفِرُوا "Ebâ Vehb, seni buraya getiren nedir?" Dedi ki: "Denildi ki hicret etmeyenin dini yoktur." Resul buyurdu ki: "Ebâ Vehb, Mekke'nin geni? vadilerine geri d?n ve meskenlerinizde kal?n. Zira art?k hicret bitmi?tir. Ancak cihat ve niyet vard?r. (Cihada) ça?r?ld???n?zda ç?k?n?z." [?bn-u Asâkir rivayet etti] Bunlar?n hepsi, Mekke'nin fethinin ard?ndan hicreti nefyetmektedir. Ancak bu nefy, ayn? hadisten istinbat edilen ?eri bir illetle illetlendirilmi?tir. Zira "Mekke'nin fethinden sonra" kavli, illiyet içeren bir ?ekilde gelmi?tir. Dolay?s?yla bu, Mekke'nin fethi hicretin nefyedilmesinin illeti demektir. Bu da bu illetin, malulün ortaya ç?kmas?yla ortaya ç?kaca?? ve ortadan kalkmas? ile ortadan kalkaca??, Mekke'ye has olmay?p bilakis tüm beldelerin fethedilmesi için geçerlidir demektir. Bunun delili ise di?er rivayettir: لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ "Fetihten sonra hicret yoktur." Nitekim el-Buhari'nin, hicret hakk?nda soruldu?unda Ai?e'nin ??yle dedi?ini rivayet etmesi de bunu teyit etmektedir: لاَ هِجْرَةَ الْيَوْمَ، كَانَ الْمُؤْمِنُ يَفِرُّ بِدِينِهِ إِلَى اللهِ وَرَسُولِهِ مَخَافَةَ أَنْ يُفْتَنَ. فَأَمَّا الْيَوْمَ فَقَدْ أَظْهَرَ اللهُ الإِسْلامَ، وَالْمُؤْمِنُ يَعْبُدُ رَبَّهُ حَيْثُ شَاءَ "Bugün hicret yoktur. Mümin, fitneye dü?ürülme korkusuyla dini için Allah'a ve resulüne kaç?yordu. Fakat bugün Allah, ?slam'? üstün k?ld? ve mümin Rabbine diledi?i gibi ibadet ediyor." Bu, Müslümanlar?n fetih ?ncesi fitneye dü?me korkusuyla dinleri için kaçmak amac?yla hicret ettiklerine ve fetihten sonra hicretin nefyedildi?ine delalet etmektedir. Cünkü dinlerini izhar etmeye ve ?slam hükümlerini yerine getirmeye muktedir oldular. Dolay?s?yla hicretin nefyedilmesinin illeti, bu sonucu do?uran her fetih olup sadece Mekke'nin fethedilmesi de?ildir. Binaenaleyh bununla kastedilen fetihten sonra art?k fethedilen beldeden hicret etmek yoktur. Dolay?s?yla Aleyhi's Salatu ve's Selam'?n Safvân'a, "Art?k bitti" s?zü, fethedildikten sonra Mekke'den demektir. Cünkü hicret, kafirlerin beldesinden ve dâr-ul küfürden ç?kmak demektir. Bir belde fethedilip dâr-ul ?slam'a d?nü?tü?ünde ortada ne kafirlerin beldesi ne dâr-u küfür ne de hicret diye bir ?ey kal?r. Ayn? ?ekilde fethedilen her beldede de hicret diye bir ?ey kalmaz. Nitekim Ahmed'in Muaviye kanal?yla Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'i ??yle derken i?ittim dedi?ini rivayet etmesi bunu teyit etmektedir: لا تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ مَا تُقُبِّلَتْ التَّوْبَةُ، وَلا تَزَالُ التَّوْبَةُ مَقْبُولَةً حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ الْمَغْرِبِ "T?vbe kabul edildi?i sürece hicret bitmez. Güne? bat?dan do?uncaya kadar t?vbe kabul edilecektir." Yine Ahmed, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in ??yle buyurdu?unu rivayet etmi?tir: ِ إِنَّ الْهِجْرَةَ لا تَنْقَطِعُ مَا كَانَ الْجِهَادُ "Cihat oldu?u sürece hicret devam edecektir." Ba?ka bir rivayette ise ??yle geçmi?tir: لا تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ مَا قُوتِلَ الْعَدُوُّ "Dü?manla sava??ld??? sürece hicret devam edecektir." Dolay?s?yla bu hadisler, dâr-ul küfürden dâr-ul ?slam'a hicretin devam edece?ine delalet etmektedir.

2- Bir kimse hicret etmeye muktedir olmas?na ra?men kendi beldesinde dinini izhar edebiliyor ve kendisinden talep edilen ?eri hükümleri yerine getirebiliyorsa bu durumda hicret farz de?il mendup olur... Bunun delili ?udur ki Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], fetihten ?nce dâr-ul küfür iken Mekke'den hicret etmek istiyordu ve bu hususta sarih ayetler gelmi?tir. Bu ayetlerden biri Allahuteala'n?n ?u kavlidir: إِنَّ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَالَّذِينَ هَاجَرُوا وَجَاهَدُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ يَرْجُونَ رَحْمَةَ اللَّهِ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ "?man edenler ve hicret edip Allah yolunda cihat edenler var ya, i?te onlar, Allah’?n rahmetini umabilirler. Allah, Gafurdur, Rahimdir." [el-Bakara 218] Ve ?u kavlidir: الَّذِينَ آمَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَاهَدُواْ فِي سَبِيلِ اللّهِ بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ اللّهِ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَائِزُونَ "?man edip de hicret edenler ve Allah yolunda mallar?yla, canlar?yla cihat edenler, derece bak?m?ndan Allah kat?nda daha üstündürler. Kurtulu?a erenler de i?te onlard?r." [et-Tevbe 20] Bu ayetlerin hepsi, hicretin talep edilmesi hususunda sarihtir. Hicretin farz olmamas?na gelince; çünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Müslümanlardan baz?lar?n?n Mekke'de kalmas?n? ikrar etmi?tir. Zira rivayet edildi?i üzere Nuîm en-Nehhâm, hicret etmek isteyince kavmi Benu Adîy kendisine gelerek ona ??yle dediler: "Bizim yan?m?zda kal ve yine dinin üzerine ol. Eziyet etmek isteyenlere kar?? biz seni koruruz. Yeter ki bizi daha ?nce g?zetti?in gibi g?zet. O da Beni Adîy'nin yetimlerini ve dullar?n? g?zetirdi. Bu yüzden bir süre hicretten geri kald? daha sonra hicret etti?inde Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ona ??yle dedi: قَوْمُكَ كَانُوا خَيْراً لَكَ مِنْ قَوْمِي لِي، قَوْمِي أَخْرَجُونِي وَأَرَادُوا قَتْلِي، وَقَوْمُكَ حَفِظُوكَ وَمَنَعُوكَ "Senin kavmin sana kar?? benim kavmimden daha hay?rl? ç?kt?. Benim kavmim beni ç?kar?p ?ldürmek isterken senin kavmin seni korudu ve kollad?." [?bn-u Hacer, el-?sabe'de zikretti]

3- Gerek hastal?k gerek kalmaya zorlama gerekse kad?n, çocuk ve benzerleri gibi zay?f olmalar? nedeniyle hicret etmekten aciz olmas? sebebiyle hicret etmeye muktedir olamayan kimseye gelince; Allah, onu bundan muaf tutmu? ve ondan bunu talep etmemi?tir. Bunun delili ise Allahuteala'n?n ?u kavlidir: إِلاَّ ?لْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ?لرِّجَالِ وَ?لنِّسَآءِ وَ?لْوِلْدَانِ لاَ يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلاَ يَهْتَدُونَ سَبِيلاً "Erkekler, kad?nlar ve çocuklardan (gerçekten) aciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnad?r." [en-Nisâ 98]

4- Kendi beldesinde dinini izhar etmeye ve talep edilen ?eri hükümleri yerine getirmeye muktedir olmakla birlikte ayn? zamanda ikamet etti?i dâr-ul küfrü dâr-ul ?slam'a d?nü?türme gücüne sahip olan kimseye gelince; ister bu güce bizzat kendisi ister kendi beldesindeki Müslümanlarla kitlele?mesi ister kendi ülkesi d???ndaki Müslümanlarla yard?mla?mas? ister ?slam Devleti ile yard?mla?mas? isterse herhangi me?ru bir vesile sayesinde sahip olsun bu kimsenin bu durumda dâr-ul küfürden dâr-ul ?slam'a hicret etmesi haramd?r. Zira dâr-ul küfrü dâr-ul ?slam'a d?nü?türmek için çal??mas? vaciptir ve bu durumda hicret etmesi haramd?r. Bunun delili, kendi beldesini dâr-ul ?slam'a ilhak etmek için çal??mas?n?n büyük bir farz olmas?d?r. Bunu eda etmeye muktedir oldu?u halde yerine getirmeyip ilhak çal??mas?n? terk eder ve hicret ederse herhangi bir farz? terk etmi? gibi günahkar olur.

Binaenaleyh dâr-ul ?slam varken hicret etmesi vacip olan bir kimsenin dâr-ul küfürde ikamet etmesi haramd?r. Bunun da ?tesinde bir Müslüman?n dâr-ul küfürde ikamet etmesi onu dâr-ul küfür halk?ndan k?lar. Dolay?s?yla gerek ?slam Devleti ile ili?kiler gerekse di?er fertlerle ili?kileri bak?m?ndan ona dâr-ul küfür hükümleri tatbik edilir. Dolay?s?yla da ona had uygulanmaz, ondan zekat al?nmaz, dâr-ul ?slam'da olan bir kimseye varis olamaz ve dâr-ul ?slam'da olan kimselerin nafakas? ona dü?mez. Cünkü dâr-ul küfür halk?na ?eri hükümler tatbik edilmez. Müslümanlar?n lehine olanlar onlar?n lehine olmad??? gibi Müslümanlar?n aleyhine olanlar da onlar?n aleyhine de?ildir. Dolay?s?yla hükümler onlar? kapsamaz. Bunun delili ?udur ki Müslümanlar, dâr-ul küfürde olanlar?n sadece Müslüman olmalar?n? de?il ayn? zamanda ?slam'?n otoritesinin alt?na girmelerini de talep ediyorlard?. Zira Süleyman ?bn-u Burayde'nin, babas?ndan ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ إِذَا أَمَّرَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْ سَرِيَّةٍ أَوْصَاهُ فِي خَاصَّتِهِ بِتَقْوَى اللَّهِ وَمَنْ مَعَهُ مِنْ الْمُسْلِمِينَ خَيْرًا، ثُمَّ قَالَ: اغْزُوا بِاسْمِ اللَّهِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، قَاتِلُوا مَنْ كَفَرَ بِاللَّهِ، اغْزُوا وَلا تَغُلُّوا وَلا تَغْدِرُوا وَلا تَمْثُلُوا وَلا تَقْتُلُوا وَلِيدًا، وَإِذَا لَقِيتَ عَدُوَّكَ مِنْ الْمُشْرِكِينَ فَادْعُهُمْ إِلَى ثَلاثِ خِصَالٍ أَوْ خِلالٍ، فَأَيَّتُهُنَّ مَا أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى الإِسْلاَمِ، فَإِنْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ وَكُفَّ عَنْهُمْ، ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ، وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ، فَإِنْ أَبَوْا أَنْ يَتَحَوَّلُوا مِنْهَا فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ الْمُسْلِمِينَ يَجْرِي عَلَيْهِمْ حُكْمُ اللَّهِ الَّذِي يَجْرِي عَلَى الْمُؤْمِنِينَ، وَلا يَكُونُ لَهُمْ فِي الْغَنِيمَةِ وَالْفَيْءِ شَيْءٌ إِلاَّ أَنْ يُجَاهِدُوا مَعَ الْمُسْلِمِينَ "Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir orduya yahut bir seriyyeye emîr tayin etti?i zaman, hassaten ona Allah’a kar?? takval? olmas?n? ve beraberindeki Müslümanlara da hay?r tavsiye eder, sonra ??yle derdi: "Allah’?n ad?yla, Allah yolunda gazveye ç?k?n. Allah’? inkar edenler ile sava??n! Gazveye ç?k?n, ama haddi a?may?n, gadr (haks?zl?k) etmeyin, müsle (hakaret için cesetler üzerinde tahribat) yapmay?n, çocuklar? ?ldürmeyin! Mü?rik dü?manlar?nla kar??la?t???n zaman, onlar? üç haslete yahut s?fata davet et. E?er sana icabet ederlerse, onlardan kabul et ve art?k onlara dokunma! ?nce ?slam’a davet et, e?er sana icabet ederlerse, onlardan kabul et ve art?k onlara dokunma! Sonra kendi dârlar?ndan (beldelerinden) dâr-ul muhaciruna (dâr-ul ?slam’a) ayr?lmaya (hicrete) davet et ve onlara haber ver ki bunu yapmalar? halinde muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur. E?er ondan (beldelerinden) ayr?lmay? reddederlerse, onlara haber ver ki Müslüman Arabiler (bedevîler) gibi olurlar; müminler üzerine icra edilen Allah’?n hükmü onlar?n da üzerine icra edilir, ama onlar?n ganimette [sava? yoluyla dü?mandan al?nan mal] ve feyde [sava? olmadan dü?mandan al?nan mal] hiçbir hakk? olmaz, Müslümanlar ile birlikte cihat etmeleri müstesna." [Muslim rivayet etti] Yine Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ??yle buyurmu?tur: ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ، وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ "Sonra kendi dârlar?ndan (beldelerinden) dâr-ul muhaciruna (dâr-ul ?slam’a) ayr?lmaya (hicrete) davet et ve onlara haber ver ki bunu yapmalar? halinde muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur." [Muslim rivayet etti] Dolay?s?yla bu, bizim lehimize ve aleyhimize olanlar?n onlara da olmas?, yani hükümlerin onlar? da kapsamas? için ayr?lmay? (hicret etmeyi) ?art ko?an bir nasst?r. Zira [وَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ] "Onlara haber ver ki bunu yapmalar? halinde… onlar?n da lehine olur" kavlinin mefhumu, onlar bunu yapmad?klar? takdirde Muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, Muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur demektir. Cünkü mükafat?n gerçekle?mesi ?art?n gerçekle?mesine ba?l?d?r. ?art gerçekle?medi?inde mükafatta gerçekle?mez. Yani ayr?lmazlar (hicret etmezlerse) dâr-ul ?slam'daki Müslümanlar?n lehine olanlar onlar?n lehine olmaz. Ayr?ca Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in ?u kavli: فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ الْمُسْلِمِينَ يَجْرِي عَلَيْهِمْ حُكْمُ اللهِ الَّذِي يَجْرِي عَلَى الْمُسْلِمِينَ "Onlara haber ver ki Müslüman Arabiler (bedevîler) gibi olurlar; Müslümanlar üzerine icra edilen Allah’?n hükmü onlar?n da üzerine icra edilir." Bu kavli, onlar?n ?ldürülmemeleri ve mallar?n?n ganimet olarak al?nmamas? aç?s?ndan olup hükümler aç?s?ndan de?ildir. Zira yukar?da geçen ?artla ilgili hükümlerin konusu bu hususta sarihtir. Kald? ki Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], mal konusuna art? bir aç?kl?k getirmi?tir. Zira ayn? hadiste ??yle buyurmu?tur: وَلا يَكُونُ لَهُمْ فِي الْغَنِيمَةِ وَالْفَيْءِ شَيْءٌ "Ama onlar?n ganimette [sava? yoluyla dü?mandan al?nan mal] ve feyde [sava? olmadan dü?mandan al?nan mal] hiçbir hakk? olmaz." B?ylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ayr?lmaktan imtina etmelerini fey ve ganimetteki haklar?n?n dü?mesi olarak saym??t?r ki di?er mallar, fey ve ganimete k?yas edilir. Yani malla ilgili haklar? dü?mü? olur. Dolay?s?yla muhacirlerin dâr?na ayr?lmayan (hicret etmeyen) bir kimse, malla ilgili hüküm bak?m?ndan dâr-ul ?slam'daki haklar?ndan, yani mali haklar?ndan mahrum olan di?er Müslümanlar gibi olur. Dolay?s?yla da Müslümanlar?n lehine olanlar onun lehine olmayaca?? gibi Müslümanlar?n aleyhine olanlar da onun aleyhine olmaz. Bu da malla ilgili hükümlerin ona tatbik edilmeyece?i anlam?na gelmektedir. Cünkü o, muhacirlerin dâr?na ayr?lmam??t?r. Her ne kadar Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in: [إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ] "Bunu yapmalar? halinde muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur" kavlinden dolay? ona hükümlerin hiç biri tatbik edilmemi? olsa da bu, malla ilgili haklar aç?s?ndan bir tekittir. Ayr?ca o zaman muhacirlerin dâr? olan (Medine), tek dâr-ul ?slam idi ve onun d???nda kalan yerler dâr-ul harp, yani dâr-ul küfür idi. Bunun içindir ki Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], dâr-ul harp olmas? itibar?yla muhacirlerin dâr? d???nda olan tüm beldelerle sava??rd?. Bunun delili ise Enes'ten ??yle dedi?inin rivayet edilmesidir: كان رسول اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ إذا غَزَا قَوْمًا لم يُغِرْ حتى يُصْبِحَ، فَإِنْ سمع أَذَانًا أَمْسَكَ، وَإِنْ لم يَسْمَعْ أَذَانًا أَغَارَ بَعْدَ ما يُصْبِحُ "Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bir kavme sald?raca?? zaman sabah oluncaya kadar sald?rmazd?. E?er ezan sesi i?itirse (sald?rmaktan) vazgeçerdi. Ezan sesi i?itmezse sabah olur olmaz sald?r?rd?." [el-Buhari] Yine Isam el-Muzni’den ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bir seriye g?nderdi?inde ??yle derdi: إِذَا رَأَيْتُمْ مَسْجِداً، أَوْ سَمِعْتُمْ مُنَادِياً، فَلاَ تَقْتُلُوا أَحَداً "Bir mescit g?rür veya bir müezzin sesi i?itirseniz hiçbir kimseyi ?ldürmeyiniz." [?bn-u Mace d???nda Kütüb-i Sitte sahipleri rivayet etti ve Tirmizi, hasen garip dedi] ??te bu iki hadis, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], muhacirlerin dâr? d???nda olan yerleri Müslümanlar otursa dahi dâr-ul harp, yani dâr-ul küfür olarak g?rdü?üne ve dâr-ul küfür olarak hükmetti?ine delalet etmektedir. dâr-ul küfür'deki Müslümanlar ile gayrimüslimler aras?nda ayr?m yap?lmaz. Ancak Müslümanlarla sava??lmaz, onlar ?ldürülmez ve mallar? ganimet olarak al?nmazken gayrimüslimlerle sava??l?r, onlar ?ldürülür ve mallar? ganimet olarak al?n?r. Bunun d???ndaki onlarla ilgili hükümler ayn?d?r. Dolay?s?yla dâr-ul ?slam d???ndaki tüm beldeler, dâr-ul harp say?l?rlar ve dâr-ul harp hükmünü al?rlar. ??te bunlar?n hepsi, dâr?n hükmüne delalet etti?i gibi Müslüman yada kafir olsun dâr-ul ?slam varken dâr-ul harpte, yani dâr-ul küfürde ikamet eden bir kimseye dâr-ul harp hükümlerinin tatbik edilece?ine delalet etmektedir. Dâr-ul küfrün zorla fethedilmesi durumunda Müslüman?n ?ldürülmemesi ve mal?n?n ganimet olarak al?nmamas? d???nda bu hususta Müslüman ile kafir ayn?d?r. Ayr?ca dâr-ul ?slam'da ikamet eden bir kimseye dâr-ul ?slam hükümleri uygulan?r ve bu hususta Müslüman ile z?mmi ayn?d?r. Dolay?s?yla dâr?n farkl?l???na g?re hükümler terettüp eder. Mesela Müslüman yada gayrimüslim olsun dâr-ul küfürde ikamet eden bir kimseyi kesinlikle ?slam Devleti'nin tatbik etti?i ?slam hükümleri kapsamaz. Bu da Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in Süleyman ?bn-u Burayde'nin hadisinde geçen ?u kavlinden dolay?d?r: أَنَّهُمْ إِنْ فَعَلُوا ذَلِكَ فَلَهُمْ مَا لِلْمُهَاجِرِينَ وَعَلَيْهِمْ مَا عَلَى الْمُهَاجِرِينَ "Bunu yapmalar? halinde muhacirlerin lehine olan onlar?n da lehine olur, muhacirlerin aleyhine olan onlar?n da aleyhine olur." Bunun mefhumu onlar, bunu yapmad?klar?nda, yani muhacirlerin dâr?na ayr?lmad?klar?nda Muhacirlerin lehine olanlar onlar?n lehine olmayaca?? gibi Muhacirlerin aleyhine olmayanlar da onlar?n aleyhine olmaz demektir. Yani ?slam Devleti'nde (dâr-ul ?slam'da) tatbik edilen ?slam hükümleri onlar? kapsamaz demektir. Cünkü onlar, ?slam Devleti'nin tabiiyetini ta??mamaktad?rlar. Ancak onlar? ?u iki hüküm kapsar: ?çerisinde ya?ad?klar? dâr-ul küfür fethedildi?i s?rada kanlar?n?n ve mallar?n?n korunmas?. Cünkü bunlar, Abdullah ?bn-u ?mer'den rivayet edilen Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in ?u kavline binaen istisna edilmi?tir: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لاَ إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ وَيُقِيمُوا الصَّلاةَ وَيُؤْتُوا الزَّكَاةَ، فَإِذَا فَعَلُوا ذَلِكَ عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلا بِحَقِّ الإِسْلامِ، وَحِسَابُهُمْ عَلَى اللَّهِ "Allah’tan ba?ka ilah yoktur, Muhammed O’nun resulüdür deyinceye, salâh? ikame edinceye ve zekat? verinceye kadar insanlarla sava?makla emrolundum. Bunu yapt?klar? zaman kanlar?n? ve canlar?n? ancak ?slam’?n hakk?yla benden korumu? olurlar. Art?k onlar?n hesab? Allah’a aittir." [?mer, Ebî Hurayra, ?bn-u ?mer ve ba?kalar?n?n hadisinden muttefekun aleyh/laf?z Muslim'e aittir] Fakat Müslüman yada z?mmi olsun dâr-ul ?slam'da ikamet eden bir kimseyi ?eriat?n ibadetler gibi gayrimüslimler için istisna k?ld??? hükümler hariç devletin dâr-ul ?slam'da tatbik etti?i ?slam hükümlerinin tamam? kapsar.

Dâr-ul küfür veya dâr-ul ?slam olmas? bak?m?ndan dâra y?nelik bu de?erlendirmeye tabiiyet ad? verilir. Dolay?s?yla Müslüman yada z?mmi olsun dâr-ul ?slam'da ikamet eden bir kimse ?slam tabiiyetini (dâr-ul ?slam tabiiyetini) ta??m?? olur. Dolay?s?yla da devlet taraf?ndan ona ?slam hükümleri tatbik edilir. Müslüman yada kafir olsun dâr-ul küfürde ikamet eden bir kimse dâr-ul küfür tabiiyeti ta??m?? olur. Dolay?s?yla devlet taraf?ndan ona ?slam hükümleri tatbik edilmez. Bunun içindir ki ?nemli olan geçici ikamet de?il yerle?mektir. Mesela Müslüman bir kimse dâr-ul ?slam'da ikamet etse ve ticaret veya tedavi olma veya ilim ??renme veya akrabalar?n? ziyaret etme veya gezme veya herhangi bir maksatla dâr-ul küfre gidip ?slam tabiiyetini ta??mas?na, yani dâr-ul ?slam'da ikamet etmesine ve oraya geri d?necek olmas?na ra?men orada birkaç ay veya sene kalarak dâr-ul küfürde otursa bile dâr-ul ?slam halk?ndan say?l?r. Keza bir Müslüman dâr-ul küfürde ikamet etse ve ticaret veya tedavi olma veya ilim ??renme veya akrabalar?n? ziyaret etme veya gezme veya herhangi bir maksatla Dâr-ul ?slam'a gelip ?slam Devleti tabiiyetini ta??may?p küfür tabiiyetini ta??may?, yani dâr-ul küfürde ikamet etmeyi sürdürmesine ve oraya geri d?necek olmas?na ra?men orada bir gün veya bir ay veya bir yada bir seneden fazla kalsa bile dâr-ul küfür halk?ndan say?l?r. Dolay?s?yla onun hakk?nda müstemin hükümleri uygulan?r. Dolay?s?yla dâr-ul ?slam'a ancak eman, yani devletin izni ile girebilir. Dolay?s?yla da mesele, ne kadar uzarsa uzas?n geçici ikamet de?ildir. Bilakis mesele, ikamet etmektir, yani ta??n?lan tabiiyettir.

Buna g?re ?slam Devleti kurulup Hilafet ortaya ç?kt???nda Müslümanlar?n otoritesi ve ?slam'?n eman? ile hükmetti?i beldeler dâr-ul ?slam olur ve bunlar?n d???ndaki yerlere bak?l?r; ?slam'la hükmetmiyor veya eman? küfür eman? ise halk?n?n tamam? Müslüman olsa bile dâr-ul küfür, yani dâr-ul harptir ve ona dâr-ul harp hükümleri uygulan?r. Fakat ?slam'la hükmediyor ve eman? ?slam eman? olmas?na ra?men Hilafet’e ilhak olmam??sa dâr-ul ?slam olur ve ona ?slam hükümleri uygulan?r. Dolay?s?yla onlar?n hükmü, bagi hükmünde olup gerek akitleri gerek kâdi ve vali naspetmeleri ve bunlar?n hükümleri sahihtir. Ancak halifenin biatinin alt?na girmeleri için onlarla sava??l?r. Bu da ?u hadisten dolay?d?r: إِذَا بُويِعَ لإمَامَيْنِ فَاقْتُلُوا الآخَرَ مِنْهُمَا "?ki ?mama [Halifeye] biat edildi?inde onlardan sonuncusunu ?ldürün." [Muslim, Ebî Saîd'den rivayet etti] Yani onunla sava??n demektir. Buna g?re ne zaman ki Irak, Türkiye ve Suriye gibi Müslümanlar?n ülkelerinden bir ülkede ?slam Devleti kurulur ?ngiltere veya Amerika veya Rusya veya di?er küfür diyarlar?nda ve küfür beldelerinde ikamet eden bir Müslüman?n hükmü, dâr-ul harpte olan bir kimsenin hükmü gibi olur. Bu hususta bu beldelerin fethedilmesi s?ras?nda kan?n?n ve mal?n?n korunmas? d???nda Müslüman ile kafir aras?nda bir fark yoktur. Müslüman bir beldede olan Müslümanlara gelince; ?slam'? tatbik ederler ve Hilafet’e dahil olmazlarsa beldeleri Dâr-ul ?slam olur ve onlar?n hükmü bagilerin hükmü gibidir. Fakat ?slam'? tatbik etmezlerse beldeleri dâr-ul küfür olur. Ayn? ?ekilde ?slam beldelerinden olan her bir ülke, ?slam'? tatbik etmemeye devam eder veya d?? eman? Müslümanlar?n eman? d???nda bir eman olursa dâr-ul küfür say?l?r ve halk?n?n tamam? Müslüman olsa dahi onun hakk?nda dâr-ul küfür hükümleri tatbik edilir. ?slam Devleti'ne, yani Müslümanlar?n halifesinin hükmetti?i beldelere mücavir olmas? ile olmamas? aras?nda fark yoktur. Zira ?slam Devleti'ne g?re ?slam'la hükmeden veya ço?unlu?u Müslüman olan ?slam beldelerinin tamam? ?slam Devleti'ne ilhak edilmesi, ?slam rayesine boyun e?mesi ve boynunda halifeye biat olmas? gereken tek bir ?slam beldesi say?l?r.

?slam eman? ifadesinden maksat, eman?n ?slam otoritesi ile sa?lanmas?d?r. Küfür eman? ifadesinden maksat, eman?n küfür otoritesi ile sa?lanmas?d?r. Kamus-ul Muhit'te ??yle geçmi?tir: "Emin ve eman, korkunun z?dd?na sahip olan kimse gibi. Emene, fetha ile emnen ve emânen ferahlayan kimse gibidir." Ebu Davud, Sa'd?n ??yle dedi?ini tahric etmi?tir: لَمَّا كَانَ يَوْمُ فَتْحِ مَكَّةَ أَمَّنَ رَسُولُ اللَّهِ النَّاسَ إِلاَّ أَرْبَعَةَ نَفَرٍ وَامْرَأَتَيْنِ وَسَمَّاهُمْ "Mekke'nin fethedildi?i gün Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], isimlerini belirtti?i d?rt erkek ve iki kad?n d???nda insanlara güvence verdi." Yine Ebî ?bn-u Ka'b'tan ??yle rivayet edilmi?tir: فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ الْفَتْحِ قَالَ رَجُلٌ لا يُعْرَفُ: لا قُرَيْشَ بَعْدَ الْيَوْمِ، فَنَادَى مُنَادِي رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ أَمِنَ الأَسْوَدُ وَالأَبْيَضُ إِلا فُلانًا وَفُلانًا نَاسًا سَمَّاهُمْ "(Mekke'nin) fethedildi?i gün meçhul bir adam dedi ki: "Art?k bugünden sonra Kurey? yok. Derken Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in münadisi, ismini belirtti?i falan filan d???nda siyah ve beyaz emandad?r diye nida etti." [Ahmed, hasen isnat ile Musned'de, el-Hakim Mustedrak'ta ve ?bn-u Hibban Sahih'inde bir benzerini Ebî ?bn-u Ka'ab Radiyallahu Anhden tahric etti] Eman?n manas? i?te budur. ?slam'a veya küfre izafe edilmesi ise eman? sa?layan otoriteye izafe edilmesidir. Cünkü devlet içerisindeki eman, sadece otoriteye aittir. Dolay?s?yla ?slam'?n eman?, Müslümanlar?n otoritesi ile sa?lanan emand?r ve küfrün eman? kafirlerin otoritesi ile sa?lanan emand?r.

Devletin iç eman?, tebaadan her birinin ?rz?n?n, kan?n?n ve mal?n?n eman?n?n otoritenin eman? ile sa?lanmas?d?r. Devletin d?? eman? ise devletin kendi s?n?rlar?n? sald?r?lara kar?? ba?kas?n?n otoritesi ile de?il kendi otoritesi ile koruyan olmas?d?r.

Maddenin ikinci f?kras?na gelince; bunun delili ?udur ki ?slam, di?er devletlerle anla?malar yapmay? caiz k?lm??t?r. Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: إِلاَّ الَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىَ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ "Ancak kendisiyle aran?zda bir misak bulunan bir topluma s???nanlar müstesna." [en-Nisâ 90] Ve ??yle buyurmu?tur: وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ مِّيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَى أَهْلِهِ "E?er kendileriyle aran?zda bir misak bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet." [en-Nisâ 92] Ve ??yle buyurmu?tur: وَإِنِ اسْتَنصَرُوكُمْ فِي الدِّينِ فَعَلَيْكُمُ النَّصْرُ إِلاَّ عَلَى قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ "E?er onlar din hususunda sizden yard?m isterlerse sizinle aralar?nda misak bulunan bir kavim aleyhine olmaks?z?n (o Müslümanlara) yard?m etmek üzerinize borçtur." [el-Enfâl 72] Bu ayetlerde geçen misak, anla?mad?r. Nitekim Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], hem Eyle Hükümdar? Yuhanna ?bn-u Ru'be hem de Beni Damra ile bir anla?ma yapm??t?r. Bu anla?malar?n içerdi?i ?artlar uygulan?r ve Müslümanlar bu ?artlara ba?l? kalmal?d?rlar. Bu da Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ?u kavlinden dolay?d?r: وَالْمُسْلِمُونَ عَلَى شُرُوطِهِمْ "Müslümanlar ?artlar?na ba?l?d?rlar." [Tirmizi, tahric etti ve hasen sahih dedi] Ancak bu ?art, ?slam'la çeli?memelidir. E?er ?slam'la çeli?irse Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in Tirmizi'nin hadisindeki ?u kavlinden: إِلاَّ شَرْطًا حَرَّمَ حَلاَلاً أَوْ أَحَلَّ حَرَامًا "Helal? haram veya haram? helal k?lan ?art d???nda" ve ?u kavlinden dolay? reddedilir: مَا كَانَ مِنْ شَرْطٍ لَيْسَ فِي كِتَابِ اللَّهِ فَهُوَ بَاطِلٌ "Allah'?n kitab?nda olmayan hiçbir ?art yok ki bat?l olmas?n." [Ai?e Radiyallahu Anhânin hadisinden muttefekun aleyh] Dolay?s?yla Müslümanlar, ?slam'a ayk?r? de?ilse anla?ma metinlerinde geçti?i üzere bu ?artlar? yerine getirirler. Dolay?s?yla da bu f?kran?n delili, anla?malar?n cevaz?na dair delil ile ?artlara vefa g?stermenin vacip olmas?na dair delildir.

Bu f?kran?n iktisadî ve ticarî ili?kilerle alakal? olan ikinci k?sm?na gelince; ham maddeyi ülke d???na ç?karmas? veya ülkedeki fabrikalar?n kapanmas?na veya benzeri hususlara yol açmas? gibi iktisadî anla?malar?n ümmete zarar verme olas?l???ndan dolay? bunlardan zararl? olmayanlar belirlenir ve zararl? olanlar?n hepsi yasaklan?r. Bu da ?u kaide gere?idir: [كل فرد من أفراد الشيء المباح إذا كان يؤدي إلى ضرر يحرم ذلك الفرد ويبقى الشيء مباحاً] "Mubah olan bir ?eyin kollar?ndan bir kol bir zarara g?türürse sadece bu kol haram k?l?n?r ve o ?ey mubah olarak kal?r." Ticarî anla?malar?n durumu da ayn?d?r.

Bu devletler, hükmen muharip devletler say?l?r. Cünkü kafir olmalar? ?slam'?n otoritesine boyun bükmemelerinden dolay?d?r. Dolay?s?yla muharip olarak itibar edilirler. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ??yle buyurmu?tur: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ "Allah’tan ba?ka ilah yoktur, Muhammed O’nun resulüdür deyinceye kadar insanlarla sava?makla emrolundum." Bu hadis geneldir ve hükmen, yani hükümler aç?s?ndan muharip say?lmalar? bizimle onlar aras?ndaki anla?malar sebebiyledir.

Uçüncü f?kraya gelince; bunun delili, bizimle halk? aras?nda bir anla?ma bulunmamas? halindeki dâr-ul harp hükümlerinin delilidir. Maddede belirtilen devletlere gelince; bu devletlerle diplomatik ili?kiler kurulmamas?n?n delili, bu devletlerin ?slam'?n otoritesine boyun bükmü? beldelerde konsolosluklar? bulundu?unda bunlar?n zarar verecek olmas?d?r. Cünkü bu tür devletlerin konsolosluklar?n?n i?i, kendi devletlerinin hakimiyetlerini bulunduklar? beldelere yaymaya çal??makt?r. Bunun içindir ki [منع فرد من أفراد المباح إذا كان يوصل إلى ضرر] "Mubah?n kollar?ndan biri zarara yol açt???nda bu kol yasaklan?r" kaidesi gere?i konsolosluk açmalar? yasaklan?r. Ancak girdi?inde zarara yol açacak kimseler d???nda vatanda?lar?n?n ülkeye girmesi yasaklanmayaca?? gibi tüm elçileri de?il de zarara yol açacak ?ahsiyette bir elçi g?nderilmesi d???nda elçilerin geçici olarak ülkeye girmesi de yasaklanmaz.

Bu devletlerin hükmen muharip devlet say?lmas?na gelince; çünkü bunlar, Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ?u kavlinin kapsam?na girmektedirler: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ "Allah’tan ba?ka ilah yoktur, Muhammed O’nun resulüdür deyinceye kadar insanlarla sava?makla emrolundum." Zira onlar birer kafirdir. Fiilen de?il de hükmen muharip say?lmalar?na gelince; çünkü onlarla bizim aram?zda fiili bir sava? yoktur. Cünkü ne onlar ne bizim taraf?m?zdan bizimle onlar aras?nda fiili bir sava? hali ilan edilmemi?tir. Fakat bu devletlerin hepsi veya bir k?sm?, fiilen sava? halinde olursa, yani Müslümanlar?n beldelerine sald?r?rsa onlara d?rdüncü f?kradaki fiili sava? muamelesi uygulan?r. Bunun içindir ki Irak ve Afganistan'a sald?rmalar?n?n ard?ndan Amerika ve ?ngiltere ile Müslümanlar?n herhangi bir beldesine sava? ilan eden herhangi ba?ka bir devlet fiilen muharip devletler olmu?lard?r. Bizimle onlar aras?ndaki mevcut sava? hali devam etti?i sürece onlara fiili sava? hükümleri uygulan?r.

D?rdüncü f?kraya gelince; bunun delili, kafirlerle sava??lmas? emrinden dolay? cihad?n delili, kafirlerden gayrimüslimlerin kanlar?n? ve mallar?n? helal k?lan deliller ve muarekede sava?man?n delilleridir. Allahuteala, ??yle buyurdu: قَاتِلُوا الَّذِينَ يَلُونَكُمْ مِنْ الْكُفَّارِ "Kafirlerden yak?n?n?zda bulunanlara kar?? sava??n." [et-Tevbe 123] Aleyhi's Salatu ve's Selam, ??yle buyurdu: أُمِرْتُ أَنْ أُقَاتِلَ النَّاسَ حَتَّى يَشْهَدُوا أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللهُ وَأَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللهِ "Allah’tan ba?ka ilah yoktur, Muhammed O’nun resulüdür deyinceye kadar insanlarla sava?makla emrolundum." [Muttefekun aleyh/Laf?z Muslim'e ait] Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in ?u kavlinden: فَإِذَا فَعَلُوا عَصَمُوا مِنِّي دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ إِلا بِحَقِّهَا "Bunu yapt?klar? zaman kanlar?n? ve mallar?n? ancak hakk?yla benden korumu? olurlar." Allahuteala'n?n ?u kavlinden: وَمَن يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُ إِلاَّ مُتَحَرِّفاً لِّقِتَالٍ أَوْ مُتَحَيِّزاً إِلَى فِئَةٍ فَقَدْ بَاء بِغَضَبٍ مِّنَ اللّهِ "Tekrar sava?mak için bir tarafa çekilme veya di?er b?lü?e ula??p mevzi tutma durumu d???nda, kim ?yle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'?n gazab?n? hak etmi? olarak d?ner." [el-Enfâl 16] Ve Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in ?u kavlinden dolay? Müslümanlar onlardan istisna edilir: اجْتَنِبُوا السَّبْعَ الْمُوبِقَاتِ "Yedi büyük günahtan kaç?n?n." Bunlar?n aras?nda ?unu da sayd?: وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ "Sava? günü arkaya d?nüp kaçmak." [Ebî Hurayra'n?n hadisinden muttefekun aleyh]

Bunlar?n d???nda sava? ve muareke hükümleri, di?er dâr-ul harp ve muareke delilleridir.

Bu fiili harbi devletlerle daimi sulh yapmak, yani sava?? daimi olarak durdurmak veya daimi ate?kes yapmak caiz de?ildir. Cünkü bu, k?yamet gününe kadar devam etti?i halde cihad? iptal edece?i gibi daimi ate?kes yapmak da Allah Subhânehu ?slam'? tüm dinlere üstün k?l?ncaya kadar sürmesi gereken ?slam'?n yay?lmas?n? engeller. Allah Subhânehu, ??yle buyurmu?tur: وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لاَ تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ "Fitne kalmay?ncaya ve din bütünüyle Allah’?n oluncaya kadar onlarla sava??n!" [el-Enfâl 39] Yine Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ??yle buyurmu?tur: وَالْجِهَادُ مَاضٍ مُنْذُ بَعَثَنِي اللَّهُ إِلَى أَنْ يُقَاتِلَ آخِرُ أُمَّتِي الدَّجَّالَ "Cihat, Allah'?n beni g?nderdi?i günden, ümmetimin sonuncusu, Deccal ile sava??ncaya kadar devam edecektir." [Ebu Davud, Enes Radiyallahu Anh kanal?yla tahric etti]

Bu devletlerle geçici sulh yapmaya ve sava? halini geçici olarak durdurmaya gelince; buna bak?l?r:

a- Bizimle kendisi aras?nda fiili sava? hali olan devlet, varl???n?n üzerinde kaim oldu?u ?slami olmayan bir arza sahip olup onunla geçici ate?kes yapmak, yani onunla sava? halini geçici olarak durdurmak ?slam'?n ve Müslümanlar?n maslahat?na ve ?eriat?n ikrar etti?i ?artlara g?re olursa bu caizdir.

Bunun delili Hudeybiye Sulhu'dur. Zira Hudeybiye Sulhu, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]'in Medine'de ikame etti?i devlet olan ?slam Devleti ile varl??? henüz Müslümanlar?n fethetmedi?i bir arz, yani ?slami olmayan arz üzerinde kaim olan Kurey? Devleti aras?nda olmu?tur.

b- Fakat bizimle kendisi aras?nda fiili sava? halinin oldu?u devletin varl???n?n tamam?, ?slami bir arz üzerinde kaimse, yani Filistin’i gasbeden Yahudi devleti "?srail" gibi varl???n? henüz Müslümanlar?n fethetmedi?i bir arzda bar?nd?rm?yorsa onunla sulh yapmak caiz de?ildir. Cünkü hem bu devletin kurulmas? ?eran bat?ld?r hem de onunla sulh yapmak kesinlikle ?slami bir arz hakk?nda ona taviz vermek demektir. Bu ise ?slam'da haram ve bir cürümdür. Bilakis Müslümanlar?n beldelerindeki me?ru olmayan y?neticilerin yapt??? bir ate?kes olsun yada olmas?n onunla mevcut fiili sava? hali devam etmelidir.

Hakeza bir kar?? toprak üzerinde dahi olsa Yahudi devleti ile yap?lan her türlü sulh, ?eran haramd?r. Cünkü o, gas?p ve sald?rgan bir devlet olup varl???n?n tamam? Müslümanlar?n arz? üzerinde kaimdir. Onunla sulh yapmak ?slami bir arz hakk?nda ona taviz vermek, ona sahip olmas?na ve oradaki Müslümanlara hakimiyet kurmas?na imkan vermektir. Bu ise ?eran caiz de?ildir. ?slam, onunla sava?may? tüm Müslümanlara zorunlu k?lm??t?r. Dolay?s?yla ordular? sava? için seferber edilmeli, sava?maya muktedir olanlar silah alt?na al?nmal? ve Yahudi devleti yok edilip Müslümanlar?n beldesi ondan kurtar?l?ncaya kadar bu durum devam etmelidir. Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: وَلَنْ يَجْعَلَ اللَّهُ لِلْكَافِرِينَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ سَبِيلاً "Muhakkak ki Allah, kafirler için müminler aleyhine asla bir yol (sulta) k?lmayacakt?r!" [en-Nîsâ 141] Ve ??yle buyurmu?tur: فَمَنْ اعْتَدَى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدَى عَلَيْكُمْ "Kim size sald?r?rsa siz de onun size sald?r?s?n?n misli ile ona sald?r?n." [el-Bakara 194] Ve ??yle buyurmu?tur: وَأَخْرِجُوهُمْ مِنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ "Sizi ç?kard?klar? yerden siz de onlar? ç?kar?n." [el-Bakara 191]