A
18

Madde 2

Dâr-ul ?slam, üzerinde ?slami hükümler tatbik edilen ve güvenli?i ?slami eman alt?nda olan beldelerdir. Dâr-ul küfür ise üzerinde küfür nizamlar? tatbik edilen veya güvenli?i ?slami eman alt?nda olmayan beldelerdir.

17 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence
Dâr?n birçok manas? vard?r bunlardan baz?lar? ?unlard?r:

“Ev”, Allahuteala’n?n ?u kavli gibi: فَخَسَفْنَا بِهِ وَبِدَارِهِ الأَرْضَ “Nihayet onu da evini de yerin dibine geçirdik.” [el-Kasas 81] “Yurt”, bir kavmin konaklad??? her yer onlar?n yurdudur. Allahuteala’n?n ?u kavli gibi: فَأَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُواْ فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ “Derken o ?iddetli deprem onlar? yakalay?verdi de yurtlar?nda diz üstü ç?kekald?lar.” [el-A’râf 91] “Belde”, Sibeveyh der ki: Bu dâr beldenin en güzelidir. “Yer ve mevkii”, Allahuteala’n?n ?u kavli gibi: وَلَنِعْمَ دَارُ الْمُتَّقِينَ “Muttakilerin yeri gerçekten güzeldir.” [en-Nahl 30] Ayn? ?ekilde mecazen “kabile” anlam?na gelir. El-Buhari’de geçen Ebî Hamid es-Saidi’nin ?u hadisi gibi: Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ??yle buyurmu?tur: إِنَّ خَيْرَ دُورِ الأَنْصَارِ دَارُ بَنِي النَّجَّارِ ... “Ensar?n en hay?rl? dâr? (kabilesi) Benî Neccar dâr?d?r (kabilesidir).”

Dâr, bazen muayyen isimlere izafe edilmi?tir. Allahuteala’n?n ?u kavlinde oldu?u gibi: سَأُرِيكُمْ دَارَ الْفَاسِقِينَ “?leride size fas?klar?n yurdunu g?sterece?im.” [el-A’râf 145] Ve ?u kavlinde: وَلَنِعْمَ دَارُ الْمُتَّقِينَ “Muttakilerin yeri gerçekten güzeldir.” [en-Nahl 30] Ve ?u kavlinde: فَعَقَرُوهَا فَقَالَ تَمَتَّعُواْ فِي دَارِكُمْ ثَلاَثَةَ أَيَّامٍ ذَلِكَ وَعْدٌ غَيْرُ مَكْذُوبٍ “Derken, o deveyi kestiler. Bunun üzerine Salih dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha ya?ay?n (sonra helak olacaks?n?z). ??te bu, yalan olmayan bir vaattir.” [Hûd 65] Ve ?u kavlinde: وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ “Allah, onlar?n yerlerine, yurtlar?na ve mallar?na sizleri varis k?ld?.” [Ahzâb 27] Müslim’de geçen Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ??yle buyurdu?u Burayde’nin hadisinde oldu?u gibi: ... ثُمَّ ادْعُهُمْ إِلَى التَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ الْمُهَاجِرِينَ “Sonra onlar? kendi dârlar?ndan Muhacirlerin dâr?na hicret etmeye davet et.” Ahmed’de geçen Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ??yle buyurdu?u Seleme ?bn-u Nufeyl’in hadisinde oldu?u gibi: أَلاَ إِنَّ عُقْرَ دار المؤمنين الشامُ  “Dikkat edin! Müminlerin dâr?n?n merkezi ?am’d?r.”

Bazen soyut isimlere izafe edilmi?tir. Allahuteala’n?n ?u kavlinde oldu?u gibi: وَأَحَلُّواْ قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ “Ve sonunda kavimlerini helak yurduna kondurdular.” [?brahim 28] Ve ?u kavlinde: الَّذِي أَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِن فَضْلِهِ “O (Rabb) ki lütfüyle bizi as?l oturulacak yere yerle?tirdi.” [Fât?r 35] Sahih hasen isnat ile ?bn-u Asakir’de ve et-Tirmizi’de geçen Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bana ??yle dedi?ini s?yleyen Ali [RadiyAllahu Anh]’?n ?u hadisinde oldu?u gibi: رَحِمَ اللَّهُ أَبَا بَكْرٍ زَوَّجَنِيَ ابْنَتَهُ وَحَمَلَنِي إِلَى دَارِ الْهِجْرَةِ “Allah, Ebû Bekir’e merhamet etsin. Beni k?z? ile evlendirdi ve dâr-ul dicret’e ta??d?.” Ed-Darukutni’de geçen Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle buyurdu?unu s?yleyen ?bn-u Abbas’?n hadisinde oldu?u gibi: إِذَا خَرَجَ العَبْدُ مِنْ دَارِ الشِّرْكِ قَبْلَ سَيِّدِهِ فَهُوَ حُرٌ، وَإِذَا خَرَجَ مِنْ بَعْدِهِ رُدَّ إِلَيْهِ. وَإِذَا خَرَجَتِ المَرْأَةُ مِنْ دَارِ الشِّرْكِ قَبْلَ زَوْجِهَا تَزَوَّجَتْ مَنْ شَاءَتْ، وَإِذَا خَرَجَتْ مِنْ بَعْدِهِ رُدَّتْ إِلَيْهِ “K?le, efendisinden ?nce dâr-ul ?irkten ç?karsa o hürdür. Ondan sonra ç?karsa efendisine iade edilir. Kad?n, kocas?ndan ?nce dâr-ul ?irkten ç?karsa diledi?i kimse ile evlendirilir. Ondan sonra ç?karsa kocas?na iade edilir.”

Bazen de ?âri, dâr lafz?n? ?u iki soyut isme izafe etmi?tir ki bunlar: ?slam ve ?irktir. Zira Taberani, yukar?da geçen Seleme ?bn-u Nufeyl’in hadisini ?amilerin musnedinde ?u laf?zla rivayet etmi?tir: أَلاَ إِنَّ عُقْرَ دَارِ الإسلام الشَّامُ “Dikkat edin! Dâr-ul ?slam’?n merkezi ?am’d?r.” B?ylece dâr, burada ?slam’a izafe edilmi?tir. Ayn? ?ekilde el-Maverdi, Ahkam-u Sultaniye ve Havi’l Kebir’de Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle buyurdu?unu rivayet etmi?tir: مَنَعَتْ دَارُ الإِسْلاَمِ مَا فِيهَا، وَأَبَاحَتْ دَارُ الشِّرْكِ مَا فِيهَا “Dâr-ul ?slam’?n içindekiler korunmu?tur. Dâr-ul ?irkin içindekiler ise mübah k?l?nm??t?r.” Yani ?er’i hükümlere g?re hakk?yla olmas? müstesna… Dâr-ul ?slam’?n kanlar ve mallar için bir koruma ve ?er’i hükümlere g?re… sava? ve ganimet hükümlerinde oldu?u gibi fiili harp halinde dâr-ul ?irkin [dâr-ul harbin] koruma olmamas? bak?m?ndan demektir. ??te bu taksim tüm dünyay? kapsar. Dolay?s?yla dünyan?n herhangi bir parças? dâr-ul ?slam veya dâr-ul ?irk, yani dâr-ul küfür yada dâr-ul harp kapsam? d???nda kalamaz.

?u halde dâr, ?u iki ?art?n gerçekle?mesiyle dâr-ul ?slam olur:

Birincisi: Güvenli?i Müslümanlar?n eman? ile olmal?d?r. Bunun delili ise ?u hadislerdir: ?bn-u ?shak, Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke’de ashab?na ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ جَعَلَ لَكُمْ إِخْوَاناً وَدَاراً تَأْمَنُونَ بِهَا “Allah [Azze ve Celle] size karde?ler ve güvende olaca??n?z bir dâr verdi.” Bu dâr ise yukar?da geçen ?bn-u Asakir’in hadisinde varit olan dâr-ul hicrettir. El-Buhari’de geçen Ai?e’nin hadisinde ise Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ??yle buyurmu?tur: قَدْ أُرِيتُ دَارَ هِجْرَتِكُمْ “Sizin hicret edece?iniz dâr bana g?sterildi.” Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ashab?, eman ve gücün varl???ndan emin oluncaya kadar Medine’ye hicret etmemi?lerdir. Nitekim el-Haf?z, Feth’te ??yle demi?tir: el-Beyhaki, e?-?a’bi’den güçlü bir isnat ile rivayet etmi? ve Taberani Ebî Musa el-Ansari’nin hadisinden ??yle dedi?ine ula?m??t?r: انْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ وَمَعَهُ العَبَّاسُ عَمُّهُ إِلَى سَبْعِينَ مِنَ الأَنْصَارِ عِنْدَ العَقَبَةِ، فَقَالَ لَهُ أبو أُمامَة - يعني أسعد بن زُرَارة - سَلْ يا محمّد لِرَبِّكَ ولِنَفْسِكَ ما شِئْتَ، ثُمَّ أَخْبِِرْنا ما لَنا من الثَّوَابِ. قال: أَسْأَلُكُمْ لِرَبِّي أنْ تَعْـبُدُوهُ وَلا تُشْرِكُوا به شيئاً، وأَسْأَلُكُمْ لِنَفْسِي ولأَصْحَابِي أنْ تُؤْوُونَا وتَنْصُرُونَا وتَمْـنَعُونَا مِمَّا تَمْـنَعُونَ منه أَنْفُسَكُمْ. قالوا: فَما لَنا؟ قال: الْجَـنَّةُ. قالوا: ذلِكَ لَكَ “Resulullah beraberinde amcas? Abbas ile Akabe’deki Ensardan olan yetmi? ki?iye do?ru hareket ettiler. Ebû Umame -yani Esad ?bn-u Zurare- ona dedi ki: “Ey Muhammed! Rabbin ve kendin için diledi?ini iste sonra da sevap olarak bizim için ne oldu?unu bize haber ver.” Dedi ki: “Rabbim için sizden ona ibadet etmenizi ve hiçbir ?eyi ona ortak ko?maman?z? istiyorum. Kendim ve ashab?m için de bizi koruman?z?, bize yard?m etmenizi ve kendinizi korudu?unuz ?eylerden bizi de koruman?z? istiyorum.” Dediler ki: “Bizler için ne var.” Dedi ki: “Cennet.” Dediler ki: “Bunlar? sana verece?iz.” Sahih isnat ile Ahmed’in Ka’b ?bn-u Malik’ten rivayet etti?i hadistir ki onda Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ??yle buyurmu?tur: أُبَايِعُكُمْ عَلَى أَنْ تَمْنَعُونِي مِمَّا تَمْنَعُونَ مِنْهُ نِسَاءَكُمْ وَأَبْنَاءَكُمْ قَالَ فَأَخَذَ الْبَرَاءُ بْنُ مَعْرُورٍ بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ نَعَمْ وَالَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ لَنَمْنَعَنَّكَ مِمَّا نَمْنَعُ مِنْهُ أُزُرَنَا فَبَايِعْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ فَنَحْنُ أَهْلُ الْحُرُوبِ وَأَهْلُ الْحَلْقَةِ وَرِثْنَاهَا كَابِرًا عَنْ كَابِرٍ “Sizinle, kad?nlar?n?z? ve çocuklar?n?z? korudu?unuz ?eylerden beni de koruman?z üzere biatle?iyorum. Bunun üzerine Bera ?bn-u Ma’rur, elini tuttu sonra dedi ki: “Evet, seni hak (nebi) olarak g?nderene yemin olsun ki kad?nlar?m?z? korudu?umuz ?eylerden seni de koruyaca??z. Biatle?tik ey Allah’?n Resulü! Biz sava? ve silah çocuklar?y?z. Biz sava?? atalar?m?zdan miras ald?k.” Ahmed’in Cabir’den sahih rivayetinde ise Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Akabe biatinde ??yle dedi?i geçmi?tir: ... وَعَلَى أَنْ تَنْصُرُونِي فَتَمْنَعُونِي إِذَا قَدِمْتُ عَلَيْكُمْ مِمَّا تَمْنَعُونَ مِنْهُ أَنْفُسَكُمْ وَأَزْوَاجَكُمْ وَأَبْنَاءَكُمْ، وَلَكُمُ الْجَنَّةُ ... “Ben size geldi?imde kendinizi, han?mlar?n?z? ve çocuklar?n?z? korudu?unuz ?eylerden beni de koruman?z ve bana yard?m etmeniz kar??l???nda size cennet var” el-Beyhaki, Nübüvvetin Delilleri kitab?nda çok güçlü bir isnat ile Ubade ?bn-u Samit’in ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: وَعَلَى أَنْ نَنْصُرَ رَسُولَ اللَّهِ إِذَا قَدِمَ عَلَيْنَا يَثْرِبَ مِمَّا نَمْنَعُ أَنْفُسَنَا وَأَزوَاجَنا وَأَبْنَاءَنَا وَلنَا الجَّنَّةَ ... “Bize, yani Medine’ye geldi?inde kendimizi, han?mlar?m?z? ve çocuklar?m?z? korudu?umuz ?eyler hususunda Resulullah’a yard?m etmemiz kar??l???nda bizim için cennet var…” Sallallahu Aleyhi ve Sellem, eman ve gücün olmad??? herhangi bir mekana hicret etmeyi reddederdi. Nitekim el-Beyhaki, hasen isnatla Ali’den Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Beni ?bn-u ?eyban ?bn-u Sa’lebe’ye ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: مَا أَسَأْتُمْ فِي الرَّدِّ إَذْ أَفْصَحْتُمْ بِالصِّدْقِ، وَإِنَّ دِينَ اللَّهِ لَنْ يَنْصُرَهُ إِلاَّ مَنْ حَاطَهُ مِنْ جَمِيعِ جَوَانِبِهِ “Siz bana k?tü bir cevap vermediniz. Zira siz do?ruyu s?ylediniz. Allah’?n dinine onu tüm y?nleriyle ku?atan kimseden ba?kas? nusret veremez.” Cünkü onlar, Fars sular? taraf? hariç Arap sular? taraf?nda nusret vermeyi teklif etmi?lerdi.

?kincisi: Dârda ?slam hükümleri uygulan?r olmal?d?r. Bunun delili ise ?u hadislerdir: el-Buhari, Ubade ?bn-u Samit’ten ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: دَعَانَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَبَايَعْنَاهُ، فَقَالَ فِيمَا أَخَذَ عَلَيْنَا أَنْ بَايَعَنَا عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي مَنْشَطِنَا وَمَكْرَهِنَا، وَعُسْرِنَا وَيُسْرِنَا، وَأَثَرَةً عَلَيْنَا، وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ إِلاَّ أَنْ تَرَوْا كُفْراً بَوَاحاً عِنْدَكُمْ مِنْ اللَّهِ فِيهِ بُرْهَانٌ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bizi ça??rd? biz de ona biat ettik. Bizden ald??? s?zler aras?nda ?unlar vard?: Zorlukta ve kolayl?kta, ho?nutluk ve ho?nutsuzlukta i?itip itaat edece?imize, onu kendimize tercih edece?imize, Allah kat?nda bir burhan?n?z oldu?u apaç?k bir küfür g?rmedikçe emir sahipleriyle çeki?meyece?imize.” Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i i?itip itaat etmek onun emrinde ve nehyinde, yani hükümlerin uygulanmas?nda olur. Ahmed, ?bn-u Hibban Sahih’inde ve Ebû Ubeyd el-Emval’de Abdullah ?bn-u Amr’dan Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle buyurdu?unu rivayet etmi?lerdir: وَالْهِجْرَةُ هِجْرَتَانِ هِجْرَةُ الْحَاضِرِ وَالْبَادِي فَأَمَّا الْبَادِي فَيُطِيعُ إِذَا أُمِرَ وَيُجِيبُ إِذَا دُعِيَ وَأَمَّا الْحَاضِرُ فَأَعْظَمُهُمَا بَلِيَّةً وَأَعْظَمُهُمَا أَجْرًا “Hicret ikidir. Biri yerle?ik olan?n hicreti di?eri g?çebe olan?n hicretidir. G?çebe olan gelince; emrolundu?unda itaat eder ve ça?r?ld???nda icabet eder. Yerle?ik olan?n hicretine gelince; (hicret o kimse için) belalar?n en büyü?ü oldu?u gibi ecirlerin de en büyü?üdür.” Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in [فَيُطِيعُ إِذَا أُمِرَ وَيُجِيبُ إِذَا دُعِيَ] “Emrolundu?unda itaat eder ve ça?r?ld???nda icabet eder” kavlindeki istidlal y?nü aç?kt?r. Cünkü ç?l, dâr-ul hicret olmasa da dâr-ul ?slam’d?r. Bunun delili Taberani’de geçen Vas?la Bin Aska’n?n hadisidir. El-Haysemi, adamlar? sika olan bir isnat ile Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ona ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: وَهِجْرَةُ البَادِيَةِ أَنْ تَرْجِعَ إِلَى بَادِيَتِكَ، وَعَلَيْكَ السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ فِي عُسْرِكَ وَيُسْرِكَ وَمَكْرَهِكَ وَمَنْشَطِكَ وَأَثْرَةٍ عَلَيْكَ ... “G?çebe olan?n hicreti senin kendi bâdiyene d?nüp zorlukta, kolayl?kta, ho?nutlukta ve ho?nutsuzlukta i?itip itaat edip beni kendine tercih etmendir.” Ahmed, sahih isnat ile Enes’ten ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: إِنّي لأَسْعَى في الغِلْمانِ يَقولونَ جاءَ مُحمّد، فَأَسْعَفَلا أَرى شَيْئاً. ثُمَّ يَقولونَ: جاءَ مُحمّد، فَأَسْعَى فَلا أَرى شَيْئاً. قال: حتى جاءَ رَسولُ اللَّهِِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وصاحِبُهُ أبو بَكْر، فَكُنّا في بَعْضِ حِرارِ المدينة، ثُمَّ بَعَثَا رَجُلاً مِنْ أَهْلِ المدينة لِيُؤْذِنَ بِهِما الأنصارَ، فَاسْتَقْبَلَهُمَا زُهَاءُ خَمْسِمائةٍ مِنَ الأَنْصَارِ حتى انْتَهَوْا إِلَيْهِمَا. فقالت الأنصارُ: انْطَلِقَا آمِنَيْنِ مُطَاعَيْنِ. فَأَقْبَلَ رسولُ اللَّهِ وصاحِبُهُ بَيْنَ أَظْهُرِهِمْ. فَخَرَجَ أَهْلُ المدينةِ حتّى إِنَّ العَوَاتِقَ لَفَوْقَ البُيُوتِ يَتَرَاءَيْنَهُ يَقُلْنَ أَيُّهُمْ هُوَ أَيُّهُمْ هُوَ؟ “Ben, Muhammed geldi diyen çocuklar?n pe?inden ko?uyordum. Ko?uyordum ama hiçbir ?ey g?remiyordum. Sonra dediler ki: “Muhammed geldi.” Ko?uyordum ama hiçbir ?ey g?remiyordum. (Enes) dedi ki: “Nihayet Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ve arkada?? Ebû Bekir geldi. Biz Medine’nin baz? harabeleri içindeydik. Sonra Ensar?n kendilerine izin vermesi için Medine halk?ndan bir adam g?nderdiler. O ikisini Ensardan yakla??k be? yüz ki?i kar??lad?. Ta ki onlar?n yan?na geldiler.” Ensar dedi ki: “Emin ve itaat olunmu? olarak hareket edin.” Bunun üzerine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ve arkada?? onlar?n aras?nda ilerlediler. Derken Medine halk? d??ar? ç?kt?. Hatta evlerin dam?nda g?rünen s?rtlar: “Hangisi o hangisi o diyordu.” Bu hadiste eman ve hükmün uygulanmas? olmak üzere iki ?art için de delil vard?r. Emana gelince; “emin olarak hareket edin” diyen Ensardan be? yüz ki?inin varl???d?r ve Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlar?n s?zünü ikrar etti?i gibi “itaat olunmu? olarak” s?zlerini de ikrar etmi?tir. B?ylece dâr-ul hicrette eman ve itaat gerçekle?mi?tir. Bu ikisi gerçekle?memi? olsayd? Sallallahu Aleyhi ve Sellem hicret etmezdi ki Ensar, bu iki ?art?n, yani hükümlerin uygulanmas?nda eman ile itaatin gerçekle?mesi üzerine Akabe’de biat etmi?lerdi. El-Beyhaki, güçlü bir isnat ile Ubade ?bn-u Samit’ten ??yle dedi?ini rivayet etmi?tir: ... إِنَّا بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي النَّشَاطِ وَالْكَسَلِ، وَالنَّفَقَةِ فِي الْعُسْرِ وَالْيُسْرِ، وَعَلَى الأَمْرِ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْيِ عَنِ الْمُنْكَرِ، وَعَلَى أَنْ نَقُولَ فِي اللَّهِ لاَ تَأْخُذُنَا فِيهِ لَوْمَةُ لاَئِمٍ. وَعَلَى أَنْ نَنْصُرَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا قَدِمَ عَلَيْنَا يَثْرِبَ مِمَّا نَمْنَعُ أَنْفُسَنَا وَأَزوَاجنَا وَأَبْنَاءَنَا وَلَنَا الجَّنَّةَ. فَهَذِهِ بَيْعَةُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الَّتِي بَايَعْنَاهُ عَلَيْهَ “Biz zorlukta ve s?k?nt?da i?itmek ve itaat etmek, zorlukta ve kolayl?kta harcamak, marufu emretmek ve münkerden nehyetmek, hiçbir k?nay?c?n?n k?namas?ndan korkmamak üzere Allah için (hakk?) s?ylemek ve bize, yani Medine’ye geldi?inde cennet kar??l???nda kendimizi, han?mlar?m?z? ve çocuklar?m?z? korudu?umuz ?eyler hususunda Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e yard?m etmek üzere ona biat ettik. Uzerinde kendisine biat etti?imiz Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in biati i?te budur.” Hükmün uygulanmas? ise [بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ] “??itmek ve itaat etmek üzere [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e biat ettik” kavlinde aç?kt?r. Eman?n Müslümanlar?n güvenli?i ile oldu?u ise [وَعَلَى أَنْ نَنْصُرَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا قَدِمَ عَلَيْنَا يَثْرِبَ مِمَّا نَمْنَعُ أَنْفُسَنَا وَأَرْوَاحَنَا وَأَبْنَاءَنَا] “Bize, yani Medine’ye geldi?inde kendimizi, canlar?m?z? ve çocuklar?m?z? korudu?umuz ?eyler hususunda Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e yard?m etmek üzere” kavlinde aç?kt?r.

Bu mana, hicretin birinci senesinde Muhacirler ile Ensar aras?nda yazd??? ve Yahudiler ile sulh ve muahede yapt??? yaz?da da aç?kt?r. ?bn-u ?shak’?n rivayet etti?i ve sahife olarak isimlendirdi?i bu yaz?da ??yle geçmi?tir: بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ: هَذَا كِتَابٌ مِنْ مُحَمَّدٍ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بَيْنَ المُؤْمِنِينَ وَالمُسْلِمِينَ مِنْ قُرَيْشٍ وَيَثْرِبَ وَمَنْ تَبِعَهُمْ فَلَحِقَ بِهِمْ وَجَاهَدَ مَعَهُمْ أَنَّهُمْ أُمَّةٌ وَاحِدَةٌ مِنْ دُونِ النَّاسِ ... وَإِنَّ المُؤْمِنِينَ بَعْضُهُمْ مُوَالِي بَعْضٍ دُونَ النَّاسِ ... وَإِنَّ عَلَى اليَهُودِ نَفَقَتَهُمْ وَعَلَى المُسْلِمِينَ نَفَقَتُهُمْ، وَإِنَّ بَيْنَهُمْ النَّصْرَ عَلَى مَنْ حَارَبَ أَهْلَ هَذِهِ الصَّحِيفَةِ ... وَإِنَّهُ مَا كَانَ بَيْنَ أَهْلِ هَذِهِ الصَّحِيفَةِ مِنْ حَدَثٍ أَوْ اشْتِجَارٍ يُخَافُ فَسَادُهُ، فَإِنَّ مَرَدَّهُ إِلَى اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ وَإِلَى مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللَّهِ ... “Bismillahirrahmanirrahim: Bu, Kurey?’ten, Medine’den onlara tabi olup onlara kat?lan ve onlarla birlikte cihat eden müminler ve Müslümanlar aras?nda, Nebi Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’den bir yaz?d?r… Muhakkak ki onlar, di?er insanlar d???nda, tek bir ümmettirler…Müminler di?er insanlar?n d???nda birbirlerinin dostudurlar. (Bir sava? durumunda) Yahudilerin masraflar? kendilerine Müslümanlar?n masraflar? da kendilerine aittir… Bu sahifenin sahipleri ile sava?anlara kar?? aralar?nda yard?mla?acaklard?r... Bu sahifenin sahipleri aras?nda fesad?ndan korkulan her türlü olay veya anla?mazl?k Allah [Azze ve Celle] ile Allah’?n Resulü Muhammed’e g?türülecektir…”

Binaenaleyh dâr, ancak güvenli?in Müslümanlar?n eman? ile sa?lanmas? ve ?slam hükmünün uygulanmas? ile dâr-ul ?slam olur. Güvenli?in kafirlerin eman? ile sa?lanmas? veya insanlara ta?ut hükmünün uygulanmas? gibi bu ?artlardan biri eksik olur veya bulunmazsa dâr, dâr-ul ?irk, yani dâr-ul küfür olur. Dolay?s?yla dâr?n dâr-ul ?irk olmas? için iki ?art?n birden olmamas? ?art de?ildir. Bilakis dâr?n dâr-ul ?irk olmas? için tek bir ?art?n ortadan kalkmas? yeterlidir.

Dâr-ul küfür demek halk?n?n hepsi kafir demek olmad??? gibi dâr-ul ?slam demek de halk?n?n hepsi Müslüman demek de?ildir. Bilakis burada dâr?n manas? “?er’i bir hakikat” olan ?er’i bir ?st?laht?r. Yani aynen salâh, savm lafz? ve benzeri ?er’i hakikatler gibi ona bu manay? veren ?eriatt?r.

Binaenaleyh ?rne?in halk?n?n hepsi Nasrani olan ama ?slami Devlet içerisinde yer alan bir belde dâr-ul ?slam olarak isimlendirilir. Cünkü ?slam Devleti içinde oldu?u sürece tatbik edilen hükümler ?slam hükümleridir ve beldenin güvenli?i ?slam eman? ile sa?lanmaktad?r.

Halk?n?n geneli Müslüman olan ama ?slam ile hükmetmeyen ve güvenli?i Müslümanlar?n ordusu yerine kafirlerin ordusuyla sa?lanan bir devlet içerisinde yer alan belde aç?s?ndan da b?yledir. Zira halk?n?n geneli Müslüman olmas?na ra?men bu belde dâr-ul küfür olarak isimlendirilir. Dolay?s?yla burada dâr?n manas? ?er’i bir hakikat olup dâr lafz? ?tlak edildi?inde Müslümanlar?n çoklu?unun yada azl???n?n bir ?nemi yoktur. Bilakis ?nemli olan halk?na tatbik edilen hükümler ve halk?na uygulanan emand?r. Yani dâr?n manas?, aynen salâh?n manas?n?n onun manas?n? aç?klayan ?er’i nasslardan al?nd??? gibi bu manay? beyan eden ?er’i nasslardan al?n?r. Hakeza tüm ?er’i hakikatlerin manas? laf?zlar?n lügat manas?ndan de?il ?er’i nasslardan al?n?r.