A
18

Madde 12

?er’i hükümler için yegane muteber delil kaynaklar?; kitap [Kuran-il Kerim], sünnet [hadis-i ?erif], icma-us sahâbe ve k?yast?r.

17 görüntüleme
0 paylaşım
Evidence
Bu maddenin anlam? devlet içtihatta metot benimser demek de?ildir. Bilakis bunun manas?, devlet hükümleri benimsemede metot benimser demektir. Cünkü bir k?s?m hükümleri benimsemek devlete farzd?r bir k?sm? ise caizdir. Bu benimseme çeli?kili iki metotla meydana geldi?inde benimsemenin üzerine gerçekle?ti?i esasta çeli?ki ortaya ç?kar. Bundan dolay? devlet, hükümleri benimserken muayyen bir metot benimser. Hükümleri benimsemek için bu metodu benimsemeye sevk eden ise ?u üç sebeptir:

Birincisi: Müslüman?n üzerine hareket etmesi gereken hüküm ?er’i hükümdür akli hüküm de?ildir. Yani bir mesele hakk?ndaki Allah’?n hükmüdür be?erin koydu?u hüküm de?ildir. Bunun içindir ki bu hükmün kendisinden istinbat edildi?i delili vahyin getirmi? olmas? kaç?n?lmazd?r.

?kincisi: Hükmün kendisinden istinbat edildi?i delili vahyin getirmi? oldu?unun ispat?, katî ispat olmas? kaç?n?lmazd?r. Yani kendisinden hükmün istinbat edildi?i delile dair delili, vahyin zanni delil olarak de?il de katî delil olarak getirmi? olmas? kaç?n?lmazd?r. Cünkü bu, usuldendir fürudan de?ildir. Dolay?s?yla bunda zann?n olmas? yeterli de?ildir. Zira bu, akaid bab?ndand?r ?er’i hükümler bab?ndan de?ildir. Cünkü kendisinden hükmün istinbat edilmesi için istenilen ?ey vahyin getirdi?i bir delil olup mutlak delil de?ildir. Dolay?s?yla onu vahyin getirdi?inin ispat edilmesi kaç?n?lmazd?r. Onu vahyin getirdi?inin ispat? ise akidedendir ?er’i hükümlerden de?ildir. Bundan dolay? onun vahyin katî bir delille getirdi?i sabit olan bir delil olmas? kaç?n?lmazd?r. Cünkü akaid, ancak yakinden al?n?r.

Uçüncüsü: ?u kesin olan bir husustur ki insan?n hayattaki davran??? hayat hakk?ndaki mefhumlar?na g?redir. Hayata bak?? aç?s?n?n esas? ise akide olmakla birlikte ümmet içerisindeki mefhumlar, mikyaslar ve kanaatler toplam?ndan olu?ur. Mefhumlar, mikyaslar ve kanaatler toplam?nda ortaya ç?kan bu fikirlerin hepsi akaidden de?ildir. Bilakis baz?s? akaiddenken baz?s? ?er’i hükümlerdendir. Madem ki hükümler ancak zann? galibe binaen istinbat edilir o halde hükümlerin asl?n? vahyin getirdi?inden emin olunmad??? zaman vahyin getirmedi?i as?ldan istinbat edilmi? hükümlerin varl??? sonucunda ümmette ?slami olmayan fikirlerin ortaya ç?kmas?ndan korkulur. Bu ço?al?r ve zamana yay?l?rsa ümmetin hayata bak?? aç?s?na ve dolay?s?yla davran???na etki eder. Bunun içindir ki devlet taraf?ndan tatbik edilmesi istenilen hükmün kendisinden istinbat edildi?i delilerin bizzat vahyin getirdi?i deliller oldu?undan emin olunmas? kaç?n?lmazd?r.

??te bu üç sebepten dolay? ?er’i hükümlerin gere?ince benimsenece?i bir metodun benimsenmesi kaç?n?lmazd?r. ?er’i delillerin sadece bu d?rdü oldu?una gelince; bu istikra ile sabittir. Bizler vahyin getirdi?i katî delille sabit olan ?er’i delilleri istikra ettik ve bu d?rt delil d???nda kesinlikle ba?ka bir delil bulamad?k.

Kuran’a gelince; vahyin onu lafzen ve manen Allah kat?ndan getirdi?inin delili, katî bir delildir. Zira Kuran’?n icaz?, onun Allah’?n kelam? olup be?er kelam? olmad???na dair katî bir delildir. Dolay?s?yla katî delil, onun Allah’?n kelam? oldu?u üzerine kaimdir ve icaz deliline binaen katî olarak Allah’?n kelam? olan Kuran da kendisini Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e inzal edenin vahyi oldu?unu ifade etmektedir. Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الأمِينُ (193) عَلَى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنْ الْمُنذِرِينَ “Onu Ruhul Emin (Cebrail) uyar?c?lardan olas?n diye senin kalbine indirmi?tir.” [e?-?uarâ 193-194] Ve ??yle buyurmu?tur: وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَذَا الْقُرْآنُ “Bu Kuran bana vahiy olundu.” [el-Enam 19] Ve ??yle buyurmu?tur: إِنَّمَا أُنذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ قُلْ “De ki; ben ancak vahiy ile sizi uyar?yorum.” [el-Enbiya 45] Ve ??yle buyurmu?tur: مَا أَنْزَلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ لِتَشْقَى “Biz, Kuran’? sana güçlük çekesin diye indirmedik.” [Tâha 2] Ve ??yle buyurmu?tur: وَإِنَّكَ لَتُلَقَّى الْقُرْآنَ “Muhakkak ki bu Kuran sana verilmektedir.” [en-Neml 6] Ve ??yle buyurmu?tur: نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ “Biz sana bu Kuran’? indirdik.” [?nsan 23] Ve ??yle buyurmu?tur: أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ قُرْآنًا عَرَبِيًّا “Ve sana apaç?k bir Kuran vahiy ettik.” [e?-?urâ 7] ??te bunlar, vahyin Kuran’? Allah kat?ndan getirdi?ine dair birer katî delildir.

Sünnete gelince; vahyin onu manen Allah kat?ndan getirdi?ine ve Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in de kendi indinden laf?zlarla onu ifade etti?ine dair katî delil Kuran-il Kerim ayetlerinde sarih olarak gelen ayetlerdir. Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: وَمَا يَنْطِقُ عَنْ الْهَوَى (3) إِنْ هُوَ إِلا وَحْيٌ يُوحَى “O, hevas?ndan konu?maz. O, ancak vahyedilen bir vahiydir.” [en-Necm 3-4] Ve ??yle buyurmu?tur: إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ مِنْ بَعْدِهِ “Biz, Nuh'a ve ondan sonraki nebilere vahyetti?imiz gibi sana da vahyettik.” [en-Nisâ 163] Ve ??yle buyurmu?tur: إِنْ أَتَّبِعُ إِلا مَا يُوحَى إِلَيَّ “Ben, ancak bana vahyolununa tabi oluyorum.” [el-Enam 50] Ve ??yle buyurmu?tur: قُلْ إِنَّمَآ أَتَّبِعُ مَا يُوحَى? إِلَىَّ “De ki: Ben, ancak bana vahyolunana tabi oluyorum.” [el-Arâf 203] Ve ??yle buyurmu?tur: إِنَّمَا أُنذِرُكُمْ بِالْوَحْيِ قُلْ “De ki; sizi ancak vahiy ile uyar?yorum.” [el-Enbiya 45] Ve ??yle buyurmu?tur: وَمَا آتَاكُمْ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا “Resul size her ne getirdiyse onu al?n ve sizi her neyden yasaklad?ysa ondan kaç?n?n!” [el-Ha?r 7] ??te bunlar, hem Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in sünnetten s?ylediklerini ancak vahyin getirdi?ine hem de Allah’?n bizlere sarih-ul Kuran ile Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in emrettiklerine itaat etmemizi ve nehyettiklerinden kaç?nmam?z? emretti?ine dair birer vaz?h delildir ki bu da ammd?r. Dolay?s?yla sünneti vahyin getirdi?ine dair delil, katî bir delildir. Cünkü bu, sübutu ve delaleti katî Kuran nass?yla sabittir.

Muteber ?er’i delil olan icmâ-us sahabeye gelince; falan hükmün ?er’i hüküm oldu?u veya falan meselenin hükmünün ??yle oldu?u üzerinde icmâ etmeleridir. Dolay?s?yla bir hükmün ?er’i hüküm oldu?u üzerinde icmâ ettiklerinde bu icmâlar? ?er’i delil olur. Bunun delili ?u iki husustur: Birincisi Allah, onlar? Kuran’da sübutu ve delaleti katî nassla ?vmü?tür. Nitekim Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنْ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُمْ بِإِحْسَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ “Muhacirlerden ve Ensardan ilk ?ncülük edenler ve onlara ihsan ile tabi olanlar var ya, i?te Allah onlardan raz? olmu?tur, onlar da O’ndan raz? olmu?lard?r. O onlara, içinde ebedi kalacaklar?, alt?ndan ?rmaklar akan Cennetler haz?rlam??t?r. ??te bu gerçekten azim bir kurtulu?tur.” [et-Tevbe 100] ??te Allah’?n Muhacirlere, Ensara, hicret ve nusrette ihsan ile onlara tabi olanlara olan bu ?vgüsü, ancak sahabeye olan bir ?vgüdür. Cünkü bu kimseler bizzat sahabedir ve ayetin medlulü onlara hasredilmi?tir. O halde bu ?vgü, onlar?n hepsi içindir ve onlar? bu ?vgüyle ?ven Allah, üzerinde icmâ ettikleri ?eyin kesin bir husus oldu?unu tasdik etmi? olmaktad?r. ?kinci hususa gelince; biz dinimizi i?te bu sahabelerden ald?k. Zira efendimiz Muhammed’e inen Kuran’?n ayn?s? olan bu Kuran’? bize nakledenler onlard?r. Dolay?s?yla üzerinde icmâ ettikleri bir ?eye halel geldi?inde Kuran’a da halel gelmi? olur. Yani onlardan ald???m?z dine halel gelmesi demektir. Bu da ?eran muhaldir. Binaenaleyh her ne kadar hata üzerinde icmâ etmeleri aklen müstahil olmay?p be?er olmalar?ndan dolay? bu onlar için caiz olsa da ?eran hata üzerinde icmâ etmeleri müstahildir. Zira bu onlar için caiz olsayd? kesinlikle dine halel gelmesi de caiz olurdu. Yani kesinlikle efendimiz Muhammed’e inen Kuran’?n ayn?s? olan bu Kuran’a halel gelmesi caiz olurdu. Bu ise ?eran muhaldir. Dolay?s?yla onlar?n hata üzerinde icmâ etmeleri muhaldir. Bu da icmâ-us sahabenin ?er’i delil oldu?una dair katî bir delildir. Yine Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ “?üphesiz ki bu Zikr’i [Kur’an’?] biz indirdik ve elbette onu yine biz koruyaca??z.” [el-Hicr 9] Dolay?s?yla Allah, Kuran’? koruyaca??n? vaat etmi?tir. ??te bu onu nakledenin korunmas? demektir. Dolay?s?yla bu, Kuran’?n naklinde ve toplanmas?nda icmâlar?n?n do?rulu?una dair bir delildir. Dolay?s?yla da bu, onlar?n icmâs?n?n s?hhatine dair bir delildir. Zira icmâlar?nda hata caiz olsayd? kesinlikle hem Kuran’?n naklinde hata hem de korunmam?? olmas? caiz olurdu. Madem ki ayetin deliline binaen korunmamas? müstahildir o halde nakli ve toplanmas?na dair icmâlar?na halel gelir ve korunmas? müstahil olurdu. Bundan dolay? onlar?n icmâs? katî hüccettir.

Ancak anla??l?r olmas? gereken ?nemli bir husus vard?r ki sahabenin bu hükmün ?er’i bir hüküm oldu?u üzerinde icmâ etmesi, ancak bir delili ortaya ç?kar?r. Yani ortada Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in fiilinden veya kavlinden veya sükutundan olan ?er’i bir delil var demektir. Onlar, delili nakletmeden hükmü nakletmi?lerdir. Dolay?s?yla hükmü nakletmeleri, bu hükme dair bir delilin oldu?unu ortaya ç?kar?r. Dolay?s?yla da icmâlar?n?n manas?, ?ahsi g?rü?lerinin tek bir g?rü? üzerinde ittifak etmesi demek de?ildir. Zira onlar?n g?rü?leri bir vahiy olmad??? gibi onlardan her biri hatadan da masum de?ildir. Dolay?s?yla onlardan birinin g?rü?ü ?er’i bir delil olmad??? gibi onlar?n bir g?rü? üzerinde ittifak etmeleri de ?er’i bir delil de?ildir. Cünkü ?er’i delilin ?er’i olmas? için onu vahyin getirmi? olmas? kaç?n?lmazd?r. Sahabenin g?rü?leri ise b?yle de?ildir. Dolay?s?yla ne hakk?nda ihtilaf ettikleri g?rü?leri ne de üzerinde ittifak ettikleri g?rü?leri ?er’i bir delil say?l?r. Bundan dolay? onlar?n icmâlar?n?n manas?, tek bir g?rü? üzerinde ittifak etmeleri demek de?ildir. Bilakis icmâlar?n?n manas?, ?u hükmün ?er’i bir hüküm oldu?u veya bu hükmün ?er’i olmas? üzerinde icmâ etmeleri demektir. Bu durumda da hüküm, onlar?n g?rü?ü olmay?p ancak onun ?eriattan oldu?una dair icmâ olur. Bundan dolay? icmâ-us sahabe ancak bir delili ortaya ç?karmaktad?r.

K?yasa gelince; ?er’i bir delildir. K?yas, lügatte takdir etmek demektir. Usulcülerin ?st?lah?nda ise iki ?eyin aras?n? birle?tiren bir husustan dolay? bir hükmün ikisi için ispat? veya ikisinden nefyi hususunda bir bilineni bir bilinene hamletmektir. Dolay?s?yla hükmün illetinde ortak olmalar?ndan dolay? bilinen bir hüküm di?er bilinene benzemektedir. Dolay?s?yla k?yas, as?l üzerinden füruya geçmektir. Yani fer’i asla ilhak etmektir. Bir bilineni bir bilinene hamletmenin manas?, iki bilinenden birinin di?erinin hükmünde ona ortak olmas? demektir. Bu hamletmenin hükmün ispat? ve nefyi için olmas?n?n manas?, fer’in asla hamledilmesi, yani hükme ortak edilmesi demektir. B?ylece asl?n hükmü fer için de ispat edilmi? olur. B?ylelikle de fer, hükümde asla ortak olmu? olur. Asla ait olan bu hüküm, bazen ispat için olur. Nitekim el-Buhari, ?bn-u Abbas’tan ?u hadisi tahric etmi?tir: أَنَّ امْرَأَةً مِنْ جُهَيْنَةَ جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ فَقَالَتْ: إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ فَلَمْ تَحُجَّ حَتَّى مَاتَتْ، أَفَأَحُجُّ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ، حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَةً، اقْضُوا اللَّهَ فَاللَّهُ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ “Cüheyne’den bir kad?n Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelerek dedi ki: “Annem haccetmeyi nezretmi?ti fakat hac yapamadan ?ldü. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?” Allah’?n Resulü dedi ki: “Evet, onun yerine haccet. E?er annenin bir borcu olsayd? sen onu ?demez miydin? O halde Allah’?n (borcunu) ?de. Zira Allah, vefal? olmaya daha lay?kt?r.” B?ylece Aleyhi’s Salatu ve’s Selam, ?denmesi yerine geçmesi bak?m?ndan Allah’?n borcunu insan?n borcuna k?yas etti. Dolay?s?yla burada hüküm, ispat içindir ki o, borcun ?denmesinin yerine geçmesidir… Bazen de hamledilen asl?n hükmü, nefyi için olur. ?mer’den rivayet edilen ?u hadiste oldu?u gibi: O, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e savml? bir kimsenin han?m?n? ?pmesinin savm? bozup bozmayaca??n? sorunca Aleyhi’s Salatu ve’s Selam ??yle demi?tir: أَرَأَيْتَ لَوْ تَمَضْمَضْتَ، أَكَانَ ذَلِكَ يُفْسِدُ الصَّوْمَ؟ فَقَالَ: لاَ “Mazmaza etmi? olsayd?n bu savm? bozar m?yd??” Dedi ki: “Hay?r.” [el-Hakim sahihtir dedi ve ez-Zehebi de muvafakat etti] B?ylece Aleyhi’s Salatu ve’s Selam, savm? bozmamas? bak?m?ndan savml?n?n ?pmesini mazmazaya k?yas etti. Dolay?s?yla burada hüküm, nefiy içindir ki o, savm?n bozulmamas?d?r. Bu hamletmenin iki ?eyin aras?n? birle?tiren bir hususa binaen olmas?n?n manas?, asl?n illetinin fer’ide de bulunmas?d?r. Dolay?s?yla hamletme, bu illete binaen meydana gelmektedir. Bu illet ise k?yas edilen ile k?yas edilenin, yani fer ile asl?n aras?n? birle?tiren husustur. Kuru hurma ile ya? hurman?n sat??? hakk?nda soruldu?unda Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?u kavlinde oldu?u gibi: أَيَنْقُصُ الرُّطَبُ إِذَا يَبِسَ؟ فَقَالُوا: نَعَمْ، فَقَالَ: فَلاَ، إِذَنْ “Kurudu?unda ya? olan azal?r m??” Dediler ki: “Evet.” Allah’?n Resulü dedi ki: “?yleyse hay?r.” [Ebû Yale, Sa’d ?bn-u Ebi Vakkas’tan bu laf?zla tahric etti ve el-Hakim ile ?bn-u Hibban sahihtir dediler] B?ylece Aleyhi’s Salatu ve’s Selam, ribal? maldaki mevcut illetin -ki o, ziyadeliktir- ya? hurman?n sat???nda olup olmad???n? sordu. Var oldu?unu ??renince [فَلاَ، إِذَنْ] “?yleyse hay?r” diyerek bu sat?? için riba hükmünü ispat etti. Yani eksildi?i müddetçe sat??? caiz de?ildir. Yani birle?tiren husus hakk?nda sordu ki o, riba için ?er’i bir illettir.

??te k?yas?n ?er’i tarifi budur ve bu tarif, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in hadislerinden al?nm??t?r. ?bn-u Abbas’tan ??yle rivayet edilmi?tir: جَاءَتِ امْرَأَةٌ إِلَى رَسُولِ الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنَّ أُمِّي مَاتَتْ وَعَلَيْهَا صَوْمُ نَذْرٍ، أَفَأَصُومُ عَنْهَا؟ قَالَ: أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ فَقَضَيْتِهِ أَكَانَ يُؤَدِّي ذَلِكِ عَنْهَا؟ قَالَتْ: نَعَمْ، قَالَ: فَصُومِي عَنْ أُمِّكِ “Bir kad?n Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelerek dedi ki: “Ey Allah’?n resulü! Annem üzerinde nezir savm? oldu?u halde ?ldü. Onun yerine savm tutabilir miyim?” Allah’?n Resulü dedi ki: “Annenin borcu olsayd? sen de onu ?demi? olsayd?n bu onun yerine geçer miydi?” Kad?n dedi k: “Evet.” Allah’?n Resulü dedi ki: “O halde annenin yerine savm tut.” [Muslim, tahric etti] Abdullah ?bn-u Zübeyir’den ??yle rivayet edilmi?tir: جَاءَ رَجُلٌ مِنْ خَثْعَمٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ إِنَّ أَبِي أَدْرَكَهُ الإِسْلامُ وَهُوَ شَيْخٌ كَبِيرٌ لا يَسْتَطِيعُ رُكُوبَ الرَّحْلِ وَالْحَجُّ مَكْتُوبٌ عَلَيْهِ أَفَأَحُجُّ عَنْهُ قَالَ أَنْتَ أَكْبَرُ وَلَدِهِ قَالَ نَعَمْ قَالَ أَرَأَيْتَ لَوْ كَانَ عَلَى أَبِيكَ دَيْنٌ فَقَضَيْتَهُ عَنْهُ أَكَانَ ذَلِكَ يُجْزِئُ عَنْهُ قَالَ نَعَمْ قَالَ فَاحْجُجْ عَنْهُ “Hasem’den bir adam Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelerek dedi ki: “Babam, kendisine hac farz oldu?u halde bine?e binemeyecek derecede çok ileri bir ya?ta ?slam’? idrak etti. Onun yerine haccedebilir miyim?” Allah’?n Resulü dedi ki: “Sen onun en büyük evlad? m?s?n?” Adam dedi ki: “Evet.” Allah’?n Resulü dedi ki: “Baban?n borcu olsayd? sen de onu ?demi? olsayd?n bu onun yerine geçer miydi?” Adam dedi ki: “Evet.” O da dedi ki: “O halde onun yerine haccet.” [Ahmed, ez-Zeyn’in sahih dedi?i bir isnad ile tahric etti?i gibi ed-Darimi de tahric etti]

??te bu iki hadiste Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Allah’a olan savm ve hac borcunu insan?n borcuna hamletti. Her ikisi de bir bilineni bir bilinene hamletmektir. Yani ?denmesinin yerine geçti?inin ispat? hususunda Allah’a olan borcun insan?n borcuna ortak olmas?d?r. Cünkü her ikisi de bir borçtur. Dolay?s?yla ikisinin aras?n? birle?tiren husus, her ikisinin de borç olmas?d?r ki o, illettir. ?kisi için ispat olan hüküm ise ?demenin yerine geçmesidir. ??te bu, ?er’i nasstan istinbat edilen k?yas?n ?er’i vak?as?d?r. Dolay?s?yla bu tarif, al?nmas? gereken ?er’i bir hüküm ve bunu istinbat eden veya onu tabi yada ammi olarak taklit eden kimse hakk?nda ?er’i bir delilden istinbat edilen herhangi bir ?er’i hüküm gibi Allah’?n hükmü olur. Zira ?er’i delillerden istinbat edilen tarifler ve kaideler, di?er ?er’i hükümler gibi birer ?er’i hükümdür.

Bu k?yas, illet üzerine, yani hamledilen bilinen ile kendisine hamledilen bilinenin, yani fer ile asl?n aras?n? birle?tiren husus üzerine kaimdir. Dolay?s?yla bu illet, yani k?yas edilen ile kendisine k?yas edilenin aras?n? birle?tiren husus bulundu?unda k?yas da bulunmu? olur. Aksi takdirde kesinlikle k?yas bulunmaz. E?er bu illet, ?er’i bir nassta varit olmu? veya onu getiren ?er’i bir nassa k?yas edilmi?se bu, muteber ?er’i bir delil olan k?yast?r. Cünkü k?yas?n üzerine kaim oldu?u illeti ?eriat getirmi?tir. E?er bu illet, ?er’i bir nassta varit olmam?? veya onu getiren ?er’i bir nassa k?yas edilmemi?se bu k?yasa ?er’i bir k?yas olarak itibar edilmez. Dolay?s?yla ?er’i bir delil olmaz. Cünkü k?yas?n üzerine kaim oldu?u illeti ?er’i nass getirmemi?tir. Dolay?s?yla bu k?yas, ?eriattan de?ildir. Dolay?s?yla da ona ?er’i bir delil olarak itibar edilmez.

Bu k?yas?n ?er’i bir delil oldu?unun delili ise illeti getiren ?er’i nass veya onu getiren ?er’i nassa k?yas edilmesi, ya kitaptan ya sünnetten ya da icmâ-us sahabeden olur. Bu üçünün ?er’i delil olu?u ise katî delille sabittir. Dolay?s?yla ?er’i illetin delili, katî delil olmaktad?r ki k?yas?n delili i?te budur. Cünkü nass?n getirdi?i hükümde bulunan ?er’i illet, as?l olup hem fer’î hakk?ndaki hükmü ?er’i bir hüküm k?lan hem de k?yas? ortaya ç?karan odur. ?ayet o olmam?? olsayd? aslen k?yas ortaya ç?kmazd?. Dolay?s?yla onun delili k?yas?n da delilidir.

Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], i?te bu ?er’i k?yasa ir?at etmi?, ona ?er’i delil olarak itibar etmi?, sahabe buna g?re hareket etmi? ve ?er’i hükümleri istinbat ederlerken onu ?er’i delil olarak alm??lard?r. Zira Muaz ile Ebi Musa el-E?ari’yi Yemen’e g?nderirken Aleyhi’s Salatu ve’s Selam’?n onlara ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: بِمَ تَقْضِيَانِ؟ فَقَالاَ: إِنْ لَمْ نَجِدِ الحُكْمَ فِي الكِتَابِ وَلاَ السُّـنَّةِ قِسْنَا الأَمْرَ بِالأَمْرِ، فَمَا كَانَ أَقْرَبَ إِلَى الـحَـقِّ عَمِلْنَا بِهِ  “Ne ile hükmedeceksiniz.” “Hükmü kitap ve sünnette bulamazsak bir meseleyi bir meseleye k?yas eder hakka en yak?n olan hangisi ise onunla amel ederiz.” [el-Amidi el-?hkam’da ve Ebû’l Hüseyin el-Mutemed’de zikrettiler] B?ylece k?yas ile amel edeceklerini aç?klam??lar ve Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] de bu hususta onlar? ikrar etmi?tir. Dolay?s?yla bu hadis, k?yas?n ?er’i bir delil oldu?una dair bir hüccettir. ?bn-u Abbas’tan ?u hadis rivayet edilmi?tir: أَنَّ امْرَأَةً مِنْ جُهَيْنَةَ جَاءَتْ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَتْ: إِنَّ أُمِّي نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ فَلَمْ تَحُجَّ حَتَّى مَاتَتْ، أَفَأَحُجُّ عَنْهَا؟ قَالَ: نَعَمْ، حُجِّي عَنْهَا، أَرَأَيْتِ لَوْ كَانَ عَلَى أُمِّكِ دَيْنٌ أَكُنْتِ قَاضِيَةً، اقْضُوا اللَّهَ فَاللَّهُ أَحَقُّ بِالْوَفَاءِ “Cüheyne’den bir kad?n Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelerek dedi ki: “Annem haccetmeyi nezretmi?ti fakat hac yapamadan ?ldü. Onun yerine ben hac yapabilir miyim?” Allah’?n Resulü dedi ki: “Evet, onun yerine haccet. E?er annenin bir borcu olsayd? sen onu ?demez miydin? O halde Allah’?n (borcunu) ?de. Zira Allah, vefal? olmaya daha lay?kt?r.” [el-Buhari, tahric etti] B?ylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], burada bu kad?na ??reten konumunda olup borcun ?denmesinin vacibiyeti ve faydas? hususunda Allah’a olan borcu insan?n borcuna ilhak etmi?tir ki bu k?yas?n ta kendisidir. ?mer’den Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e savml? bir kimsenin han?m?n? ?pmesinin savm? bozup bozmayaca??n? sorunca ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: أَرَأَيْتَ لَوْ تَمَضْمَضْتَ، أَكَانَ ذَلِكَ يُفْسِدُ الصَّوْمَ؟ فَقَالَ: لاَ  “Mazmaza etmi? olsayd?n bu savm? bozar m?yd??” Dedi ki: “Hay?r.” [el-Hakim sahihtir dedi ve ez-Zehebi de muavafakat etti] B?ylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], savm? bozmayacak olmas? bak?m?ndan mazmazaya k?yasen savm?n bozulmas? hükmünü savml? bir kimsenin han?m?n? ?pmesinden nefyetmi?tir. Cünkü her ikisi de insan?n karn?na girmemi?tir. Dolay?s?yla bu, k?yasla hüküm vermeyi anlatmakt?r. ??te bu üç nassta, k?yasa delalet eden birçok nassta varit oldu?u gibi sadece hükmün illetlendirilmesi gerçekle?memi?tir. Bilakis bu nasslarda k?yas ikrar edilmekte, k?yas ??retilmekte ve k?yasla hüküm verilmesi anlat?lmaktad?r. Dolay?s?yla bu, k?yas?n ?er’i delil oldu?una dair bir hüccettir.

Bu, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] aç?s?ndand?. Sahabe aç?s?ndan olana gelince; onlar?n birçok meselede k?yas? ?er’i delil olarak ald?klar? rivayet edilmi?tir ki bunlardan biri Said ?bn-u Mansur’un Sünen’inde Kas?m ?bn-u Muhammed’den tahric etti?i ?u olayd?r: “Bir adam ?ldü ve iki ninesine, yani anneannesine ve babaannesine miras b?rakt?. Bunun üzerine onlar Ebû Bekir’e geldiler. O da anneannesine alt?da bir ve babaannesine bir ?ey vermeyince Ensardan bir adam ??yle dedi: “Sen ?yle bir kad?na miras verdin ki, ?ayet ?len o (anneanne) olsayd? k?z? onun hiç bir ?eyine varis olamazd?. ?yle bir kad?n? da mirastan mahrum ettin ki, ?ayet ?len o (babaanne) olsayd? o?lu (baba) onun bütün mal?na varis olurdu.” Bunun üzerine o ikisini alt?da bire ortak etti.” Yine bu olay? Gazali el-Mustasfa’da ve el-Amidi el-?hkam’da zikrettiler. B?ylece ?len ki?i sa?, sa? olan ki?i de ?lü olmu? olsayd? iki halde de aralar?n? birle?tiren akrabal???n ayn? olmas? bak?m?ndan sa? olan?n ?lüden kalan miras?n? ?lü olan?n da sa? olan ki?iden kalan miras?na k?yas ettiler. Ebû Bekir de bu k?yas? i?itince ona tabi oldu ve kendi g?rü?ünden vazgeçerek onunla amel etti. Yine ?mer’den ??yle rivayet edilmi?tir: ?mer, Ebi Musa el-E?ari’ye ??yle yazd?: “Mü?abihleri ve mümasilleri tan?. Sonra da kendi g?rü?ünle olaylar? k?yas et.” [e?-?irazi, Tabakat-ul Fukaha’da zikretti ve el-Beyhaki, Kâdinin Adab? Kitab?’ndan Marife’de rivayet etti] Bu olayda ?mer, Emîr-ul Müminun ve Ebû Musa onun kâd?s?yd?. Yine ?mer’e, Semere’nin yahudi tüccarlardan ??ür olarak içki ald??? ve onu sirke haline getirip satt??? s?ylenince dedi ki: “Allah, Semere’nin müstahakk?n? versin! Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle dedi?ini bilmiyor mu? لَعَنَ اللَّهُ اليهودَ، حُرِّمَتْ عليهِمُ الشُّحومُ فَجَمَلُوها وباعوها وأَكَلُوا ثَمَنَها “Allah Yahudilere lanet etmi?tir ki iç ya?? onlara haram k?l?nd??? halde ona güzel bir ?ekil vererek satt?lar ve paras?n? yediler.” [Muslim, tahric etti] B?ylece içkiyi iç ya??na k?yas etti ki içkinin kendisinin haram olmas?, bedeli için de haramd?r. Yine ?mer, ?ldürme olay?na yedi ki?inin ortak oldu?u katîlin k?sas?nda ?üpheye dü?tü. Bunun üzerine Ali, ona dedi ki: “Ey Emîr-ul Müminun! Bir gurubun h?rs?zl??a ortak oldu?unu g?rseydin onlar?n ellerini keser miydin?” ?mer dedi ki: “Evet.” Ali dedi ki: “??te bu da ?yledir.” [AbdurRezzak, Musnaf’ta zikretti] Bu olayda ?ldürmek h?rs?zl??a k?yas edilmi?tir. ??te bunlar?n hepsi, sünnet ve icmâ-us sahabe ile k?yas?n ?er’i bir delil oldu?una delalet etmektedir. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’den sabit olanlar sünnettir ve sahabeden sabit olanlar sükuti icmâ say?l?r. Cünkü onlar bunu, sahabenin g?zü ve kula?? ?nünde yapm??lar ve hiç bir kimse onlara kar?? ç?kmam??t?r. Dolay?s?yla bunlar birer icmâd?r. Ancak sünnet ve icmâ-us sahabe, ahad haber yoluyla rivayet edilmi?tir. Dolay?s?yla bunlar, zanni bir delildir. Bunun içindir ki k?yas?n ?er’i bir delil oldu?una dair katî delil, yukar?da zikretti?imiz gibi illeti, kitap veya sünnet veya icmâ-us sahabeden olan ?er’i nassta varit olmas?d?r. ??te bu üçünün birer ?er’i delil olmas? katî delille sabit olmu?tur. Dolay?s?yla bu, k?yas?n da delili olmaktad?r. Zira bu, ?er’i illetin delilidir.

??te bu d?rt delili kitap, sünnet, icmâ-us sahabe ve k?yas?, vahyin Allah kat?ndan katî delille getirdi?i sabit olmu?tur. Bunlar?n d???ndakilerin ise vahyin Allah kat?ndan katî delille getirdi?i sabit olmam??t?r. Hatta bunlara dair getirdikleri delile intibak eden sabit ?er’i bir delilin oldu?u bile sabit olmam??t?r. Bunlar?n katî delille sabit olmay???na gelince; bu aç?k olan bir husustur ki bunlarla istidlalde bulunan kimseler, bunlar?n birer ?er’i delil oldu?una dair getirdikleri delilin katî delil oldu?unu iddia etmemektedirler. Bunlar?n birer ?er’i delil oldu?unun sabit olmay???na gelince; -birer ?er’i delil olarak- getirdikleri delillerin üzerine delil ikame etmeyi istedikleri konuya intibaks?zl???nda aç??a ç?kmaktad?r. Yani Müslümanlar?n icmâs?, mesalih-i mürsele, istihzan ve benzerlerinin ?er’i delillerden oldu?unu iddia etmelerine dair getirdikleri delillerin istidlalinin hatas?nda aç??a ç?kmaktad?r.

Müslümanlar?n icmâs?n?n ?er’i delil oldu?unu s?yleyenler, Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ?u kavlini delil getirdiler: لاَ تَجْتَمِعُ أُمَّتِي عَلَى ضَلاَلَةٍ “Benim ümmetim dalalet üzerine birle?mez.” [?bn-u Hacer, hiç biri hatta hepsi hakk?nda hiç bir s?z s?ylenemeyecek birçok kanal? olan me?hur hadis dedi] Bu hadiste buna dair bir delil yoktur. Cünkü buradaki dalalet, dinden d?nmektir hata de?ildir. Nitekim ?u hadis bu anlamda varit olmu?tur: لَنْ تَجْتَمِعَ أُمَّتِى عَلَى ضَلاَلَةٍ، فَعَلَيْكُمْ بِالْجَمَاعَةِ، فَإِنَّ يَدَ اللَّهِ عَلَى الْجَمَاعَةِ “Benim ümmetim asla dalalet üzerine birle?mez. O halde cemaatle olun. Zira Allah’?n eli cemaatin üzerindedir.” [Taberani, ?bn-u ?mer kanal?yla ravileri sika bir isnad ile rivayet etti ve bu sahihtir] Zira ?slami ümmet, ?slam’dan d?nme üzerinde birle?mez ama hata üzerinde birle?ebilir. Bunun en basit delili ?slami ümmet, uzun bir müddet bir halifenin ikamesi için çal??man?n terki üzerinde birle?mi?tir ki bu hata üzerinde birle?medir.

Maslahatlar?n celbi ve mefsedetlerin def’inin ?er’i hükümler için ?er’i bir illet oldu?unu s?yleyen ve buna g?re k?yas yapanlara gelince; Allahuteala’n?n ?u kavlini delil getirdiler: وَمَا أَرْسَلْنَاكَ إِلا رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ “Biz, seni ancak alemlere rahmet olarak g?nderdik.” [el-Enbiya 107] Dolay?s?yla Allah, rahmet olmas?n? ?slami ?eriat için bir illet k?lm??t?r ve rahmet ise ancak maslahatlar?n celbi ve mefsedetlerin def’i ile mümkündür. Dolay?s?yla bu ikisi, hükümlerin ?er’i illeti olmu?tur. Bu istidlal ?u iki y?nden hatal?d?r. Birincisi: Bu ayette s?z konusu olan resulün g?nderilmesidir, yani resul olmas?d?r ?er’i hükümler de?ildir. Resulün g?nderilmesinden maksat, onun risaleti -ki o, ?eriat?d?r- oldu?u kabul edilse dahi s?z konusu olan sadece ?er’i hükümler de?il bir bütün olarak akaidi ve hükümleriyle ?eriat?n tamam?d?r. ?kincisi: Aleyhi’s Salatu ve’s Selam’?n âlemlere rahmet olarak g?nderilmi? olmas? sadece g?nderilmesinin hikmetini beyan etmektir. Yani g?nderilmesiyle ortaya ç?kan sonuçtur. Bu da Allahuteala’n?n ?u kavli gibidir: وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالإنسَ إِلا لِيَعْبُدُونِي “Ben, cinleri ve insanlar? ancak bana ibadet etsinler diye yaratt?m.” [ez-Zariyat 56] Yani yarat?lmalar?n?n sonucu ibadet olsun diye demektir. Dolay?s?yla ibadet yarat?lmalar?n?n hikmetidir illeti de?ildir. Ve Allahuteala’n?n ?u kavli gibidir: لِيَشْهَدُوا مَنَافِعَ لَهُمْ “Kendilerine ait bir tak?m yararlar? g?rmeleri için.” [Hac 28] Dolay?s?yla bu, hacc?n hikmetidir. Yani hacdan has?l olabilecek sonuçtur. Ve ?u kavli gibidir: إِنَّ الصَّلاةَ تَنْهَى عَنْ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ “Muhakkak ki salah, hayas?zl?ktan ve münkerden al?koyar.” [Ankebut 45] Dolay?s?yla bu, salâh?n hikmetidir. Yani salâhtan has?l olabilecek sonuçtur ve bunun gibi. Dolay?s?yla burada ayet, illet konumunda de?ildir. Cünkü illet, hükmün kendisinden dolay? ortaya ç?kt???, yani konuldu?u ?eydir. Nasstaki illiyeti anlamak için ise illetin vas?f olmas? ve bu vasf?n da illiyeti, te?rinin sebebi, yani te?rinin kendisinden dolay? oldu?u anlam?nda bildiren olmas? kaç?n?lmazd?r. ??te o zaman kaç?n?lmaz do?al bir sonuç olur. Cünkü sebep, kesinlikle müsebbibi do?urur. Bunun içindir ki illet bulundu?unda malul da bulunur. Her ne kadar [رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ] “Alemlere rahmet olarak” kavlinde ve yukar?daki di?er ayetlerde bir vas?f ve içerisinde de illeti ifade eden harfler olsa da kelam?n siyak? illiyeti ifade etmemektedir. Cünkü bu, olmayabilir. Zira ?eriat rahmet olmak için gelmemi?tir. Zira ?slami ?eriat, ilk Müslümanlar gibi ona iman eden ve onunla amel eden kimseler için rahmet iken kafirler gibi onu inkar eden kimseler için bir gazapt?r. Mesela Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in g?nderilmesi bu âlemden olduklar? halde kafirler için bir gazapt?r. Ayr?ca ?slami risalet, bugün de mevcuttur. Zira risalet bilfiil has?l olmu?tur. Buna ra?men Müslümanlar bizzat risalete iman etmi? olsalar da onu tatbik etmeyerek s?k?nt? içerisine dü?mü?lerdir. Dolay?s?yla s?rf risalet, yani s?rf ?eriat?n varl??? rahmet olmam??t?r. Bunun içindir ki rahmet risaletin illeti de?ildir. Binaenaleyh maslahatlar?n celbi ve mefsedetlerin def’i, ?er’i bir illet de?ildir. Dolay?s?yla k?yas için as?l olarak al?nmaz.

Akl?n ?er’i delillerden oldu?unu s?yleyenlere gelince; s?z konusu olan ?er’i hükümdür. Yani zann? galiple onun Allah’?n hükmü olmas?d?r. Bu ise ancak onu vahyin getirmesi ile mümkündür. Akl? ise vahyi getirmemi?tir. Bunun içindir ki akl?n ?er’i hükümler için ?er’i bir delil oldu?una dair ne zanni ne de akli bir delil vard?r. Dolay?s?yla ak?l, kesinlikle ?er’i delillerden de?ildir. Sahabenin mezhebinin ?er’i delillerden oldu?unu s?yleyenlere gelince; icmâ-us sahabenin iki delilinin bir sahabenin delili olmas?n? buna delil getirdiler. Zira Allah’?n onlar? methetmesi onlardan biri için de methetmektir. Ayr?ca onlar?n topluca nakillerine halel gelmedi?ine g?re bu, onlardan birinin nakline de gelemez. Daha sonra Rezin’in tahric etti?i Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in, أَصْحَابِي كَالنُّجُومِ، بِأَيِّهُمُ اقْـتَدَيْـتُمُ اهْـتَدَيْـتُمْ “Benim ashab?m y?ld?zlar gibidir. Onlardan hangisine iktida ederseniz do?ru yola erersiniz.” kavli sahabenin mezhebinin delil oldu?unu teyit etmektedir. Bu istidlal hatal?d?r. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in methetmesi tek ba??na icmâ-us sahabenin ?er’i delil olu?una dair delil olmad??? gibi sahabenin Kuran’? nakletmesi de onlar?n icmâs?n?n ?er’i bir delil oldu?una dair tek ba??na delil de?ildir. Bilakis ?er’i delil, onlar?n methedilmesi ve bu hükmün ?er’i bir hüküm oldu?u üzerinde icmâ etmi? olmalar?d?r. Dolay?s?yla delil ?u iki husustur: Methetmek ve icmâ etmek. Bu ikisi ise tek bir sahabede bulunmamaktad?r. Dolay?s?yla methetmek ve Kuran’? nakletmek Allah’?n kendisini methetti?i kimselerden Kuran’? nakleden kimsenin s?zünün ?er’i delillerden oldu?una dair delil olmaya uygun de?ildir. Cünkü Allah, sahabeyi methetti?i gibi onlara tabi olanlar? da methetmi?tir. Ve çünkü Kuran, Allah’?n methetti?i kimseler taraf?ndan nakledilmi? olsa da bu durum onu nakleden kimsenin s?zünü ?er’i bir delil haline getirmez. B?ylece bu istidlal ortadan kalkm?? olur. Yine tek bir sahabenin nakletti?i ?eylere ve rivayet etti?i hadislere sübutu katî olarak itibar edilmeyip bilakis zanni olmas? da bu istidlalin ortadan kalkt???na delalet eder. Bunun içindir ki “?htiyar erkek ile ihtiyar kad?n zina edince elbette onlar? recmedin” s?zünü sahabe nakletmesine ra?men Kuran’dan say?lmaz. Zira bunun üzerinde icmâ-us sahabe has?l olmam??t?r. Ayn? ?ekilde sahabenin ahad haber olarak rivayet etti?i hadislere de katî olarak itibar edilmez. Bilakis bunlar zannidirler. ?cmâ-us sahabe ise bunun aksinedir. Zira Kuran’dan oldu?u üzerinde icmâ ettikleri ?ey Kuran ve katî olarak itibar edildi?i gibi hadislerden oldu?u üzerinde icmâ ettikleri ve onlardan tevatür yoluyla rivayet edilen ?eye de katî delil olarak itibar edilir. Bunun içindir ki sahabenin üzerinde icmâ etti?i ?ey ile tek bir sahabenin rivayet etti?i ?ey aras?nda büyük fark vard?r. Zira sahabenin icmâ etti?i ?eyin katî oldu?unda ihtilaf olmay?p onu inkar eden kafir olur. Sahabenin rivayet etti?i ?ey ise zanni olup onu inkar eden kafir olmaz. Bunun içindir ki sahabenin icmâs?, ?er’i bir delildir. Ancak tek bir sahabenin mezhebi ?er’i delillerden say?lmaz. Bunun da ?tesinde tek bir sahabenin hata etmesi mümkündür ve icmâ-us sahabenin aksine o hatadan masum de?ildir. Zira bu icmâ üzerinde hata olmas? mustahildir. Ayr?ca sahabeler, meselelerde ihtilaf etmi?ler ve her biri di?er mezhebin aksine hareket etmi?tir. Dolay?s?yla sahabenin mezhebi hüccet k?l?nsayd? kesinlikle Allah’?n hüccetleri çe?itli ve çeli?kili olurdu. B?ylece sahabenin mezhebine ?er’i delil olarak itibar edilmez.

 [شرع من قبلنا شرع لنا] “Bizden ?ncekilerin ?eriat? bizim için de ?eriatt?r” diyenlere gelince; Onlar, Allahuteala’n?n ?u kavlini delil getirdiler: إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى نُوحٍ “Biz, Nuh'a vahyetti?imiz gibi sana da vahyettik.” [en-Nisâ 163] Ve ?u kavlini: شَرَعَ لَكُمْ مِنْ الدِّينِ مَا وَصَّى بِهِ نُوحًا “Nuh'a tavsiye etti?ini size dinden ?eriat k?ld?.” [e?-?urâ 23] Ve ?u kavlini: ثُمَّ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ أَنْ اتَّبِعْ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ “Sonra da sana ?brahim'in milletine uyman? vahyettik.” [en-Nahl 123] ??te bu ayetler, bizim ?nceki nebilerin ?eriatlar?yla muhatap oldu?umuza delalet eder. Yine Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’de aslolan, Allah’tan mukayyet olunman?n vacip oldu?u ?eyi tebli? etmek için gelmi? olmas?d?r. Buna g?re Kuran’daki her harf ve -resulün kendisine veya ba?kas?na has olarak varit olmas? müstesna- ondan sad?r olan her amel veya s?yledi?i her s?z veya ondan has?l olan her takrir ile mukayyet olmak vaciptir. Dolay?s?yla bizler ?nceki ?eriat sahiplerine has oldu?una veya neshedildi?ine dair bir nass gelmesi d???nda Kuran’da veya hadiste varit olan her ?ey ile sorumluyuz. Bunlardan bir ?ey varit olmad?kça bizler bunlarla sorumluyuz. Zira Allah, bunlar? Kuran’da bo? yere zikretmemi?tir. Dolay?s?yla bunlarla muhatap olmam?z kaç?n?lmazd?r. Bu istidlal hatal? bir istidlaldir. Ayetlere gelince; birinci ayetten maksat di?er nebilere vahyetti?i gibi Allah’?n ona da vahyetmesidir. ?kinci ayetten maksat Allah’?n tevhidin asl?n? ?eriat k?l?nmas?d?r ki bu da Nuh’a tavsiye etti?i ?eydir. Uçüncü ayetten maksat, resulün tevhidin asl?na uymas?d?r. Cünkü milletin manas?, tevhidin asl?d?r. Bu kabilden olan ayetlerin hepsi b?yledir. Allahuteala’n?n ?u kavli gibi: فَبِهُدَاهُمْ اقْتَدِهِ “Sen de onlar?n yoluna uy.” [el-Enam 90] Ve benzerleri. Allahuteala’n?n ?u kavline gelince: إِنَّا أَنزَلْنَا التَّوْرَاةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ يَحْكُمُ بِهَا النَّبِيُّونَ "Biz, içinde hidayet ve nur oldu?u halde Tevrat’? indirdik. Onunla Peygamberler hüküm ederler.” [el-Maide 44] Allah, bununla Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i de?il ?srailo?ullar?n?n nebilerini kastetmi?tir. Müslümanlar?n ise sadece tek bir nebisi vard?r. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle dedi?ine dair Ebî Hurayra’dan rivayet edilen ?u hadise gelince; الأَنْبِيَاءُ إِخْوَةٌ مِنْ عَلاَّتٍ، وَأُمَّهَاتُهُمْ شَتَّى، وَدِينُهُمْ وَاحِدٌ “Nebiler çe?itli men?elerden karde?tirler. Anneleri farkl?d?r, dinleri birdir.” [Muslim, tahric etti] Dinlerinin bir olmas?n?n manas?, as?l olarak üzerinde ihtilaf etmedikleri tevhit demektir. Yoksa kendisiyle g?nderildikleri dinin hepsinin de tek olmas? demek de?ildir. Bunun delili ise Allahuteala’n?n ?u kavlidir: لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا “Sizden her birinize bir ?eriat ve bir metot k?ld?k.” [el-Maide 48] Bunlardan da ortaya ç?kmaktad?r ki bu deliller, istidlal için uygun de?ildir ve bunlar? bizden ?nceki ?eriatlar?n bizim için de ?eriat oldu?una delil getirmek hatal?d?r. Ayr?ca ister Kuran ister hadis isterse ba?ka bir ?eyle gelmi? olsun bizden ?nceki ?eriatlara tabi olmay? kesinlikle nehyeden deliller de vard?r. Nitekim Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الإسْلامِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ “Kim ?slam'dan ba?ka bir din ararsa, bilsin ki (o) kendisinden asla kabul edilmez.” [Al-i ?mrân 85] Ve ??yle buyurmu?tur: إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ الإسْلامُ “Allah indinde din ?slam'd?r.” [Al-i ?mrân 19] Bu ayetler, ?slam dini d???nda inan?lan hiç bir dinin hiç bir kimseden kesinlikle kabul olunmayaca??na dair bir nasst?r. O halde Müslümanlardan bu dinlere tabi olmalar? nas?l talep edilir? Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ “Sana da kitab? [Kuran’?], kendisinden ?nceki kitaplar? tasdik edici ve üzerine müheymin (koruyucu ve ?ahit) olarak hak ile inzal ettik.” [el-Maide 48] Kuran’?n ?nceki kitaplara müheymin olmas? onlar? tasdik etmesi demek de?ildir. Zira Allahuteala, ayn? ayette ??yle buyurmu?tur: [مُصَدِّقًا] “Tasdik edici” Ancak onlar? neshedici demektir. Ayr?ca ?slami ?eriat?n ?nceki ?eriatlar?n hepsini neshetti?i üzerinde icmâ has?l olmu?tur. Bunun da ?tesinde Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: أَمْ كُنتُمْ شُهَدَاءَ إِذْ حَضَرَ يَعْقُوبَ الْمَوْتُ إِذْ قَالَ لِبَنِيهِ مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إِلَهَكَ وَإِلَهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَهًا وَاحِدًا وَنَحْنُ لَهُ مُسْلِمُونَ (133) تِلْكَ أُمَّةٌ قَدْ خَلَتْ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَلَكُمْ مَا كَسَبْتُمْ وَلا تُسْأَلُونَ عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ “Yoksa siz Yakup'a ?lüm geldi?i zaman orada ?ahitler mi idiniz? O zaman (Yakup) o?ullar?na; benden sonra kime ibadet edeceksiniz? demi?ti. Senin ilah?na ve atalar?n ?brahim, ?smail ve ?shak'?n ilah? olan tek bir ilaha kulluk edece?iz ve biz O’na teslim olanlar?z, dediler. Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onlar?n kazand?klar? kendilerinin, sizin kazand?klar?n?z sizin içindir. Siz onlar?n yapt?klar?ndan sorulmazs?n?z.” [el-Bakara 133-14] B?ylece Allah, bu nebilerin yapt?klar?ndan bize sormayaca??n? haber vermi?tir. Onlar?n yapt?klar?ndan sorulmayaca??m?za g?re onlar?n ?eriatlar?ndan da sorulmayaca??zd?r. Cünkü onlar?n ?eriatlar?n? tebli? etmek ve onlarla amel etmek onlar?n amellerindendir. Madem ki bunlardan sorulmayaca??z o halde bizler bu ?eriatlarla sorumlu olmad???m?z gibi bizler için ba?lay?c? da de?ildirler. Yine Cabir’den Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: أُعْطِيتُ خَمْسًا لَمْ يُعْطَهُنَّ أَحَدٌ قَبْلِي: كَانَ كُلُّ نَبِيٍّ يُبْعَثُ إِلَى قَوْمِهِ خَاصَّةً وَبُعِثْتُ إِلَى كُلِّ أَحْمَرَ وَأَسْوَدَ “Bana, benden evvel hiç bir kimseye verilmedik be? ?ey verildi: Her nebi hassaten kendi kavmine g?nderiliyordu ben k?rm?z?s?yla siyah?yla herkese g?nderildim.” [Muslim, tahric etti] Ebî Hurayra’dan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle dedi?i rivayet edilmi?tir: فُضِّلْتُ عَلَى الأَنْبِيَاءِ بِسِتٍّ “Alt? ?eyle (di?er) nebilere üstün k?l?nd?m.” Alt? ?eyi zikretti ve bunlar içerisinde ?u da geçti: وَأُرْسِلْتُ إِلَى الْخَلْقِ كَافَّةً “Tüm yarat?lm??lara g?nderildim.” B?ylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], kendisinden ?nceki her nebinin hassaten sadece kendi kavmine g?nderildi?ini haber vermi?tir. Dolay?s?yla kendi kavimlerinin d???ndakilere g?nderilmemi? olmaktalar ve kendi nebilerinin d???ndaki bir nebinin ?eriat? onlar için ba?lay?c? de?ildir. B?ylece ?nceki nebilerden herhangi birisinin bizlere g?nderilmedi?i sübut bulmu? olur. B?ylelikle de onlar?n ?eriat? bizler için ?eriat olmaz ve Kuran ayetlerinde sarih olarak varit olanlar da bunu teyit etmektedir: وَإِلَى ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَالِحًا “Semud’a onlar?n karde?i Salih g?nderildi.” [el-A’râf 73], وَإِلَى عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًا “Ad’e onlar?n karde?i Hud g?nderildi.” [Hûd 50], وَإِلَى مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًا “Medyen’e karde?leri ?uayb g?nderildi.” [el-A’râf 85]

??te tüm bunlardan ortaya ç?kmaktad?r ki bizden ?nceki ?eriatlar ?u üç sebepten dolay? bizim için ?eriat de?ildir: Birincisi: ?stidlalde bulunduklar? deliller ancak tevhidin asl?na delalet edip nebilerin ?eriatlar?n?n hepsinin tek oldu?una delalet etmemektedir. ?kincisi: ?slam ?eriat? d???ndaki ?eriatlar?n tamam?ndan nehyeden nasslar varit olmu?tur. Uçüncüsü: Her nebi, hassaten kendi kavmine g?nderilmi? ve bizler onlar?n kavminden de?iliz. Dolay?s?yla onlar bizlere g?nderilmemi?lerdir. Dolay?s?yla da onlar?n ?eriat? ile muhatap ve sorumlu de?iliz. B?ylece bizden ?ncekilerin ?eriat? ?er’i delillerden say?lmaz. Ayetlerle istidlalde bulunmalar? aç?s?ndan b?yledir. Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Allah’tan kendisiyle mukayyet olunman?n vacip oldu?u ?eyi tebli? etmek için geldi?ine dair istidlalde bulunmalar? aç?s?ndan olana gelince; bize Allah’tan tebli? etti?i ?eyle -ki o, getirmi? oldu?u ?eriatt?r- mukayyet olman?n vacip oldu?u do?rudur. Ancak bu, bize mukayyet olmam?z? emretmedi?i hususlar için geçerli de?ildir. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bize, bizden ?nceki geçmi? ümmetlerin hallerini ula?t?rm??t?r. Ancak bunlar? bize onlar?n ?eriat? ile mukayyet olmak için de?il ibret ve ??üt için ula?t?rm??t?r. Mesela bize nebilerin k?ssalar?n?, haberlerini, ümmetlerin haberlerini rivayet etmi?, onlar?n hallerini ve tabi olduklar? hükümleri beyan etmi?tir. ??te bunlar?n hepsi, sadece ibret ve ??üt için olup onlar?n ?eriat ile mukayyet olmak için de?ildir. K?ssalar ve haberler aç?s?ndan olana gelince; bunlar?n ibret ve ??üt için geldi?i aç?kt?r. Dolay?s?yla herhangi bir delile gerek yoktur. Ummetlerin hallerine ve tabi olduklar? hükümler aç?s?ndan olana gelince; onlardan hikaye yoluyla varit olup bunlarla mukayyet olma ?eklinde varit olmam??t?r. Dolay?s?yla bunlar, geçmi? nebilerin ve ?nceki ümmetlerin hallerini beyan etmek için gelen k?ssalar gibidir. Ustelik bu hükümler pek çok olup tafsilatlar?nda ?slami ?eriata muhalefet etmektedirler. Dolay?s?yla bunlarla muhatap olmu? olsayd?k farkl? iki ?eriatla muhatap olurduk ki bu caiz de?ildir. Mesela Süleyman’?n ?eriat?ndan ?rnek olarak Allahuteala’n?n ?u kavlidir: وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِي لا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنْ الْغَائِبِينَ (20) لاعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لاذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِي بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ “(Süleyman) ku?lar? g?zden geçirdikten sonra ??yle dedi: Hüdhüd'ü niçin g?remiyorum? Yoksa kay?plara m? kar??t?? Ya bana (mazeretini g?steren) apaç?k bir delil getirecek ya da mutlaka onu ?iddetli bir azaba u?rataca??m yahut bo?azlayaca??m.” [en-Neml 20-21] Fesatl?k yapsalar bile ku?lar?n cezas?n?n dü?ece?i hatta hayvanlar?n tamam?n?n cezas?n?n dü?ece?i hususunda Müslümanlar nezdinde ihtilaf yoktur. Nitekim bu hususta nass gelmi?tir. Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ??yle buyurmu?tur: الْعَجْمَاءُ جَرْحُهَا جُبَارٌ “Hayvan?n yaralamas? zayiatt?r (diyeti yoktur).” [Ebî Hurayra kanal?yla muttefik-un aleyh] Kamus el-Muhitte ??yle denilmi?tir: “Suhâb gibi el-Cubâr, zayiat?n heba olmas?d?r. Zamme ile heder olmas?d?r.” Dolay?s?yla hayvanlar i?ledikleri suçlardan sorumlu de?ildirler ve ku? da b?yledir.

Musa’n?n ?eriat?ndan ?rnek olarak Allahuteala’n?n ?u kavlidir:حَرَّمْنَا كُلَّ ذِي ظُفُرٍ وَمِنْ الْبَقَرِ وَالْغَنَمِ حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ شُحُومَهُمَا إِلا مَا حَمَلَتْ ظُهُورُهُمَا أَوْ الْحَوَايَا أَوْ مَا اخْتَلَطَ بِعَظْمٍ “Yahudi olanlara bütün t?rnakl? hayvanlar? haram k?ld?k. S?rtlar?n?n yahut ba??rsaklar?n?n ta??d??? ya da kemi?e kar??an ya?lar hariç s???r ve koyunun iç ya?lar?n? da haram k?ld?k.” [el-Enam 146] ?slam ?eriat?nda ise bunlar?n hepsi birçok nassla Müslümanlara helal k?l?nm??t?r. Ard?ndan Allahuteala, daha ?nce iç ya??n? onlara haram k?lmas? hususunda Muhammed [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?eriat?n? ?srailo?ullar?na konu yaparak ??yle buyurmu?tur: وَطَعَامُكُمْ حِلٌّ لَهُمْ “Sizin yiyecekleriniz de onlara helal k?l?nd?.” [el-Maide 5] ?ç ya?? ise bizim yiyeceklerimizden biridir. Dolay?s?yla onlara da helal k?l?nm??t?r.

Zekeriya d?nemindeki insanlar?n ?eriat?ndan ?rnek olarak Meryem’in annesinin ?u kavlidir: إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي مُحَرَّرًا “Karn?mdakini hür olarak sana adad?m.” [Al-i ?mrân 35] Bu ise aslen ?slam’da caiz de?ildir. Yakup’un ?eriat?ndan ?rnek olarak ?u ayettir: كُلُّ الطَّعَامِ كَانَ حِلاً لِبَنِي إِسْرَائِيلَ إِلا مَا حَرَّمَ إِسْرَائِيلُ عَلَى نَفْسِهِ “?srail’in kendi nefsine haram k?ld???n?n d???nda bütün yiyecekler ?srailo?ullar?na helal idi.” [Al-i ?mrân 93] ?slam’da ise bir ki?inin Allah [Azze ve Celle]’nin haram k?lmad??? bir ?eyi kendisine haram k?lmas? helal de?ildir. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ “Allah’?n sana helal k?ld??? ?eyi neden haram k?l?yorsun.” [et-Tahrim 1] Ashab-? Kehf ehli zaman?ndaki kitap sahibi olanlar?n ?eriat?ndan ?rnek ?u ayettir: قَالَ الَّذِينَ غَلَبُوا عَلَى أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِمْ مَسْجِدًا “Onlar?n durumuna vak?f olanlar; onlar?n üzerinde bir mescit kuraca??z dediler.” [Kehf 21] Bu ise ?slam’da haramd?r. Ai?e’den rivayet edildi?i üzere Ummü Habibe ve Ummü Seleme [Allah müminlerin annelerinden raz? olsun] Habe?istan’da içerisinde resimlerin oldu?u bir kiliseyi g?rdüklerini s?ylediler ve bunu Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e zikrettiklerinde ??yle buyurmu?tur: إِنَّ أُولَئِكَ إِذَا كَانَ فِيهِمُ الرَّجُلُ الصَّالِحُ فَمَاتَ بَنَوْا عَلَى قَبْرِهِ مَسْجِدًا وَصَوَّرُوا فِيهِ تِلْكَ الصُّوَرَ، فَأُولَئِكَ شِرَارُ الْخَلْقِ عِنْدَ اللَّهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ “??te onlar, aralar?nda salih bir ki?i olup da ?ldü?ünde kabrinin üzerine bir mescit yaparlar, içerisine de bu resimleri çizerler. K?yamet günün de Allah kat?nda yarat?klar?n en ?erlileri i?te onlard?r.” [Muttefik-un Aleyh] Musa’n?n ?eriat?ndan ?rnek olarak ?u ayettir: وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ فِيهَا أَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالأنفَ بِالأنفِ وَالأذُنَ بِالأذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ “Tevrat’ta onlara ??yle yazd?k: Cana can, g?ze g?z, buruna burun, kula?a kulak, di?e di? (kar??l?k ve cezad?r). Yaralar da k?sast?r.” [el-Maide 45] Bizler bunlarla emrolunmad?k. Bunlarla sadece bizden ba?kalar? emrolunmu?tur. Dolay?s?yla bizler, bunlar? almay?z. ?slam ise bize bunlar?n hepsinde ve bunlar?n d???ndakilerde Allahuteala’n?n ?u kavli ile k?sas? vacip k?lm??t?r: فَمَنْ اعْتَدَى عَلَيْكُمْ فَاعْتَدُوا عَلَيْهِ بِمِثْلِ مَا اعْتَدَى عَلَيْكُمْ “Kim size sald?r?rsa siz de onun size sald?r?s?n?n misli ile ona sald?r?n.” [el-Bakara 194] Ve ?u kavli: وَإِنْ عَاقَبْتُمْ فَعَاقِبُوا بِمِثْلِ مَا عُوقِبْتُمْ بِهِ “E?er ceza verecekseniz, size verilen cezan?n misli ile ceza verin.” [en-Nahl 126] Ve ?u kavli: وَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا “Bir k?tülü?ün cezas? ona denk bir k?tülüktür.” [e?-?urâ 40] Yine ?u kavli: [وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌ] “Yaralar da k?sast?r” Bu ise ?slam’daki k?sastan farkl?d?r. Zira ?slam’da k?sas er?tir. Tevrat’ta ise er? kabul edilmez. Er? ancak ?slam hükmünde vard?r. Er? ise diyettir ve can?n d???nda olanlar?n diyetine er? denir. ?nceki nebiler, geçmi? ümmetler, onlar?n halleri ve tabi olduklar? hükümler hakk?nda rivayet edilen k?ssalarda ?slam hükümlerine muhalefet eden bunlar gibi pek çok hüküm vard?r. O halde biz bunlarla nas?l muhatap olabiliriz? Bu hükümler, ?slami ?eriat?n hükümleriyle neshedilmi?tir denilmez. Cünkü bunlar, mutlak olarak varit olmu? ve bize gelen hükümler bizden ?nceki hükümleri neshederek gelmemi?tir. Bize ?eriat bu hükümlerle herhangi bir ili?kisi olmadan gelmi?tir. Dolay?s?yla nesh varit de?ildir ve bunu iddia etmek mesnetsiz bir iddiad?r. Ayr?ca nesh, ?nceki nasstan elde edilen hükmün sonraki nass ile iptal edilmesidir. Aleyhi’s Salatu ve’s Selam’?n ?u kavli gibi: نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ، فَزُورُوهَا “Sizleri kabirleri ziyaretten nehyetmi?tim. Art?k onlar? ziyaret edebilirsiniz.” [Muslim, Bureyda kanal?yla tahric etti] Rabî’nin Musned’indeki ?bn-u Abbas kanal?yla yapt??? rivayetinde ise ??yle geçmi?tir: كُنْتُ نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ القُبُورِ، أَلاَ فَزُورُوهَا “Sizleri kabirleri ziyaretten nehyetmi?tim. Dikkat edin! Art?k onlar? ziyaret edebilirsiniz.” Dolay?s?yla nesh, ?nceki hükmün sonraki nassla iptal edilmesi ve kald?r?lmas?d?r. Dolay?s?yla da neshedilen hükmün nüzulünün nesheden hükümden ?nce ve nesheden nassta bu hükmü neshetti?ine dair bir delaletin olmas? kaç?n?lmazd?r. Bunun d???ndakilere ise nesh olarak itibar edilmez. S?rf iki hüküm aras?nda ihtilaf veya çeli?kinin olmas?, birisini di?erini nesheden k?lmaz. Bilakis nesheden nassta muayyen bir hükmü neshetti?ine dair bir karinenin olmas? kaç?n?lmazd?r. Dolay?s?yla ?nceki ?eriatlarda varit olan bu hükümler bunlara muhalefet eden veya bunlarla çeli?en ?slam hükümleriyle neshedilmemi?tir. Zira buna delalet eden bir ?ey olmad??? gibi te?ride bunlar ile ?slam hükümleri aras?nda herhangi bir ili?ki de yoktur. Dolay?s?yla bunlar ?slam ?eriat?n?n ?nceki ?eriatlar? neshetmesiyle neshedilmi? olup bunlar? neshetmek üzere gelmi? bunlara has olan hükümlerle neshedilmemi?tirler. B?ylece ortaya ç?kmaktad?r ki Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in getirdi?i ?eyler ile muhatap ve mukayyet olmam?za ili?kin istidlal bat?l bir istidlaldir. Cünkü bizler, ?slam ?eriat?n?n bizim için getirdikleri ile muhatab?z ve mukayyetiz. Yoksa ne bizlere rivayet etti?i ?nceki nebilerin k?ssalar? ve haberleri ne de bizlere aç?klad??? geçmi? ümmetlerin halleri ve tabi olduklar? hükümler ile muhatab?z. B?ylece bizden ?nceki ?eriatlar?n bizler için de ?eriat olmad??? ortaya ç?kmaktad?r. B?ylelikle de bunun ?er’i delillerden itibar edilmesinin bat?l olu?u ortaya ç?kmaktad?r. Ancak bizden ?ncekilerin ?eriat?ndan olan hükümler hakk?nda bizlerin de bunlarla muhatap oldu?umuza delalet eden bir nass varit olursa o zaman hakk?nda bizlerin de kendisiyle muhatap oldu?umuza delalet eden bir nass?n varit oldu?u kitap ve sünnette varit olan bu hüküm, bizim ?eriat?m?zdan olmu? ve onun hakk?nda bizim için gelen ?âri’nin hitab?n?n bizim için de oldu?una delalet etmi? olur. ??te o zaman onunla amel etmek vacip olur. Ancak bu, onun bizden ?ncekilerin ?eriat? olmas?ndan dolay? de?ildir. Bilakis bu hüküm hakk?nda varit olan nass?n bizler için gelmi? olmas?ndan dolay?d?r. Yani Allah’?n bize onunla hitap etmesinden ve Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in getirdi?i ?eriattan, yani ?slam hükümlerinden olmas? itibar?yla onu bize ula?t?rmas?ndan dolay?d?r. Nitekim kitap ve sünnette gelen ?nceki ?eriatlar?n hükümlerinin takip edilmesi sonucunda bizlerin bunlarla muhatap oldu?umuza, yani bizim ?eriat?m?zdan oldu?una delalet eden bir nass geldi?i ortaya ç?kar ki bu da ?u üç halde gelmi?tir:

Birincisi: Kenz ayeti gibi içerisinde hükmün geldi?i ayetin hitab? bize y?nlendirerek sad?r olmas? halinde. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّ كَثِيرًا مِنْ الأحْبَارِ وَالرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَيَصُدُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلا يُنفِقُونَهَا فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ "Ey iman edenler! (Biliniz ki;) hahamlardan ve rahiplerden bir ço?u, insanlar?n mallar?n? haks?z yollardan yerler ve (insanlar?) Allah yolundan uzakla?t?r?rlar. Alt?n ve gümü?ü kenz edip de Allah yolunda infak etmeyenler yok mu, i?te onlar? elim bir azapla müjdele.” [et-Tevbe 34] Allahuteala, bu ayette bize hitap etmi?tir. Dolay?s?yla onun içinde geçenler bizim için bir ?eriatt?r. Bunun içindir ki kenzi haram k?lan ayet, hahamlar?n ve rahiplerin halini beyan eden ayetin bir parças? olarak gelmi? olsa da kenz bizim ?eriat?m?zda haramd?r.

?kincisi: Allah’?n indirdiklerinden ba?kas?yla hükmetme ayeti gibi içerisinde hükmün geldi?i ayetin umuma delalet eden bir laf?zla gelmesi halinde. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأُوْلَئِكَ هُمْ الْكَافِرُونَ “Her kim Allah’?n indirdikleri ile hükmetmezse, i?te onlar kafirlerin ta kendileridir.” [el-Mâide 44] Aye