Beyt-ul Mâl, ilgili ?er-i hükümlere göre biriktirme, koruma ve infak etme (harcama) yönlerinden gelirler ve giderler ile ilgilenen dairedir. Beyt-ul Mâl Dairesinin ba?kan?na “Beyt-ul Mâl Hâzini” denir. Vilayetlerde bu daireye tabi idareler vard?r. Her idarenin ba?kan?na ise “Beyt-ul Mâl Sahibi” (Beyt-ul Mâl Amiri) denir.
Madde 102
Evidence
[بيت المال] “Beyt-ul Mâl” ilave tamlamal? bile?ik bir ?zel isimdir ve bundan kas?t ve murat; içerisinde infak? tamamlan?ncaya (harcan?ncaya) kadar devlet gelirlerinin korundu?u mekand?r. Yine bundan kas?t ve murat, mallardan Müslümanlar?n müstahak oldu?u tahsillere ve harcamalara has k?l?nan cihettir.
Zira biz, -daha ?nce beyan etti?imiz gibi- valiye; ordu, kadâ ve maliye olmaks?z?n “?zel vali” olarak velayet verilmesini benimsiyoruz. Binaenaleyh bütün ordu için merkezî bir daire olur ki o “Cihat Emiri”dir. Yine bütün kadâ için merkezî bir daire olur ki o “Kadâ”d?r. Keza bütün maliye için de merkezî bir daire olur ki i?te o, “Beyt-ul Mâl”dir. Bundan ?türü “Beyt-ul Mâl”, devletin cihazlar?ndan herhangi bir di?er cihazdan ba??ms?z bir cihazd?r ve halife, devletin cihazlar?ndan herhangi bir di?er cihaz? takip etti?i gibi, onu da takip eder.
Bunun yan? s?ra Beyt-ul Mâl’?n do?rudan Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e veya halifeye veya onun izniyle velayet verilenlere tabi oldu?una dair birçok sinerjik deliller vard?r. Nitekim Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bazen mal?n muhafazas?n? bizatihi yerine getiriyordu ve kendisine ait bir hizânesi (saklama dolab?) vard?. Yine mal?n al?m?n?, da??t?m?n?, yerine koyulmas?n? da bizatihi yap?yordu. Bazen de kendisinden ba?kas?na bu i?ler için velayet veriyordu. Keza ard?ndan gelen ra?id halifeleri de kendisi gibi yap?yorlard?. Zira Beyt-ul Mâl i?lerini ya bizatihi üstleniyorlard? ya da kendilerinden ba?kas?na bu i?ler için niyabet veriyorlard?.
Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] mal?, ya mescide [Mescid-in Nebevî’ye] koyuyordu nitekim el-Buhari, Enes’ten ??yle dedi?ini rivayet etti: أُتِيَ النَّبِيُّ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَقَالَ: انْثُرُوهُ فِي الْمَسْجِدِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e Bahreyn’den bir mal geldi. Bunun üzerine ??yle buyurdu: Onu mescide serin.” ya zevcelerinin odalar?ndan bir odaya koyuyordu nitekim el-Buhari, Ukbe’den ??yle dedi?ini rivayet etti: صَلَّيْتُ وَرَاءَ النَّبِيِّ بِالْمَدِينَةِ الْعَصْرَ، فَسَلَّمَ ثُمَّ قَامَ مُسْرِعًا، فَتَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ إِلَى بَعْضِ حُجَرِ نِسَائِهِ، فَفَزِعَ النَّاسُ مِنْ سُرْعَتِهِ، فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ، فَرَأَى أَنَّهُمْ عَجِبُوا مِنْ سُرْعَتِهِ، فَقَالَ: ذَكَرْتُ شَـيْئًا مِنْ تِـبْرٍ عِنْدَنَا، فَكَرِهْتُ أَنْ يَحْبِسَنِي، فَأَمَرْتُ بِقِسْمَتِهِ “Medine’de Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in arkas?nda ikindi salâh?n? k?lm??t?m. Selam verdi, sonra süratle aya?a kalk?p insanlar?n omuzlar?n üstünden a?arak han?mlar?n?n baz? odalar?na gitti. Onun süratinden insanlar ürktüler. (Bir süre sonra) yanlar?na ç?kageldi. G?rdü ki onlar süratinden ?a?akalm??lar. Bunun üzerine ??yle buyurdu: “Yan?mda biraz alt?n oldu?unu hat?rlad?m. Beni al?koymas?n? kerih g?rdüm ve (gidip) da??t?lmas?n? emrettim.” ya da hizânesine koyuyordu nitekim Müslim, ?mer’den ??yle rivayet etti: ... فَقُلْتُ لَهَا: أَيْنَ رَسُولُ اللهِ ؟ قَالَتْ: هُوَ فِي خِزَانَتِهِ فِي الْمَشْرُبَةِ ... فَنَظَرْتُ بِبَصَرِي فِي خِزَانَةِ رَسُولِ اللهِ فَإِذَا أَنَا بِقَبْضَةٍ مِنْ شَعِيرٍ نَحْوِ الصَّاعِ، وَمِثْلِهَا قَرَظًا فِي نَاحِيَةِ الْغُرْفَةِ وَإِذَا أَفِيقٌ مُعَلَّقٌ. قَالَ: فَابْتَدَرَتْ عَيْـنَايَ قَالَ: مَا يُبْكِيكَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ؟ قُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللهِ، وَمَا لِي لاَ أَبْكِي وَهَذَا الْحَصِيرُ قَدْ أَثَّرَ فِي جَنْبِكَ، وَهَذِهِ خِزَانَتُكَ لا أَرَى فِيهَا إِلاَّ مَا أَرَى؟ ... “Ona dedim ki: “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] nerede?” Dedi ki: “O, cumbadaki hizânesindedir…” Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in hizânesine g?züm ili?ti. Bir de ne g?reyim odan?n bir k??esinde bir sa’ [bir a??rl?k ?lçüsü] kadar arpa vard?. Onun kadar da odan?n di?er bir k??esinde karaz vard?. Bir de as?l? efik vard?. Dedi ki: “(Bunlar? g?rünce) g?zlerim ya?ard?.” Dedi ki: “Seni a?latan nedir, yâ ?bn-ul Hattab?” Dedim ki: “Ey Allah’?n nebisi, nas?l a?lamayay?m ki? ??te (üzerinde yatt???n?z) ?u has?r, (vücudunuzun) yan?na iz yapm??, i?te ?u hizânende de g?rdüklerimden ba?kas?n? g?rmüyorum…” Hadiste geçen [القَرَظُ] “Karaz”, salk?m a?ac?n?n yapra?? veya akasya a?ac?n?n s?k?lan meyvesidir. [الأَفِيقُ] “Efîk” ise tabaklanmam?? deridir. [Kamus-ul Muhît]
Ra?id halifeler zaman?nda mallar?n korundu?u mekan, Beyt-ul Mâl diye adland?r?l?r oldu. ?bn-u Sa’d, et-Tabakât’?nda Sehl ?bn-u Hasme’den ve ba?kalar?ndan ??yle zikretti:أن أبا بكر كان له بيت مال بالسنح ليس يحرسه أحد، فقيل له: ألا تجعل عليه من يحرسه؟ قال: عليه قفل. فكان يعطي ما فيه حتى يفرغ. فلما انتقل إلى المدينة، حوّله فجعله في داره “Eba Bekir’in es-Sanh’da kimsenin korumad??? bir Beyt-ul Mâl’? vard?. Kendisine denildi ki: “Onu koruyacak birini koymaz m?s?n?” Dedi ki: “Ustünde kilit var.” Nitekim bo?al?ncaya kadar içindekileri veriyordu. Sonra Medine’ye intikal edince onu de?i?tirdi ve evine koydu.” Hinâd, ez-Zuhd’de, ceyyid isnad ile Enes’ten ??yle dedi?ini rivayet etti:جاء رجل إلى عمر فقال: يا أمير المؤمنين، احملني فإني أريد الجهاد، فقال عمر لرجل: خذ بيده فأدخله بيت المال يأخذ ما يشاء... Bir adam ?mer’e gelip ??yle dedi: “Ey mminlerin Emîri! Beni yükle. Cünkü ben cihad? arzuluyorum.” Bunun üzerine ?mer bir adama ??yle dedi: “Onun elini tut ve onu Beyt-ul Mâl’a sok. Oradan diledi?ini als?n…” el-Beyhaki, Sunen-i Kubra’da, -ki ?bn-u Hacer sahihledi- Abdullah ?bn-u Vedî’a’dan ??yle rivayet etti: كان سالم مولى أبي حذيفة مولى لامرأة منا يقال لها سلمى بنت يعار، أعتقته سائبة في الجاهلية، فلما أصيب باليمامة، أتي عمر بن الخطاب بميراثه، فدعا وديعة بن خذام فقال: هذا ميراث مولاكم وأنتم أحق به، فقال: يا أمير المؤمنين قد أغنانا الله عنه، قد أعتقته صاحبتنا سائبة، فلا نريد أن نندى من أمره شيئاً، أو قال نرزأ، فجعله عمر في بيت المال “Ebî Huzeyfe’nin mevlas? (azatl? k?lesi), Selmâ Bint-u Yu’âr denilen Minal? bir kad?n?n mevlas? idi. San?yorum o, cahiliyede sâibe (serbest b?rak?lm??) bir kad?n idi. Yemame’de ona (mevlaya) ?lüm isabet edince onun miras? ?mer ?bn-ul Hattab’a getirildi. Vedî’a ?bn-u Hazzâm’? ça??rd? ve dedi ki: “Bu sizin mevlan?z?n miras?d?r. Buna hak sahibi olan sizsiniz.” Dedi ki: “Ey Müminlerin Emîri! Allah bizi bunu muhtaç etmedi. [San?r?m (o kad?n) sahibimiz sâibedir.] Dolay?s?yla onun durumundan dolay? utanmak [veya üzülmek dedi] istemiyoruz.” Bunun üzerine ?mer o mal? Beyt-ul Mâl’a ait k?ld?.” el-Beyhaki ve ed-Dârimî, -ki ?bn-u Hazm sahihledi- ??yle rivayet etti:أن سفيان بن عبد الله بن ربيعة الثقفي وجد عيبة، فأتى بها عمر بن الخطاب فقال: عرفها سنة، فإن عرفت فذاك، وإلا فهي لك، فلم تعرف. فلقيه بها القابل في الموسم فذكرها له، فقال عمر: هي لك، فإن رسول الله صلى الله عليه وسلم أمرنا بذلك. قال: لا حاجة لي فيها، فقبضها عمر فجعلها في بيت المال “Sufyân ?bn-u Abdullah ?bn-u Rabîa es-Sekafî, bir valiz buldu. Onu ?mer ?bn-ul Hattab’a getirdi. Dedi ki: “Onu bir sene tan?t. Tan?n?rsa ?yle yap (tan?yana ver.) Aksi takdirde senindir. ” Tan?yan ç?kmad?. (Hac) mevsiminde (valiz) beraberinde iken onunla (?mer ile) kar??la?t?. Bunu ona (?mer’e) hat?rlatt?. ?mer dedi ki: “O senindir. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bize b?yle emretti.” Dedi ki: “Benim buna ihtiyac?m yok.” Bunun üzerine ?mer onu al?p Beyt-ul Mâl’a koydu.” ed-Dârimî ve ?bn-u Ebî ?eybe, Abdullah ?bn-u Amr’dan ??yle dedi?ini rivayet etti:مات مولى على عهد عثمان ليس له وال، فأمر بماله فأدخل بيت المال “Bir mevla (azatl? k?le) Osman zaman?nda ?ldü. Onun velisi (mirasç?s?) yoktu. Bunun üzerine onun mal?n?n Beyt-ul Mâl’a konulmas?n? emretti.” ?bn-u AbdilBerr, el-?stizkâr’da Enes ?bn-u Sîrîn’de ??yle rivayet etti:أن علياً كان يقسم الأموال حتى يفرغ بيت المال، فيرش له، فيجلس فيه “Ali, Beyt-ul Mâl bo?al?ncaya kadar mallar? taksim ederdi. Sonra su serper ve içine otururdu.”
Bu, Beyt-ul Mâl’?n birinci manas?, yani mekan olmas? aç?s?ndan idi. ?kincisi manas?na, yani cihet olmas?na gelince bunun nedeni, mal?n bazen bir mekanda tutulamamas?d?r. Mesela; araziler, petrol ve do?algaz kuyular?, maden rezervleri, zenginlerden al?n?p -bir mekanda tutulmaks?z?n- hak sahiplerine sarf edilen zekat mallar? gibi. “Beyt-ul Mâl’?”, bazen cihet anlam?nda kullan?yorlard? ve bununla mekan?n kastedilmesi imkans?zd?r. Nitekim el-Beyhaki es-Sunen’de, Ahmed el-Musned’de ve AbdurRezzak Musnaf’?nda, Lâh?k ?bn-u Hamîd’den ??yle rivayet ettiler: وبعث ابن مسعود على القضاء وعلى بيت المال “?bn-u Mesud’u Kadâ ve Beyt-ul Mâl üzerine (sorumlu olarak) g?nderdi.” ?mer’in onu Beyt-ul Mâl üzerine kap? bekçisi olarak g?ndermi? olmas? mümkün de?ildir. Onu ancak tahsil ve infak bak?m?ndan g?ndermesi mümkündür. Bu manada ?bn-ul Mubârak, ez-Zuhd’de el-Hasen’den rivayet etti ki Basra emirleri, Ebî Musa el-E?ari ile birlikte geldiklerinde, ?mer’den kendilerine yiyecek verilmesini emretmesini talep ettiler. Bunun üzerine konu?mas?n?n sonunda onlara ??yle dedi: يا معشر الأمراء قد فرضت لكم من بيت المال شاتين وجريبين “Ey emirler toplulu?u! Size Beyt-ul Mâl’dan iki koyun ve iki ekilebilir arazi parças? (verilmesini) emrettim.” Bundan kas?t, cihettir.
Beyt-ul Mâl’?n gelirlerinde ve harcamalar?nda tasarruf sahibi halifedir. Nitekim Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Osman’?n [Tebuk Seferine ç?kan] el-Usra ordusu için verdi?i teberruyu al?p odas?na koymu?tu. Ahmed, hasen-garip hadistir diyen et-Tirmizi ve ez-Zehebî’nin sahihleyip muvafakat etti?i rivayet ile el-Hakim, Abdurrahman ?bn-u Semera’dan ??yle dedi?ini rivayet ettiler: جَاءَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِأَلْفِ دِينَارٍ فِي ثَوْبِهِ حِينَ جَهَّزَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَيْشَ الْعُسْرَةِ قَالَ فَصَـبَّهَا فِي حِجْرِ النَّبِيِّ فَجَعَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُقَلِّـبُهَا بِيَدِهِ وَيَقُولُ: مَا ضَرَّ ابْنَ عَفَّانَ مَا عَمِلَ بَعْدَ الْيَوْمِ يُرَدِّدُهَا مِرَارًا “Osman [RadiyAllahu Anh] Usra ordusunu teçhiz ederken Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e bin (1.000) dinar ile geldi. Osman onlar? Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in odalar?na bo?altt?. Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] onlar? elleri ile evirip çevirerek ??yle diyordu: Bu günden sonra ne yaparsa Osman’a zarar vermez.” Bunu tekrar tekrar s?yledi.” Bazen de da??t?m? bizatihi üstleniyordu. el-Buhari’deki Enes hadisinde ??yle geçti: أُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَقَالَ: انْثُرُوهُ فِي الْمَسْجِدِ ... فَلَمَّا قَضَى الصَّلاةَ جَاءَ فَجَلَسَ إِلَيْهِ، فَمَا كَانَ يَرَى أَحَدًا إِلاَّ أَعْطَاهُ ... فَمَا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَثَمَّ مِنْهَا دِرْهَمٌ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e Bahreyn’den bir mal geldi. Bunun üzerine ??yle buyurdu: “Onu mescide serin…” Salâh? k?l?nca geldi ve (mal?n) yan?na oturdu. G?rüp de vermedi?i hiç kimse yoktu… Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] aya?a kalkt???nda bir dirhem kalm??t?.” Keza Ebu Bekir [RadiyAllahu Anh] Bahreyn’den gelen mal?n da??t?m?n? bizatihi üstlenmi?ti. el-Buhari, Cabir’den ??yle dedi?ini rivayet etti: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ: لَوْ قَدْ جَاءَنِي مَالُ الْبَحْرَيْنِ، لَقَدْ أَعْطَيـْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] dedi ki: “Bahreyn mal? gelseydi, sana ??yle ve ??yle ve ??yle (yani üç kez) verirdim.” Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] vefat ettikten sonra Bahreyn mal? geldi. Bahreyn mal? gelince Ebu Bekir münadiye emretti. O da ??yle nida etti: “Her kimin Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in yan?nda bir borcu veya vaadi varsa bize gelsin.” Hemen geldim ve Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bana ??yle ??yle dedi?ini s?yledim. Bunun üzerine bana üç (pay) verdi. Sufyân es-Sekafî’nin bulup bildirdi?i valiz hakk?nda daha ?nce geçen hadiste ??yle geçmi?ti: فقبضها عمر فجعلها في بيت المال “Bunun üzerine ?mer onu al?p Beyt-ul Mâl’a koydu.” e?-?âfî, el-Umm’da rivayet etti ve ??yle dedi: “?lim ehlinden bir ço?u bize ??yle haber verdi: “Irak’ta toplananlar ?mer ?bn-ul Hattab’a getirilince, Beyt-ul Mâl’?n sorumlusu ona dedi ki: “Ben onu Beyt-ul Mâl’a koyar?m.” Dedi ki: “Hay?r! Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki onu da??tmad?kça beytin çat?s? alt?nda kalmayacakt?r.” Sonra mescide konulmas?n? emretti. Uzerine deriden sergiler konuldu. Muhacirden ve Ensardan adamlar onu korudular. Ertesi gün sabah olunca ?mer beraberinde Abbas ?bn-u Abdulmuttalip ve Abdurrahman ?bn-u Avf oldu?u halde, -onlardan biri onun elini tutarken veya o onlardan birinin elini tutarken- ç?kageldi. Onu g?rdüklerinde deriden sergileri üzerinden kald?rd?lar ki o anda benzerini hiç g?rmedi?i bir manzara g?rdü. G?rdü ki içerisinde alt?n, yakut, zebercet ve inciler par?ld?yordu. Bunun üzerine a?lad?. O ikisinden biri dedi ki: “Vallahi bugün a?lama günü de?il bilakis ?ükür ve sürur günüdür.” Dedi ki: “Vallahi, ben senin dü?ündü?ün gibi dü?ünmüyorum. Aralar?nda k?tülük vukuu bulmad?kça, kesinlikle bir toplum içinde bu, bu kadar ço?almaz.” Sonra k?bleye y?nelip ellerini semaya kald?rd? ve ??yle dedi: “Ey Allah’?m! Mustedric [Hakk? ve hakiki de?eri olmad??? halde, kabiliyetsiz bir kimsenin çokça nimete kavu?an ve bu sebeple küfür ve isyana sapabilme tehlikesi ile kendisine azab?n ve gazab?n yava? yava? yakla?mas? mümkün olan kimse] olmaktansa dana s???n?r?m. Muhakkak ki ben seni ??yle derken i?itiyorum: سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لاَ يَعْلَمُونَ “Hiç bilmeyecekleri bir yerden onlar? istidrâc edece?iz.” [A’râf 182] Sonra dedi ki: “Surâka ?bn-u Ca’?em nerede?” Bunun üzerine ona getirildi. Onun kollar? ince ve k?ll? idi. Sonra kisrân?n iki bilezi?ini verdi. Dedi ki: “Bunlar? tak!” O da takt?. Dedi ki: “Allahuekber de!” O da “Allahuekber!” dedi. Dedi ki: “Bu ikisini Kisrâ ?bn-u Hurmuz’den s?y?r?p alarak Beni Medlec’den bir Arabî olan Surâka ?bn-u Ca’?em’e giydiren Allah’a hamdolsun, de!” O s?rada asas? ile (mallar?) kar??t?rmaya ba?lad? ve ??yle dedi: “Bunu yerine getiren muhakkak emindir.” Bunun üzerine bir adam ona ??yle dedi: “Sana haber veriyorum ki sen Allah’?n eminisin. Senin Allah’a eda etti?ini, onlar da sana eda ediyorlar. O halde sen mutlu olursan, onlar da mutlu olur.” Ona “do?ru s?yledin” dedi ve sonra ayr?ld?.” Yine ed-Dârimî’deki Abdullah ?bn-u Amr hadisinde ??yle geçti: مات مولى على عهد عثمان ليس له وال، فأمر بماله فأدخل بيت المال “Bir mevla (azatl? k?le) Osman zaman?nda ?ldü. Onun velisi (mirasç?s?) yoktu. Bunun üzerine onun mal?n?n Beyt-ul Mâl’a konulmas?n? emretti.” ?bn-u Sîrîn’in el-?stirkâz’?ndaki Enes hadisinde ??yle geçti: أن علياً كان يقسم الأموال حتى يفرغ بيت المال، فيرش له، فيجلس فيه “Ali, Beyt-ul Mâl bo?al?ncaya kadar mallar? taksim ederdi. Sonra su serper ve içine otururdu.”
Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bazen de sahabesinden birine, da??t?m için velayet veriyor veya onu baz? mali i?lerde g?revlendiriyordu. el-Buhari’deki Ukbe hadisinde Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ??yle dedi?i geçti: ذَكَرْتُ شَـيْئًا مِنْ تِـبْرٍ عِنْدَنَا، فَكَرِهْتُ أَنْ يَحْبِسَنِي، فَأَمَرْتُ بِقِسْمَتِهِ “Bizde biraz alt?n oldu?unu hat?rlad?m. Beni al?koymas?n? istemedim de da??t?lmas?n? emrettim.” Hâf?z ?bn-u Hacer el-Askalânî’nin, el-Munzirî’nin ve el-Heysemî’nin hasenledi?i isnat ile ?bn-u ?ebe’de geçen ?bn-u ?ihâb hadisinde ise ??yle geçti: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ خِزَانَةَ بِلاَلٍ الَّتِي يَضَعُ فِيهَا الصَّدَقَاتِ، فَوَجَدَ فِيهَا صُبْرَةً مِنْ تَمْرٍ، فَقَالَ: مَا هَذَا التَّمْرُ يَا بِلاَلُ؟ قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَخَذْتُهَا لِنَوَائِبِكَ. قَالَ: أَفَأَمِنْتَ أَنْ تُصْبِحَ وَلَهَا فِي جَهَنَّمَ بُخَارٌ؟ أَنْفِقْ وَلاَ تَخْشَ مِنْ ذِي الْعَرْشِ إَقْلاَلاً أَوْ إِقْتَاراً “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Bilal’in sadakalar? (zekatlar?) koydu?u hizânesine girdi. ?çinde bir hurma y???n? buldu ve ??yle dedi: “Bu hurma da nedir, ey Bilal?” Dedi ki: “Yâ Resulullah! Felaketlerinize kar?? (?nlem olarak) alm??t?m.” Dedi ki: “Bunun için cehennem buhar? oldu?u halde sabahlayaca??ndan emin mi oldun? Hemen infak et! K?sarak veya cimrilik ile ar??n sahibi olan [Allah’tan] endi?elenme!” Yine bu hadiste ??yle geçti: إِنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ كَانَ يَلِي صَدَقَاتِ الإِبِلِ وَالْغَنَمِ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللهِ وَكَانَ بِلاَلٌ يَلِي صَدَقَاتِ الثِّمَارِ، وَكَانَ مَحْمِيَّةُ بْنُ جُزْءٍ يَلِي الخُمْسَ “Abdurrahman ?bn-u Avf [RadiyAllahu Anh] Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] zaman?nda deve ve koyun zekatlar?n?n ba??nda idi. Bilal de semere zekatlar?n?n ba??nda idi. Muhmiyye ?bn-u Cuzî ise be?te birinin [Resulullah ile ehlinin pay?] ba??nda idi.” halife de ??yle dedi: وعلى نفقاته بلال “Ve harcamalar?ndan Bilal (sorumlu idi.)” ?bn-u H?bban, es-Sahih’de Abdullah ?bn-u Lahyi el-Hevzenî’den ??yle dedi?ini rivayet etti: لَقِيتُ بِلاَلاً مُؤَذِّنَ رَسُولِ اللهِ فَقُلْتُ: يَا بِلالُ، كَيْفَ كَانَتْ نَفَقَةُ رَسُولِ اللهِ ؟ قَالَ: مَا كَانَ لَهُ مِنْ شَيْءٍ، وَكُنْتُ أَنَا الَّذِي أَلِي ذَلِكَ مُنْذُ بَعَثَهُ اللَّهُ حَـتَّى تُوُفِّيَ ، فَكَانَ إِذَا أَتَاهُ الإِنْسَانُ الْمُسْلِمُ فَرَآهُ عَارِياً يَأْمُرُنِي فَأَنْطَلِقُ فَأَسْـتَقْرِضُ فَأَشْـتَرِي الْبُرْدَةَ أَوْ النَمِرَةَ فَأَكْسُوهُ وَأُطْعِمُهُ ... “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in müezzini Bilal ile kar??la?t?m ve ona dedim ki: “Yâ Bilal! Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in nafakas? nas?ld??” Dedi ki: “Onun bir ?eyi yoktu ki! Allah’?n onu g?ndermesinden Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in vefat?na kadar buna (harcamalara) bakan ben idim. Kendisine Müslüman bir insan geldi?inde (fakirlikten) onu yar? ç?plak oldu?unu g?rünce bana emrederdi de harekete geçip borç isterdim. Sonra giyecek veya yiyecek sat?n al?r, onu giydirir veya ona yedirirdim.” Müslim, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in azatl? k?lesi Ebî Râfî’den ??yle dedi?ini rivayet etti: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اسْـتَسْلَفَ مِنْ رَجُلٍ بَكْرًا، فَقَدِمَتْ عَلَيْهِ إِبِلٌ مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ، فَأَمَرَ أَبَا رَافِعٍ أَنْ يَقْضِيَ الرَّجُلَ بَكْرَهُ، فَرَجَعَ إِلَيْهِ أَبُو رَافِعٍ فَقَالَ: لَمْ أَجِدْ فِيهَا إِلاَّ خِيَارًا رَبَاعِيًا، فَقَالَ: أَعْطِهِ إِيَّاهُ، إِنَّ خِيَارَ النَّاسِ أَحْسَـنُهُمْ قَضَاءً “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir adamdan genç bir deve ?dünç alm??t?. Sonra kendisine zekat develerinden develer geldi. Ebu Râfî’ dedi ki: “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] adama genç devesini geri vermemi emretti.” Ebu Râfî kendisine geri d?ndü ve dedi ki: “Develer içinde d?rt ya??nda seçkin bir erkek deveden ba?kas?n? bulamad?m.” Bunun üzerine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ??yle dedi: “O halde onu ona ver. Zira insanlar?n en hay?rl?s? borcunu en iyi ?ekilde ?deyendir.” Muttefekun aleyh olan ?bn-u Abbas hadisinde ??yle geçti: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ حِينَ بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ: ... فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ فَـتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَإِيَّاكَ وَكَرَائِمَ أَمْوَالِهِمْ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْـلُومِ فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْـنَهُ وَبَيْنَ اللهِ حِجَابٌ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Muaz’? Yemen’e g?nderirken ona ??yle dedi: “…E?er sana itaat ederlerse, Allah’?n kendilerine, zenginlerinden al?n?p fakirlerine da??t?lan sadakay? [zekat?] farz k?ld???n? bildir. E?er sana bunun için itaat ederlerse, (zekatlar?n?) al! Kaliteli mallar?ndan sak?n. Mazlumun duas?ndan da sak?n! Cünkü onunla Allah aras?nda perde yoktur.” Muslim, Ebî Hurayra’dan ??yle rivayet etti: بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عُمَرَ عَلَى الصَّدَقَةِ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ?mer’i sadaka [zekat] üzerine (g?revli olarak) g?nderdi.”
Ra?id halifeleri de Resulullah’?n yolundan gittiler. Nitekim kendilerinden ba?kalar?n? maliyede ve malî i?lerde g?revlendirdiler. ?bn-u ?shâk ve Halîfe rivayet ettiler ve dediler ki: وقد وَلَّى - أي أبو بكر - أبا عبيدة بن الجراح بيت المال، ثم وجهه إلى الشام “Ebu Bekir, Ebâ Ubeyde ?bn-ul Cerrâh ‘? Beyt-ul Mâl’dan sorumlu k?ld?, sonra onu ?am’a g?nderdi.” Tercemet-i Muayk?b’da ez-Zehebî ??yle dedi: واستعمله أبو بكر وعمر على بيت المال “Hem Ebu Bekir hem de ?mer onu, Beyt-ul Mâl’da g?revlendirdi.” ?bn-u Kesir, el-Bidâye ve’n Nihâye’de Abdullah ?bn-u Zubeyr’den ??yle rivayet etti: أن رسـول الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ استكتب عبد الله بن الأرقم بن عبد يغوث وكان يجيب عنه الملوك وبلغ من أمانته أنه كان يأمره أن يكتب إلى بعض الملوك فيكتب ويختم على ما يقرأه لأمانته عنده وكتب لأبي بكر وجعل إليه بيت المال وأقره عليهما عمر بن الخطاب “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Abdullah ?bn-ul Erkâm ?bn-u Abdi Ye?us’a yazd?r?yordu. Resulullah’tan krallara cevap veriyordu. Güvenilirli?i, baz? krallara yazmas?n? emredecek derecedeydi. O yaz?yordu ve ona olan güveninden ?türü okuduklar?n? Resulullah mühürlüyordu. Ebî Bekir için de yaz?yordu. Ebu Bekir onu Beyt-ul Mâl’a tevdi etti. ?mer ?bn-ul Hattab da Ebu Bekir’i bu ikisinde ikrar etti.” ?bn-u Sa’d, et-Tabakât’ta ve ?bn-u Hacer, el-?sâbe’de ??yle rivayet ettiler: أن عمر كان خازنه يسار بن نمير مولاه “?mer’in hâzini, azatl? k?lesi Yesâr ?bn-u Numeyr idi.” Ahmed, Musned’inde ve Abdurrezzak, el-Musnaf’?nda Lâh?k ?bn-u Hamîd’in ??yle dedi?ini rivayet ettiler: وبعث ابن مسعود على القضاء وبيت المال “?bn-u Mesud’u Kadâ ve Beyt-ul Mâl üzerine (sorumlu olarak) g?nderdi.” Yani Kûfe’ye. Halîfe, Malik ?bn-u Enes’ten, o da Zeyd ?bn-u Eslem’den ??yle rivayet etti: أن عمر ولى عبد الله بن أرقم بيت المال “?mer, Abdullah ?bn-u Erkam’a Beyt-ul Mâl üzerine velayet verdi.” ?bn-u Huzeyme, Sahih’inde Urve ?bn-uz Zubeyr’den ??yle tahric etti: أن عبد الرحمن بن عبد القاري كان في عهد عمر بن الخطاب مع عبد الله بن الأرقم على بيت المال ... “Abdurrahman ?bn-u Abdulkârî, ?mer ?bn-ul Hattab zaman?nda Abdullah ?bn-u Erkam ile birlikte Beyt-ul Mâl üzerinde (sorumlu) idiler.” ?bn-u Hacer, el-Feth’de Abdullah ?bn-u Mesud’un menk?beleri bahsinde ??yle rivayet etti: وولي بيت المال في الكوفة لعمر وعثمان “?mer ve Osman taraf?ndan Kûfe’deki Beyt-ul Mâl’?n velayeti verildi.” el-Ceh?iyârî, el-Vuzerâ’ ve’l Kuttâb [Vezîrler ve Kâtipler] kitab?nda ??yle zikretti: وكان عبد الله بن أرقم ابن عبد يغوث أحد كتاب النبي صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يتقلد له بيت المال “Nebi’nin katiplerinden biri olan Abdullah ?bn-u Erkam Abdu Ye?ûs, Beyt-ul Mâl’a tayin edildi.” Yani Osman taraf?ndan. el-Hakim, el-Mustedrak’ta ez-Zubeyr ?bn-u Bekkâr’dan ??yle dedi: كان عبد الله بن الأرقم بن عبد يغوث على بيت المال في زمن عمر وصدراً من ولاية عثمان إلى أن توفي وكانت له صحبة “Abdullah ?bn-u Erkam Abdu Ye?ûs, ?mer zaman?nda ve Osman’?n velayetinin ba??ndan vefat edinceye kadar Beyt-ul Mâl üzerinde (sorumlu) idi ve ona e?lik edenler vard?.” ?bn-u AbdilBerr, el-?stiyâb’da ??yle dedi: كان زيد بن ثابت على بيت المال في خلافة عثمان، وكان لزيد عبد اسمه وهيب، فأبصره عثمان يعينهم في بيت المال، فقال: من هذا؟ فقال زيد: مملوك لي. فقال عثمان: أراه يعين المسلمين، وله الحق، وأنا أفرض له، ففرض له ألفين. فقال زيد: والله لا تفرض لعبد ألفين، ففرض له ألفاً “Zeyd ?bn-u Sâbit, Osman’?n hilafetinde Beyt-ul Mâl’dan sorumlu idi. Zeyd’in, Vehîb isimli bir k?lesi vard?. Beyt-ul Mâl’da kendilerine yard?m ederken Osman onu g?rdü. Bunun üzerine “Bu kim?” dedi. Zeyd dedi ki: “Benim k?lemdir.” Osman dedi ki: “G?rüyorum ki Müslümanlara yard?m ediyor. Onun da hakk? vard?r. Ben de ona (ücret) tahsis ediyorum.” B?ylece ona iki bin (2.000) tahsis etti. Bunun üzerine Zeyd dedi ki: “Vallahi, bir k?le için iki bin tahsis edilmez.” O da bin (1.000) tahsis etti.” es-Sadefî, “Ma’rifet-u Ulemâ-i M?sr ve Men Dehalehâ min Ashab? Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]” [M?s?r Alimlerini ve Resulullah’?n Ashab?ndan Oraya Gelenleri Tan?ma] isimli kitab?nda ??yle zikretti: وسار أبو رافع بعد ذلك إلى علي بن أبي طالب، فولاه بيت مال الكوفة “Ebu Râfi, ondan sonra Ali ?bn-u Ebî Talip’in yan?na geldi. O da kendisine Kûfe’deki Beyt-ul Mâl’?n velayetini verdi.” ?bn-u Abdilberr, el-?stiyâb’da ??yle dedi: كان عبيد الله بن أبي رافع خازناً وكاتباً لعلي “Ubeydullah ?bn-u Ebî Râfî, Ali’nin hâzini ve katibi idi.” el-Aynî, Umdet-ul Kârî’de ??yle zikretti: أن عبد الله بن وهب السوائي كان عليّ يكرمه ويحبه ويثق به وجعله على بيت المال بالكوفة “Ali, Abdullah ?bn-u Veheb es-Sevâî’ye ikramda bulunuyor, onu seviyor ve ona güveniyordu. Sonra onu Kûfe’deki Beyt-ul Mâl üzerine (sorumlu) k?ld?.” Ali [RadiyAllahu Anh] de Ziyâd’? da Basra’da g?revlendirdi. el-Ceh?iyârî ??yle dedi: فلما سار عن البصرة استعمله على الخراج والديوان “Basra’dan ayr?l?nca onu harac ile divanda g?revlendirdi.”
Beyt-ul Mâl’? iki k?sma ay?rmak mümkündür:
Varidat [Gelirler] K?sm?: Uç divan? kapsar:
Fey ve Harac Divan?: Ganimetleri, harac?, arazileri, cizyeyi, feyi ve vergileri kapsar.
Genel Mülkiyet Divan?: Petrolü, do?algaz?, elektri?i, madenleri, denizleri, nehirleri, g?lleri, su kaynaklar?n?, ormanlar?, meralar? ve ?zel koruma alanlar?n? kapsar.
Sadakalar Divan?: Nakitlerin, ticaret mallar?n?n, ziraî ürünlerin ve meyvelerin, develerin, s???rlar?n ve koyunlar?n zekat?n? kapsar.
Nafakat [Giderler] K?sm?: Sekiz divan? kapsar:
Dâr-ul Hilafet Divan?
Devlet Maslahatlar? Divan?
?denekler Divan?
Cihat Divan?
Sadaka Harcamalar? Divan?
Genel Mülkiyet Harcamalar? Divan?
Acil Durumlar Divan?
Genel Bütçe – Genel Muhasebe – Genel Murakabe Dîvân?.
Zira biz, -daha ?nce beyan etti?imiz gibi- valiye; ordu, kadâ ve maliye olmaks?z?n “?zel vali” olarak velayet verilmesini benimsiyoruz. Binaenaleyh bütün ordu için merkezî bir daire olur ki o “Cihat Emiri”dir. Yine bütün kadâ için merkezî bir daire olur ki o “Kadâ”d?r. Keza bütün maliye için de merkezî bir daire olur ki i?te o, “Beyt-ul Mâl”dir. Bundan ?türü “Beyt-ul Mâl”, devletin cihazlar?ndan herhangi bir di?er cihazdan ba??ms?z bir cihazd?r ve halife, devletin cihazlar?ndan herhangi bir di?er cihaz? takip etti?i gibi, onu da takip eder.
Bunun yan? s?ra Beyt-ul Mâl’?n do?rudan Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e veya halifeye veya onun izniyle velayet verilenlere tabi oldu?una dair birçok sinerjik deliller vard?r. Nitekim Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bazen mal?n muhafazas?n? bizatihi yerine getiriyordu ve kendisine ait bir hizânesi (saklama dolab?) vard?. Yine mal?n al?m?n?, da??t?m?n?, yerine koyulmas?n? da bizatihi yap?yordu. Bazen de kendisinden ba?kas?na bu i?ler için velayet veriyordu. Keza ard?ndan gelen ra?id halifeleri de kendisi gibi yap?yorlard?. Zira Beyt-ul Mâl i?lerini ya bizatihi üstleniyorlard? ya da kendilerinden ba?kas?na bu i?ler için niyabet veriyorlard?.
Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] mal?, ya mescide [Mescid-in Nebevî’ye] koyuyordu nitekim el-Buhari, Enes’ten ??yle dedi?ini rivayet etti: أُتِيَ النَّبِيُّ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَقَالَ: انْثُرُوهُ فِي الْمَسْجِدِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e Bahreyn’den bir mal geldi. Bunun üzerine ??yle buyurdu: Onu mescide serin.” ya zevcelerinin odalar?ndan bir odaya koyuyordu nitekim el-Buhari, Ukbe’den ??yle dedi?ini rivayet etti: صَلَّيْتُ وَرَاءَ النَّبِيِّ بِالْمَدِينَةِ الْعَصْرَ، فَسَلَّمَ ثُمَّ قَامَ مُسْرِعًا، فَتَخَطَّى رِقَابَ النَّاسِ إِلَى بَعْضِ حُجَرِ نِسَائِهِ، فَفَزِعَ النَّاسُ مِنْ سُرْعَتِهِ، فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ، فَرَأَى أَنَّهُمْ عَجِبُوا مِنْ سُرْعَتِهِ، فَقَالَ: ذَكَرْتُ شَـيْئًا مِنْ تِـبْرٍ عِنْدَنَا، فَكَرِهْتُ أَنْ يَحْبِسَنِي، فَأَمَرْتُ بِقِسْمَتِهِ “Medine’de Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in arkas?nda ikindi salâh?n? k?lm??t?m. Selam verdi, sonra süratle aya?a kalk?p insanlar?n omuzlar?n üstünden a?arak han?mlar?n?n baz? odalar?na gitti. Onun süratinden insanlar ürktüler. (Bir süre sonra) yanlar?na ç?kageldi. G?rdü ki onlar süratinden ?a?akalm??lar. Bunun üzerine ??yle buyurdu: “Yan?mda biraz alt?n oldu?unu hat?rlad?m. Beni al?koymas?n? kerih g?rdüm ve (gidip) da??t?lmas?n? emrettim.” ya da hizânesine koyuyordu nitekim Müslim, ?mer’den ??yle rivayet etti: ... فَقُلْتُ لَهَا: أَيْنَ رَسُولُ اللهِ ؟ قَالَتْ: هُوَ فِي خِزَانَتِهِ فِي الْمَشْرُبَةِ ... فَنَظَرْتُ بِبَصَرِي فِي خِزَانَةِ رَسُولِ اللهِ فَإِذَا أَنَا بِقَبْضَةٍ مِنْ شَعِيرٍ نَحْوِ الصَّاعِ، وَمِثْلِهَا قَرَظًا فِي نَاحِيَةِ الْغُرْفَةِ وَإِذَا أَفِيقٌ مُعَلَّقٌ. قَالَ: فَابْتَدَرَتْ عَيْـنَايَ قَالَ: مَا يُبْكِيكَ يَا ابْنَ الْخَطَّابِ؟ قُلْتُ: يَا نَبِيَّ اللهِ، وَمَا لِي لاَ أَبْكِي وَهَذَا الْحَصِيرُ قَدْ أَثَّرَ فِي جَنْبِكَ، وَهَذِهِ خِزَانَتُكَ لا أَرَى فِيهَا إِلاَّ مَا أَرَى؟ ... “Ona dedim ki: “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] nerede?” Dedi ki: “O, cumbadaki hizânesindedir…” Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in hizânesine g?züm ili?ti. Bir de ne g?reyim odan?n bir k??esinde bir sa’ [bir a??rl?k ?lçüsü] kadar arpa vard?. Onun kadar da odan?n di?er bir k??esinde karaz vard?. Bir de as?l? efik vard?. Dedi ki: “(Bunlar? g?rünce) g?zlerim ya?ard?.” Dedi ki: “Seni a?latan nedir, yâ ?bn-ul Hattab?” Dedim ki: “Ey Allah’?n nebisi, nas?l a?lamayay?m ki? ??te (üzerinde yatt???n?z) ?u has?r, (vücudunuzun) yan?na iz yapm??, i?te ?u hizânende de g?rdüklerimden ba?kas?n? g?rmüyorum…” Hadiste geçen [القَرَظُ] “Karaz”, salk?m a?ac?n?n yapra?? veya akasya a?ac?n?n s?k?lan meyvesidir. [الأَفِيقُ] “Efîk” ise tabaklanmam?? deridir. [Kamus-ul Muhît]
Ra?id halifeler zaman?nda mallar?n korundu?u mekan, Beyt-ul Mâl diye adland?r?l?r oldu. ?bn-u Sa’d, et-Tabakât’?nda Sehl ?bn-u Hasme’den ve ba?kalar?ndan ??yle zikretti:أن أبا بكر كان له بيت مال بالسنح ليس يحرسه أحد، فقيل له: ألا تجعل عليه من يحرسه؟ قال: عليه قفل. فكان يعطي ما فيه حتى يفرغ. فلما انتقل إلى المدينة، حوّله فجعله في داره “Eba Bekir’in es-Sanh’da kimsenin korumad??? bir Beyt-ul Mâl’? vard?. Kendisine denildi ki: “Onu koruyacak birini koymaz m?s?n?” Dedi ki: “Ustünde kilit var.” Nitekim bo?al?ncaya kadar içindekileri veriyordu. Sonra Medine’ye intikal edince onu de?i?tirdi ve evine koydu.” Hinâd, ez-Zuhd’de, ceyyid isnad ile Enes’ten ??yle dedi?ini rivayet etti:جاء رجل إلى عمر فقال: يا أمير المؤمنين، احملني فإني أريد الجهاد، فقال عمر لرجل: خذ بيده فأدخله بيت المال يأخذ ما يشاء... Bir adam ?mer’e gelip ??yle dedi: “Ey mminlerin Emîri! Beni yükle. Cünkü ben cihad? arzuluyorum.” Bunun üzerine ?mer bir adama ??yle dedi: “Onun elini tut ve onu Beyt-ul Mâl’a sok. Oradan diledi?ini als?n…” el-Beyhaki, Sunen-i Kubra’da, -ki ?bn-u Hacer sahihledi- Abdullah ?bn-u Vedî’a’dan ??yle rivayet etti: كان سالم مولى أبي حذيفة مولى لامرأة منا يقال لها سلمى بنت يعار، أعتقته سائبة في الجاهلية، فلما أصيب باليمامة، أتي عمر بن الخطاب بميراثه، فدعا وديعة بن خذام فقال: هذا ميراث مولاكم وأنتم أحق به، فقال: يا أمير المؤمنين قد أغنانا الله عنه، قد أعتقته صاحبتنا سائبة، فلا نريد أن نندى من أمره شيئاً، أو قال نرزأ، فجعله عمر في بيت المال “Ebî Huzeyfe’nin mevlas? (azatl? k?lesi), Selmâ Bint-u Yu’âr denilen Minal? bir kad?n?n mevlas? idi. San?yorum o, cahiliyede sâibe (serbest b?rak?lm??) bir kad?n idi. Yemame’de ona (mevlaya) ?lüm isabet edince onun miras? ?mer ?bn-ul Hattab’a getirildi. Vedî’a ?bn-u Hazzâm’? ça??rd? ve dedi ki: “Bu sizin mevlan?z?n miras?d?r. Buna hak sahibi olan sizsiniz.” Dedi ki: “Ey Müminlerin Emîri! Allah bizi bunu muhtaç etmedi. [San?r?m (o kad?n) sahibimiz sâibedir.] Dolay?s?yla onun durumundan dolay? utanmak [veya üzülmek dedi] istemiyoruz.” Bunun üzerine ?mer o mal? Beyt-ul Mâl’a ait k?ld?.” el-Beyhaki ve ed-Dârimî, -ki ?bn-u Hazm sahihledi- ??yle rivayet etti:أن سفيان بن عبد الله بن ربيعة الثقفي وجد عيبة، فأتى بها عمر بن الخطاب فقال: عرفها سنة، فإن عرفت فذاك، وإلا فهي لك، فلم تعرف. فلقيه بها القابل في الموسم فذكرها له، فقال عمر: هي لك، فإن رسول الله صلى الله عليه وسلم أمرنا بذلك. قال: لا حاجة لي فيها، فقبضها عمر فجعلها في بيت المال “Sufyân ?bn-u Abdullah ?bn-u Rabîa es-Sekafî, bir valiz buldu. Onu ?mer ?bn-ul Hattab’a getirdi. Dedi ki: “Onu bir sene tan?t. Tan?n?rsa ?yle yap (tan?yana ver.) Aksi takdirde senindir. ” Tan?yan ç?kmad?. (Hac) mevsiminde (valiz) beraberinde iken onunla (?mer ile) kar??la?t?. Bunu ona (?mer’e) hat?rlatt?. ?mer dedi ki: “O senindir. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bize b?yle emretti.” Dedi ki: “Benim buna ihtiyac?m yok.” Bunun üzerine ?mer onu al?p Beyt-ul Mâl’a koydu.” ed-Dârimî ve ?bn-u Ebî ?eybe, Abdullah ?bn-u Amr’dan ??yle dedi?ini rivayet etti:مات مولى على عهد عثمان ليس له وال، فأمر بماله فأدخل بيت المال “Bir mevla (azatl? k?le) Osman zaman?nda ?ldü. Onun velisi (mirasç?s?) yoktu. Bunun üzerine onun mal?n?n Beyt-ul Mâl’a konulmas?n? emretti.” ?bn-u AbdilBerr, el-?stizkâr’da Enes ?bn-u Sîrîn’de ??yle rivayet etti:أن علياً كان يقسم الأموال حتى يفرغ بيت المال، فيرش له، فيجلس فيه “Ali, Beyt-ul Mâl bo?al?ncaya kadar mallar? taksim ederdi. Sonra su serper ve içine otururdu.”
Bu, Beyt-ul Mâl’?n birinci manas?, yani mekan olmas? aç?s?ndan idi. ?kincisi manas?na, yani cihet olmas?na gelince bunun nedeni, mal?n bazen bir mekanda tutulamamas?d?r. Mesela; araziler, petrol ve do?algaz kuyular?, maden rezervleri, zenginlerden al?n?p -bir mekanda tutulmaks?z?n- hak sahiplerine sarf edilen zekat mallar? gibi. “Beyt-ul Mâl’?”, bazen cihet anlam?nda kullan?yorlard? ve bununla mekan?n kastedilmesi imkans?zd?r. Nitekim el-Beyhaki es-Sunen’de, Ahmed el-Musned’de ve AbdurRezzak Musnaf’?nda, Lâh?k ?bn-u Hamîd’den ??yle rivayet ettiler: وبعث ابن مسعود على القضاء وعلى بيت المال “?bn-u Mesud’u Kadâ ve Beyt-ul Mâl üzerine (sorumlu olarak) g?nderdi.” ?mer’in onu Beyt-ul Mâl üzerine kap? bekçisi olarak g?ndermi? olmas? mümkün de?ildir. Onu ancak tahsil ve infak bak?m?ndan g?ndermesi mümkündür. Bu manada ?bn-ul Mubârak, ez-Zuhd’de el-Hasen’den rivayet etti ki Basra emirleri, Ebî Musa el-E?ari ile birlikte geldiklerinde, ?mer’den kendilerine yiyecek verilmesini emretmesini talep ettiler. Bunun üzerine konu?mas?n?n sonunda onlara ??yle dedi: يا معشر الأمراء قد فرضت لكم من بيت المال شاتين وجريبين “Ey emirler toplulu?u! Size Beyt-ul Mâl’dan iki koyun ve iki ekilebilir arazi parças? (verilmesini) emrettim.” Bundan kas?t, cihettir.
Beyt-ul Mâl’?n gelirlerinde ve harcamalar?nda tasarruf sahibi halifedir. Nitekim Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Osman’?n [Tebuk Seferine ç?kan] el-Usra ordusu için verdi?i teberruyu al?p odas?na koymu?tu. Ahmed, hasen-garip hadistir diyen et-Tirmizi ve ez-Zehebî’nin sahihleyip muvafakat etti?i rivayet ile el-Hakim, Abdurrahman ?bn-u Semera’dan ??yle dedi?ini rivayet ettiler: جَاءَ عُثْمَانُ بْنُ عَفَّانَ إِلَى النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِأَلْفِ دِينَارٍ فِي ثَوْبِهِ حِينَ جَهَّزَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ جَيْشَ الْعُسْرَةِ قَالَ فَصَـبَّهَا فِي حِجْرِ النَّبِيِّ فَجَعَلَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يُقَلِّـبُهَا بِيَدِهِ وَيَقُولُ: مَا ضَرَّ ابْنَ عَفَّانَ مَا عَمِلَ بَعْدَ الْيَوْمِ يُرَدِّدُهَا مِرَارًا “Osman [RadiyAllahu Anh] Usra ordusunu teçhiz ederken Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e bin (1.000) dinar ile geldi. Osman onlar? Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in odalar?na bo?altt?. Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] onlar? elleri ile evirip çevirerek ??yle diyordu: Bu günden sonra ne yaparsa Osman’a zarar vermez.” Bunu tekrar tekrar s?yledi.” Bazen de da??t?m? bizatihi üstleniyordu. el-Buhari’deki Enes hadisinde ??yle geçti: أُتِيَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِمَالٍ مِنَ الْبَحْرَيْنِ فَقَالَ: انْثُرُوهُ فِي الْمَسْجِدِ ... فَلَمَّا قَضَى الصَّلاةَ جَاءَ فَجَلَسَ إِلَيْهِ، فَمَا كَانَ يَرَى أَحَدًا إِلاَّ أَعْطَاهُ ... فَمَا قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَثَمَّ مِنْهَا دِرْهَمٌ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e Bahreyn’den bir mal geldi. Bunun üzerine ??yle buyurdu: “Onu mescide serin…” Salâh? k?l?nca geldi ve (mal?n) yan?na oturdu. G?rüp de vermedi?i hiç kimse yoktu… Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] aya?a kalkt???nda bir dirhem kalm??t?.” Keza Ebu Bekir [RadiyAllahu Anh] Bahreyn’den gelen mal?n da??t?m?n? bizatihi üstlenmi?ti. el-Buhari, Cabir’den ??yle dedi?ini rivayet etti: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ: لَوْ قَدْ جَاءَنِي مَالُ الْبَحْرَيْنِ، لَقَدْ أَعْطَيـْتُكَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] dedi ki: “Bahreyn mal? gelseydi, sana ??yle ve ??yle ve ??yle (yani üç kez) verirdim.” Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] vefat ettikten sonra Bahreyn mal? geldi. Bahreyn mal? gelince Ebu Bekir münadiye emretti. O da ??yle nida etti: “Her kimin Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in yan?nda bir borcu veya vaadi varsa bize gelsin.” Hemen geldim ve Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bana ??yle ??yle dedi?ini s?yledim. Bunun üzerine bana üç (pay) verdi. Sufyân es-Sekafî’nin bulup bildirdi?i valiz hakk?nda daha ?nce geçen hadiste ??yle geçmi?ti: فقبضها عمر فجعلها في بيت المال “Bunun üzerine ?mer onu al?p Beyt-ul Mâl’a koydu.” e?-?âfî, el-Umm’da rivayet etti ve ??yle dedi: “?lim ehlinden bir ço?u bize ??yle haber verdi: “Irak’ta toplananlar ?mer ?bn-ul Hattab’a getirilince, Beyt-ul Mâl’?n sorumlusu ona dedi ki: “Ben onu Beyt-ul Mâl’a koyar?m.” Dedi ki: “Hay?r! Kabe’nin Rabbine yemin olsun ki onu da??tmad?kça beytin çat?s? alt?nda kalmayacakt?r.” Sonra mescide konulmas?n? emretti. Uzerine deriden sergiler konuldu. Muhacirden ve Ensardan adamlar onu korudular. Ertesi gün sabah olunca ?mer beraberinde Abbas ?bn-u Abdulmuttalip ve Abdurrahman ?bn-u Avf oldu?u halde, -onlardan biri onun elini tutarken veya o onlardan birinin elini tutarken- ç?kageldi. Onu g?rdüklerinde deriden sergileri üzerinden kald?rd?lar ki o anda benzerini hiç g?rmedi?i bir manzara g?rdü. G?rdü ki içerisinde alt?n, yakut, zebercet ve inciler par?ld?yordu. Bunun üzerine a?lad?. O ikisinden biri dedi ki: “Vallahi bugün a?lama günü de?il bilakis ?ükür ve sürur günüdür.” Dedi ki: “Vallahi, ben senin dü?ündü?ün gibi dü?ünmüyorum. Aralar?nda k?tülük vukuu bulmad?kça, kesinlikle bir toplum içinde bu, bu kadar ço?almaz.” Sonra k?bleye y?nelip ellerini semaya kald?rd? ve ??yle dedi: “Ey Allah’?m! Mustedric [Hakk? ve hakiki de?eri olmad??? halde, kabiliyetsiz bir kimsenin çokça nimete kavu?an ve bu sebeple küfür ve isyana sapabilme tehlikesi ile kendisine azab?n ve gazab?n yava? yava? yakla?mas? mümkün olan kimse] olmaktansa dana s???n?r?m. Muhakkak ki ben seni ??yle derken i?itiyorum: سَنَسْتَدْرِجُهُمْ مِنْ حَيْثُ لاَ يَعْلَمُونَ “Hiç bilmeyecekleri bir yerden onlar? istidrâc edece?iz.” [A’râf 182] Sonra dedi ki: “Surâka ?bn-u Ca’?em nerede?” Bunun üzerine ona getirildi. Onun kollar? ince ve k?ll? idi. Sonra kisrân?n iki bilezi?ini verdi. Dedi ki: “Bunlar? tak!” O da takt?. Dedi ki: “Allahuekber de!” O da “Allahuekber!” dedi. Dedi ki: “Bu ikisini Kisrâ ?bn-u Hurmuz’den s?y?r?p alarak Beni Medlec’den bir Arabî olan Surâka ?bn-u Ca’?em’e giydiren Allah’a hamdolsun, de!” O s?rada asas? ile (mallar?) kar??t?rmaya ba?lad? ve ??yle dedi: “Bunu yerine getiren muhakkak emindir.” Bunun üzerine bir adam ona ??yle dedi: “Sana haber veriyorum ki sen Allah’?n eminisin. Senin Allah’a eda etti?ini, onlar da sana eda ediyorlar. O halde sen mutlu olursan, onlar da mutlu olur.” Ona “do?ru s?yledin” dedi ve sonra ayr?ld?.” Yine ed-Dârimî’deki Abdullah ?bn-u Amr hadisinde ??yle geçti: مات مولى على عهد عثمان ليس له وال، فأمر بماله فأدخل بيت المال “Bir mevla (azatl? k?le) Osman zaman?nda ?ldü. Onun velisi (mirasç?s?) yoktu. Bunun üzerine onun mal?n?n Beyt-ul Mâl’a konulmas?n? emretti.” ?bn-u Sîrîn’in el-?stirkâz’?ndaki Enes hadisinde ??yle geçti: أن علياً كان يقسم الأموال حتى يفرغ بيت المال، فيرش له، فيجلس فيه “Ali, Beyt-ul Mâl bo?al?ncaya kadar mallar? taksim ederdi. Sonra su serper ve içine otururdu.”
Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bazen de sahabesinden birine, da??t?m için velayet veriyor veya onu baz? mali i?lerde g?revlendiriyordu. el-Buhari’deki Ukbe hadisinde Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ??yle dedi?i geçti: ذَكَرْتُ شَـيْئًا مِنْ تِـبْرٍ عِنْدَنَا، فَكَرِهْتُ أَنْ يَحْبِسَنِي، فَأَمَرْتُ بِقِسْمَتِهِ “Bizde biraz alt?n oldu?unu hat?rlad?m. Beni al?koymas?n? istemedim de da??t?lmas?n? emrettim.” Hâf?z ?bn-u Hacer el-Askalânî’nin, el-Munzirî’nin ve el-Heysemî’nin hasenledi?i isnat ile ?bn-u ?ebe’de geçen ?bn-u ?ihâb hadisinde ise ??yle geçti: أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ دَخَلَ خِزَانَةَ بِلاَلٍ الَّتِي يَضَعُ فِيهَا الصَّدَقَاتِ، فَوَجَدَ فِيهَا صُبْرَةً مِنْ تَمْرٍ، فَقَالَ: مَا هَذَا التَّمْرُ يَا بِلاَلُ؟ قَالَ: يَا رَسُولَ اللهِ، أَخَذْتُهَا لِنَوَائِبِكَ. قَالَ: أَفَأَمِنْتَ أَنْ تُصْبِحَ وَلَهَا فِي جَهَنَّمَ بُخَارٌ؟ أَنْفِقْ وَلاَ تَخْشَ مِنْ ذِي الْعَرْشِ إَقْلاَلاً أَوْ إِقْتَاراً “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Bilal’in sadakalar? (zekatlar?) koydu?u hizânesine girdi. ?çinde bir hurma y???n? buldu ve ??yle dedi: “Bu hurma da nedir, ey Bilal?” Dedi ki: “Yâ Resulullah! Felaketlerinize kar?? (?nlem olarak) alm??t?m.” Dedi ki: “Bunun için cehennem buhar? oldu?u halde sabahlayaca??ndan emin mi oldun? Hemen infak et! K?sarak veya cimrilik ile ar??n sahibi olan [Allah’tan] endi?elenme!” Yine bu hadiste ??yle geçti: إِنَّ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ عَوْفٍ كَانَ يَلِي صَدَقَاتِ الإِبِلِ وَالْغَنَمِ فِي عَهْدِ رَسُولِ اللهِ وَكَانَ بِلاَلٌ يَلِي صَدَقَاتِ الثِّمَارِ، وَكَانَ مَحْمِيَّةُ بْنُ جُزْءٍ يَلِي الخُمْسَ “Abdurrahman ?bn-u Avf [RadiyAllahu Anh] Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] zaman?nda deve ve koyun zekatlar?n?n ba??nda idi. Bilal de semere zekatlar?n?n ba??nda idi. Muhmiyye ?bn-u Cuzî ise be?te birinin [Resulullah ile ehlinin pay?] ba??nda idi.” halife de ??yle dedi: وعلى نفقاته بلال “Ve harcamalar?ndan Bilal (sorumlu idi.)” ?bn-u H?bban, es-Sahih’de Abdullah ?bn-u Lahyi el-Hevzenî’den ??yle dedi?ini rivayet etti: لَقِيتُ بِلاَلاً مُؤَذِّنَ رَسُولِ اللهِ فَقُلْتُ: يَا بِلالُ، كَيْفَ كَانَتْ نَفَقَةُ رَسُولِ اللهِ ؟ قَالَ: مَا كَانَ لَهُ مِنْ شَيْءٍ، وَكُنْتُ أَنَا الَّذِي أَلِي ذَلِكَ مُنْذُ بَعَثَهُ اللَّهُ حَـتَّى تُوُفِّيَ ، فَكَانَ إِذَا أَتَاهُ الإِنْسَانُ الْمُسْلِمُ فَرَآهُ عَارِياً يَأْمُرُنِي فَأَنْطَلِقُ فَأَسْـتَقْرِضُ فَأَشْـتَرِي الْبُرْدَةَ أَوْ النَمِرَةَ فَأَكْسُوهُ وَأُطْعِمُهُ ... “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in müezzini Bilal ile kar??la?t?m ve ona dedim ki: “Yâ Bilal! Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in nafakas? nas?ld??” Dedi ki: “Onun bir ?eyi yoktu ki! Allah’?n onu g?ndermesinden Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in vefat?na kadar buna (harcamalara) bakan ben idim. Kendisine Müslüman bir insan geldi?inde (fakirlikten) onu yar? ç?plak oldu?unu g?rünce bana emrederdi de harekete geçip borç isterdim. Sonra giyecek veya yiyecek sat?n al?r, onu giydirir veya ona yedirirdim.” Müslim, Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in azatl? k?lesi Ebî Râfî’den ??yle dedi?ini rivayet etti: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اسْـتَسْلَفَ مِنْ رَجُلٍ بَكْرًا، فَقَدِمَتْ عَلَيْهِ إِبِلٌ مِنْ إِبِلِ الصَّدَقَةِ، فَأَمَرَ أَبَا رَافِعٍ أَنْ يَقْضِيَ الرَّجُلَ بَكْرَهُ، فَرَجَعَ إِلَيْهِ أَبُو رَافِعٍ فَقَالَ: لَمْ أَجِدْ فِيهَا إِلاَّ خِيَارًا رَبَاعِيًا، فَقَالَ: أَعْطِهِ إِيَّاهُ، إِنَّ خِيَارَ النَّاسِ أَحْسَـنُهُمْ قَضَاءً “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir adamdan genç bir deve ?dünç alm??t?. Sonra kendisine zekat develerinden develer geldi. Ebu Râfî’ dedi ki: “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] adama genç devesini geri vermemi emretti.” Ebu Râfî kendisine geri d?ndü ve dedi ki: “Develer içinde d?rt ya??nda seçkin bir erkek deveden ba?kas?n? bulamad?m.” Bunun üzerine Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ??yle dedi: “O halde onu ona ver. Zira insanlar?n en hay?rl?s? borcunu en iyi ?ekilde ?deyendir.” Muttefekun aleyh olan ?bn-u Abbas hadisinde ??yle geçti: قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لِمُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ حِينَ بَعَثَهُ إِلَى الْيَمَنِ: ... فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَأَخْبِرْهُمْ أَنَّ اللَّهَ قَدْ فَرَضَ عَلَيْهِمْ صَدَقَةً تُؤْخَذُ مِنْ أَغْنِيَائِهِمْ فَـتُرَدُّ عَلَى فُقَرَائِهِمْ، فَإِنْ هُمْ أَطَاعُوا لَكَ بِذَلِكَ، فَإِيَّاكَ وَكَرَائِمَ أَمْوَالِهِمْ، وَاتَّقِ دَعْوَةَ الْمَظْـلُومِ فَإِنَّهُ لَيْسَ بَيْـنَهُ وَبَيْنَ اللهِ حِجَابٌ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Muaz’? Yemen’e g?nderirken ona ??yle dedi: “…E?er sana itaat ederlerse, Allah’?n kendilerine, zenginlerinden al?n?p fakirlerine da??t?lan sadakay? [zekat?] farz k?ld???n? bildir. E?er sana bunun için itaat ederlerse, (zekatlar?n?) al! Kaliteli mallar?ndan sak?n. Mazlumun duas?ndan da sak?n! Cünkü onunla Allah aras?nda perde yoktur.” Muslim, Ebî Hurayra’dan ??yle rivayet etti: بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عُمَرَ عَلَى الصَّدَقَةِ “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ?mer’i sadaka [zekat] üzerine (g?revli olarak) g?nderdi.”
Ra?id halifeleri de Resulullah’?n yolundan gittiler. Nitekim kendilerinden ba?kalar?n? maliyede ve malî i?lerde g?revlendirdiler. ?bn-u ?shâk ve Halîfe rivayet ettiler ve dediler ki: وقد وَلَّى - أي أبو بكر - أبا عبيدة بن الجراح بيت المال، ثم وجهه إلى الشام “Ebu Bekir, Ebâ Ubeyde ?bn-ul Cerrâh ‘? Beyt-ul Mâl’dan sorumlu k?ld?, sonra onu ?am’a g?nderdi.” Tercemet-i Muayk?b’da ez-Zehebî ??yle dedi: واستعمله أبو بكر وعمر على بيت المال “Hem Ebu Bekir hem de ?mer onu, Beyt-ul Mâl’da g?revlendirdi.” ?bn-u Kesir, el-Bidâye ve’n Nihâye’de Abdullah ?bn-u Zubeyr’den ??yle rivayet etti: أن رسـول الله صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ استكتب عبد الله بن الأرقم بن عبد يغوث وكان يجيب عنه الملوك وبلغ من أمانته أنه كان يأمره أن يكتب إلى بعض الملوك فيكتب ويختم على ما يقرأه لأمانته عنده وكتب لأبي بكر وجعل إليه بيت المال وأقره عليهما عمر بن الخطاب “Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Abdullah ?bn-ul Erkâm ?bn-u Abdi Ye?us’a yazd?r?yordu. Resulullah’tan krallara cevap veriyordu. Güvenilirli?i, baz? krallara yazmas?n? emredecek derecedeydi. O yaz?yordu ve ona olan güveninden ?türü okuduklar?n? Resulullah mühürlüyordu. Ebî Bekir için de yaz?yordu. Ebu Bekir onu Beyt-ul Mâl’a tevdi etti. ?mer ?bn-ul Hattab da Ebu Bekir’i bu ikisinde ikrar etti.” ?bn-u Sa’d, et-Tabakât’ta ve ?bn-u Hacer, el-?sâbe’de ??yle rivayet ettiler: أن عمر كان خازنه يسار بن نمير مولاه “?mer’in hâzini, azatl? k?lesi Yesâr ?bn-u Numeyr idi.” Ahmed, Musned’inde ve Abdurrezzak, el-Musnaf’?nda Lâh?k ?bn-u Hamîd’in ??yle dedi?ini rivayet ettiler: وبعث ابن مسعود على القضاء وبيت المال “?bn-u Mesud’u Kadâ ve Beyt-ul Mâl üzerine (sorumlu olarak) g?nderdi.” Yani Kûfe’ye. Halîfe, Malik ?bn-u Enes’ten, o da Zeyd ?bn-u Eslem’den ??yle rivayet etti: أن عمر ولى عبد الله بن أرقم بيت المال “?mer, Abdullah ?bn-u Erkam’a Beyt-ul Mâl üzerine velayet verdi.” ?bn-u Huzeyme, Sahih’inde Urve ?bn-uz Zubeyr’den ??yle tahric etti: أن عبد الرحمن بن عبد القاري كان في عهد عمر بن الخطاب مع عبد الله بن الأرقم على بيت المال ... “Abdurrahman ?bn-u Abdulkârî, ?mer ?bn-ul Hattab zaman?nda Abdullah ?bn-u Erkam ile birlikte Beyt-ul Mâl üzerinde (sorumlu) idiler.” ?bn-u Hacer, el-Feth’de Abdullah ?bn-u Mesud’un menk?beleri bahsinde ??yle rivayet etti: وولي بيت المال في الكوفة لعمر وعثمان “?mer ve Osman taraf?ndan Kûfe’deki Beyt-ul Mâl’?n velayeti verildi.” el-Ceh?iyârî, el-Vuzerâ’ ve’l Kuttâb [Vezîrler ve Kâtipler] kitab?nda ??yle zikretti: وكان عبد الله بن أرقم ابن عبد يغوث أحد كتاب النبي صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يتقلد له بيت المال “Nebi’nin katiplerinden biri olan Abdullah ?bn-u Erkam Abdu Ye?ûs, Beyt-ul Mâl’a tayin edildi.” Yani Osman taraf?ndan. el-Hakim, el-Mustedrak’ta ez-Zubeyr ?bn-u Bekkâr’dan ??yle dedi: كان عبد الله بن الأرقم بن عبد يغوث على بيت المال في زمن عمر وصدراً من ولاية عثمان إلى أن توفي وكانت له صحبة “Abdullah ?bn-u Erkam Abdu Ye?ûs, ?mer zaman?nda ve Osman’?n velayetinin ba??ndan vefat edinceye kadar Beyt-ul Mâl üzerinde (sorumlu) idi ve ona e?lik edenler vard?.” ?bn-u AbdilBerr, el-?stiyâb’da ??yle dedi: كان زيد بن ثابت على بيت المال في خلافة عثمان، وكان لزيد عبد اسمه وهيب، فأبصره عثمان يعينهم في بيت المال، فقال: من هذا؟ فقال زيد: مملوك لي. فقال عثمان: أراه يعين المسلمين، وله الحق، وأنا أفرض له، ففرض له ألفين. فقال زيد: والله لا تفرض لعبد ألفين، ففرض له ألفاً “Zeyd ?bn-u Sâbit, Osman’?n hilafetinde Beyt-ul Mâl’dan sorumlu idi. Zeyd’in, Vehîb isimli bir k?lesi vard?. Beyt-ul Mâl’da kendilerine yard?m ederken Osman onu g?rdü. Bunun üzerine “Bu kim?” dedi. Zeyd dedi ki: “Benim k?lemdir.” Osman dedi ki: “G?rüyorum ki Müslümanlara yard?m ediyor. Onun da hakk? vard?r. Ben de ona (ücret) tahsis ediyorum.” B?ylece ona iki bin (2.000) tahsis etti. Bunun üzerine Zeyd dedi ki: “Vallahi, bir k?le için iki bin tahsis edilmez.” O da bin (1.000) tahsis etti.” es-Sadefî, “Ma’rifet-u Ulemâ-i M?sr ve Men Dehalehâ min Ashab? Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]” [M?s?r Alimlerini ve Resulullah’?n Ashab?ndan Oraya Gelenleri Tan?ma] isimli kitab?nda ??yle zikretti: وسار أبو رافع بعد ذلك إلى علي بن أبي طالب، فولاه بيت مال الكوفة “Ebu Râfi, ondan sonra Ali ?bn-u Ebî Talip’in yan?na geldi. O da kendisine Kûfe’deki Beyt-ul Mâl’?n velayetini verdi.” ?bn-u Abdilberr, el-?stiyâb’da ??yle dedi: كان عبيد الله بن أبي رافع خازناً وكاتباً لعلي “Ubeydullah ?bn-u Ebî Râfî, Ali’nin hâzini ve katibi idi.” el-Aynî, Umdet-ul Kârî’de ??yle zikretti: أن عبد الله بن وهب السوائي كان عليّ يكرمه ويحبه ويثق به وجعله على بيت المال بالكوفة “Ali, Abdullah ?bn-u Veheb es-Sevâî’ye ikramda bulunuyor, onu seviyor ve ona güveniyordu. Sonra onu Kûfe’deki Beyt-ul Mâl üzerine (sorumlu) k?ld?.” Ali [RadiyAllahu Anh] de Ziyâd’? da Basra’da g?revlendirdi. el-Ceh?iyârî ??yle dedi: فلما سار عن البصرة استعمله على الخراج والديوان “Basra’dan ayr?l?nca onu harac ile divanda g?revlendirdi.”
Beyt-ul Mâl’? iki k?sma ay?rmak mümkündür:
Varidat [Gelirler] K?sm?: Uç divan? kapsar:
Fey ve Harac Divan?: Ganimetleri, harac?, arazileri, cizyeyi, feyi ve vergileri kapsar.
Genel Mülkiyet Divan?: Petrolü, do?algaz?, elektri?i, madenleri, denizleri, nehirleri, g?lleri, su kaynaklar?n?, ormanlar?, meralar? ve ?zel koruma alanlar?n? kapsar.
Sadakalar Divan?: Nakitlerin, ticaret mallar?n?n, ziraî ürünlerin ve meyvelerin, develerin, s???rlar?n ve koyunlar?n zekat?n? kapsar.
Nafakat [Giderler] K?sm?: Sekiz divan? kapsar:
Dâr-ul Hilafet Divan?
Devlet Maslahatlar? Divan?
?denekler Divan?
Cihat Divan?
Sadaka Harcamalar? Divan?
Genel Mülkiyet Harcamalar? Divan?
Acil Durumlar Divan?
Genel Bütçe – Genel Muhasebe – Genel Murakabe Dîvân?.