Devlet i?lerinin ve insanlar?n i?lerinin [maslahatlar?n?n] idaresinden; Maslahatlar Bölümü, Daireler Bölümü ve ?dareler Bölümü mesuldür. Bu üç bölüm, devlet i?lerini kalk?nd?rmak ve insanlar?n maslahatlar?n? gerçekle?tirmek için çal???rlar.
Madde 96
Evidence
Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] maslahatlar? idare ediyor ve bunlar?n idaresi için katipler tayin ediyordu. B?ylece Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Medine’deki insanlar?n maslahatlar?n? bizzat idare ediyor, i?lerini g?rüp g?zetiyor, sorunlar?n? ç?züyor, alakalar?n? tanzim ediyor, ihtiyaçlar?n? temin ediyor ve onlar? i?lerini düzeltecek hususlara y?nlendiriyordu. Tüm bunlar, sorunsuz ve karma?as?z olarak hayatlar?n? kolayla?t?ran idarî i?lerdendi:
??retim i?leri hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Müslümanlar?n evlatlar?ndan onuna (okuma-yazma) ??retmeyi kafir esirlerin fidyesi k?ld?. Fidye bedeli ganimetlerdendir ve Müslümanlar?n mülküdür. Dolay?s?yla ??retimi temin etmek, Müslümanlar?n maslahatlar?ndan bir maslahatt?r.
Tedavi (sa?l?k i?leri) hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e bir tabip hediye edildi. O da onu Müslümanlara ait k?ld?. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in kendisine gelen hediye üzerinde tasarrufta bulunmamas?, almamas?, aksine Müslümanlara ait k?lmas?, tedavinin Müslümanlar?n maslahatlar?ndan bir maslahat oldu?una delildir.
Cal??ma i?leri hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir adam?, dilenmek yerine -ki ne de olsa birileri verir, birileri yüz çevirir- onu bir urgan, sonra bir balta sat?n almaya, bunlarla odun toplay?p insanlara satmaya y?nlendirdi. ??te insanlar?n çal??ma sorunlar?n?n b?ylesi ç?zümü de Müslümanlar?n bir maslahat?d?r. Nitekim Ebu Davud ve ?bn-u Mâce ??yle tahric ettiler: أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسْأَلُهُ، فَقَالَ: أَمَا فِي بَيْتِكَ شَيْءٌ؟ قَالَ: بَلَى ... قَالَ: ائْتِنِي بِهِمَا، قَالَ: فَأَتَاهُ بِهِمَا، فَأَخَذَهُمَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ وَقَالَ: مَنْ يَشْـتَرِي هَذَيْنِ؟ ... قَالَ رَجُلٌ: أَنَا آخُذُهُمَا بِدِرْهَمَيْنِ، فَأَعْطَاهُمَا إِيَّاهُ وَأَخَذَ الدِّرْهَمَيْنِ، وَأَعْطَاهُمَا الأَنْصَارِيَّ وَقَالَ: اشْـتَرِ بِأَحَدِهِمَا طَعَامًا فَانْبِذْهُ إِلَى أَهْلِكَ، وَاشْتَرِ بِالآخَرِ قَدُومًا فَأْتِنِي بِهِ، فَأَتَاهُ بِهِ، فَشَدَّ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عُودًا بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ لَهُ: اذْهَبْ فَاحْـتَطِبْ وَبِعْ، وَلا أَرَيَـنَّكَ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْماً، فَذَهَبَ الرَّجُلُ يَحْـتَطِبُ وَيَبِيعُ، فَجَاءَ وَقَدْ أَصَابَ عَشَرَةَ دَرَاهِمَ ... “Ensardan bir adam, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelip ondan bir ?ey istedi. Buyurdu ki: “Evinde bir ?ey yok mu?” Dedi ki: “Bilakis var…” Buyurdu ki: “Onlar? bana getir!” Onlar? getirdi. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] onlar? eline ald? ve ??yle dedi: “Bunlar? kim sat?n al?r?”… Bir adam dedi ki: “Ben onlar? iki dirheme al?r?m.” Onlar? ona verdi ve ondan iki dirhemi ald?. Bunu da Ensariye verdi ve ??yle dedi: “Bunun biriyle al??veri? yap ve ailene g?tür. Di?eri ile de bir keser sat?n al ve bana getir.” Getirdi. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] eliyle ona bir sap takt?. Sonra ??yle buyurdu: “?imdi git, odun topla ve onu sat. Seni on be? gün g?rmeyeyim.” ?yle yapt?. Sonra ç?kageldi, on dirhem kazanm??t?…” Yine el-Buhari’nin Ebî Hurayra kanal?yla tahric etti?i hadiste de Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ??yle buyurdu: لأَنْ يَحْتَطِبَ أَحَدُكُمْ حُزْمَةً عَلَى ظَهْرِهِ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ أَحَدًا فَيُعْطِيَهُ أَوْ يَمْنَعَهُ “Sizden birinin s?rt?nda bir odun destesi getirip satmas? bir kimsenin dilenmesinden daha hay?rl?d?r. (Cünkü insanlar) ya verirler, ya terslerler.”
Yol i?leri hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] kendi zaman?nda çeki?me halinde yollar? yedi zira [Zira’: 75–90 cm aras?nda de?i?en uzunluk ?lçüsü] haline getirerek tanzim ediyordu. Nitekim el-Buhari, Ebî Hurayra kanal?yla ??yle rivayet etti: قَضَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَشَاجَرُوا فِي الطَّرِيقِ بِسَبْعَةِ أَذْرُعٍ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] (el-Mîtâ) yolu hakk?nda tart??t?klar?nda (yolun) yedi zira olmas?na hükmetti.” Müslim de ??yle rivayet etti: إِذَا اخْـتَلَفْـتُمْ فِي الطَّرِيقِ جُعِلَ عَرْضُهُ سَبْعَ أَذْرُعٍ “Yol hakk?nda ihtilafa dü?tü?ünüzde geni?li?i yedi zira yap?l?r.” Ahmed, ?bn-u Abbas kanal?yla Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle dedi?ini rivayet etti: وَالطَّرِيقُ الْمِيتَاءُ سَبْعَةُ أَذْرُعٍ “el-Mîtâ yolu yedi zirad?r.” Ahmed’in Ubade ?bn-u Samit kanal?yla yapt??? rivayette ise ??yle geçmi?tir: وَقَضَى صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الرَّحَبَةِ تَكُونُ بَيْنَ الطَّرِيقِ ثُمَّ يُرِيدُ أَهْلُهَا الْبُنْيَانَ فِيهَا فَقَضَى أَنْ يُتْرَكَ لِلطَّرِيقِ فِيهَا سَبْعُ أَذْرُعٍ “Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], yolun aras?nda geni? bir alan?n olmas?na hükmetti. Sonra insanlar onun içerisine bina yamak isteyince yol için yedi zira b?rak?lmas?na hükmetti.”
??te bu, o vakitteki idarî bir düzenlemedir. ?âfii mezhebinde oldu?u gibi ihtiyaca g?re bundan fazla da olabilir.
Keza Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] yolu ihlal etmeyi de men etti. Nitekim Taberani, es-Sa?îr’de ??yle tahric etti: مَنْ أَخَذَ مِنْ طَرِيقِ الْمُسْلِمِينَ شِبْراً طَوَّقَهُ اللَّهُ يَوْمَ القِيَامَةِ مِنْ سَـبْعِ أَرَضِينَ “Her kim Müslümanlar?n yolundan bir kar?? al?rsa, k?yamet günü Allah yedi arzdan onu ku?at?r.”
Ziraat hakk?nda; Zubeyr [RadiyAllahu Anh] ile Ensardan bir adam, arazilerinden geçen bir su yolundan sulama hakk?nda anla?mazl??a dü?tüler. Bunun üzerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem ??yle buyurdu: اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثـُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ “(?nce) sen sula ey Zubeyr, sonra suyu kom?una sal.” [Muttefekun aleyh/Laf?z Müslim’e ait]
??te b?ylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Müslümanlar?n maslahat?n? idare ediyor, idarî sorunlar?n? basitlik ve kolayl?k ile ç?züyor, baz? sahabeler de kendisine bu hususta yard?m ediyordu. Dolay?s?yla Müslümanlar?n maslahatlar?, halifenin veya üstlenmeye kâfi bir müdür olarak tayin etti?i kimselerin üstlenece?i bir cihaz olur. Bilhassa maslahatlar çe?itlenip ço?alm?? iken halifenin yükü için bir hafifletme olarak burada benimsenen budur. B?ylelikle insanlar?n maslahatlar? için bir cihaz vard?r ki onu, bu y?nde raiyyenin ya?am?n? kolayla?t?ran ve karma?as?z, hatta basitlik ve kolayl?k ile gerekli hizmetleri kar??layan üsluplara ve vesilelere yetkin bir müdür üstlenir.
Bu cihaz, maslahatlardan, dairelerden ve idarelerden olu?ur. [المصلحة] Maslahat; tabiyet, ula??m, para bas?m?, ??retim, sa?l?k, ziraat, çal??ma, yollar gibi devletin maslahatlar?ndan herhangi bir maslahat için yüksek idaredir. Bu Maslahat; kendi maslahat?n?n ve ona ba?l? dairelerin ve idarelerin idaresini üstlenendir. [الدائرة] Daire; kendi dairesinin ve ona ba?l? idarelerin i?lerini üstlenendir. [الإدارة] ?dare ise kendi idaresinin ve ona ba?l? ?ubelerin ve k?s?mlar?n i?lerini üstlenendir.
Bu Maslahatlar, Daireler ve ?dareler, devlet i?lerini kalk?nd?rmak ve insanlar?n maslahatlar?n? gerçekle?tirmek maksad?yla kurulurlar ve kaim olurlar.
?dare cihaz?n?, aç?kland??? ?ekle getirmek fiili gerçekle?tirme üsluplar?ndan bir üslup ve vesilelerinden bir vesiledir. Buna has bir delile ihtiyaç yoktur ve asl?na delalet eden genel delil yeterlidir. Bu üsluplar kullar?n fiilleridir. Dolay?s?yla ?er-i hükümlere g?re olmad?kça icra edilmesi sahih olmaz denilmez çünkü bunlar, genel olarak asl? üzerine ?er-i delil gelen fiillerdir ki bu genel delil, bu fiillerden kaynaklanan her ?eyi de kapsam?na al?r. Ancak as?ldan kaynaklanan bir fiil hakk?nda ?er-i delil gelmi?se, o takdirde delilin gerektirdi?ine ba?lan?l?r. Mesela Allahuteala ??yle buyurdu: وَآتُواْ الزَّكَاةَ “Ve zekat? verin.” [el-Bakara 43] Bu, genel bir delildir. Nisâb miktar?, âmiller (zekat toplay?c?lar?), kendilerinden zekat al?nan s?n?flar gibi bundan kaynaklanan fiiller hakk?nda da deliller gelmi?tir ve tüm bunlar وَآتُواْ الزَّكَاةَ “Ve zekat? verin.” [el-Bakara 43] emrinden kaynaklanan fiillerdir. Ancak tüm bu i?lerin gerçekle?tirilme keyfiyeti hakk?nda deliller gelmemi?tir. Onlar, binek üzerinde mi (zekat toplamaya) gideceklerdir, yoksa yürüyerek mi? Kendileri ile birlikte bulunup yard?mc? olacak ücretliler tutulur mu, tutulmaz m?? Toplad?klar? zekat? defterlere kaydederler mi? Toplanacaklar? bir mekan edinebilirler mi? Toplad?klar?n? koyacaklar? bir mahzen edinirler mi? Bu mahzenler yer alt?na m? yap?l?r, yoksa tah?l ambarlar? gibi mi in?a edilir? Nakitlerin zekat? çuvallarda m? toplan?r, sand?klarda m?? Tüm bu ve benzeri fiiller وَآتُواْ الزَّكَاةَ “Ve zekat? verin.” [el-Bakara 43] emrinden kaynaklan?r ve genel delilin kapsam?nda bulunur. Cünkü bunlara has deliller gelmemi?tir. ??te tüm üsluplar b?yledir. Zira üslup; hakk?nda genel delil -yani as?l- gelmi? bir fiilden kaynaklanan fer’î (detay) fiildir ve bu detay fiil için hususi delil gelmemi?tir. B?ylece genel olarak asl?n?n delili, onun da delili olur.
Bunun içindir ki idarî cihazlar?n i?ini kolayla?t?rmak ve insanlar?n maslahatlar?n? gerçekle?tirmek ile münasebeti oldu?u takdirde idarî üsluplar?n herhangi bir nizamdan al?nmas? mümkündür. Cünkü idarî üsluplar, ?er-i delile ihtiyaç duyan bir hüküm, y?netim de?ildir. Bundan dolay? ?mer [RadiyAllahu Anh] ba???lar veya maa?lar gibi genel (kamu) mülkiyetinden veya devlet mülkiyetinden kendilerine mallar?n da??t?m? maksad?yla, askerlerin ve raiyyenin isimlerini kaydetmede divan üslubunu alm??t?r.
Abid ?bn-u Yahya, el-Hâris ?bn-u Nufeyl’den ??yle rivayet etti:أن عمر رضي الله عنه استشار المسلمين في تدوين الدواوين، فقال عليّ بن أبي طالب رضي الله عنه: تَقسِم كل سنة ما اجتمع إليك مِن المال، ولا تُمسِك منه شيئاً. وقال عثمان بن عفان رضي الله عنه أرى مالاً كثيراً يسع الناس، فإن لم يُحصَوا حتى يُعرَف مَن أخذ ممن لم يأخذ خشيت أن ينتشر الأمر، فقال الوليد بن هشام بن المغيرة: قد كنت بالشام، فرأيت ملوكها قد دَوَّنوا ديواناً، وجَنَّدوا جنوداً، فَدوِّن ديواناً، وجَنّد جنوداً، فأخذ بقوله، ودعا عَقيل بن أبي طالب، ومخرمة بن نوفل، وجبير بن مطعم، وكانوا من نُسّاب قريش، وقال: «اكتبوا الناس على منازلهم» “?mer [RadiyAllahu Anh] Müslümanlar ile divanlar?n tedvini konusunda isti?are etti. Ali ?bn-u Ebî Talib [RadiyAllahu Anh] ??yle dedi: “Sana toplanan mallar? her sene taksim et. Ondan hiçbir ?eyi tutma.” Osman ?bn-u Affân [RadiyAllahu Anh] ??yle dedi: “Ben insanlar?n eline çok mal geçece?i g?rü?ündeyim. Kimin al?p kimin almad??? kaydedilmeyecek olursa, i?in kar??aca??ndan korkar?m.” el-Velîd ?bn-u Hi?âm ?bn-ul Mugîra ise ??yle dedi: “Ben ?am’da iken g?rdüm ki oran?n hükümdarlar?, divanlar tedvin ediyor ve (düzenli) askerler istihdam ediyorlar. O halde sen de divanlar tedvin et ve askerler istihdam et.” Bunun üzerine onun s?zünü ald? ve Akil ?bn-u Ebî Talib’i, Mahrame ?bn-u Nevfel’i ve Cubeyr ?bn-u Mat’am’? -ki Kurey?’in gençleri idi- ça??rd? ve ??yle dedi: “?nsanlar? evlerine g?re yaz?n.”
?slam’?n Irak’ta egemen olu?undan sonra divanlar ?nceden üzerinde oldu?u ?ekilde i?letildi. ?am Divan? Rumca idi. Cünkü oras? ?nceden Rum topraklar?ndan idi. Irak Divan? ise Farsça idi. Cünkü oras? da ?nceden Fars topraklar?ndan idi. Abdulmelik ?bn-u Mervan zaman?nda, H. 81 y?l?nda ?am Divan? Arapça’ya aktar?ld?. Sonra ihtiyaca g?re ve raiyyenin maslahatlar? gere?ince divanlar olu?turulmas? birbirini takip etti. Orduya tahsis edilen divanlar, tesciller ve ?demeler içindi. Cal??malara tahsis edilen divanlar, ücretler ve haklar içindi. Valilere ve âmillere tahsis edilen divanlar, tayinler ve aziller içindi. Beyt-ul Mâl’a tahsis edilen divanlar, gelirler ve giderler içindi ve hakeza. Bir divan, onu gerektiren ihtiyaç ile ba?lant?l? olarak olu?turuluyor, ancak üsluplar?n ve vesilelerin de?i?kenli?inden ?türü üslubu as?rdan asra de?i?kenlik arz ediyordu.
Divana bir ba?kan tayin edilir, emrine de g?revliler tayin edilirdi. Bu ba?kana, bazen g?revlilerini tayin etme salahiyeti verildi?i gibi bazen de (ba?kana tayin salahiyeti verilmeksizin) emrine g?revliler tayin ediliyordu.
Buna g?re maslahatlar idaresi veya divan denilen kurumlar?n olu?turulmas?, ihtiyaca g?redir ve bu ihtiyac?n a??rl???n? kald?rmaya y?nelik çal??ma üsluplar? ile gerçekle?tirme vesilelerine ba?l?d?r. Bunun her as?rda de?i?kenlik arz etmesi, her vilayette farkl?l?k g?stermesi ve her beldede ayr? ayr? olmas? caizdir.
??retim i?leri hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Müslümanlar?n evlatlar?ndan onuna (okuma-yazma) ??retmeyi kafir esirlerin fidyesi k?ld?. Fidye bedeli ganimetlerdendir ve Müslümanlar?n mülküdür. Dolay?s?yla ??retimi temin etmek, Müslümanlar?n maslahatlar?ndan bir maslahatt?r.
Tedavi (sa?l?k i?leri) hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e bir tabip hediye edildi. O da onu Müslümanlara ait k?ld?. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in kendisine gelen hediye üzerinde tasarrufta bulunmamas?, almamas?, aksine Müslümanlara ait k?lmas?, tedavinin Müslümanlar?n maslahatlar?ndan bir maslahat oldu?una delildir.
Cal??ma i?leri hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] bir adam?, dilenmek yerine -ki ne de olsa birileri verir, birileri yüz çevirir- onu bir urgan, sonra bir balta sat?n almaya, bunlarla odun toplay?p insanlara satmaya y?nlendirdi. ??te insanlar?n çal??ma sorunlar?n?n b?ylesi ç?zümü de Müslümanlar?n bir maslahat?d?r. Nitekim Ebu Davud ve ?bn-u Mâce ??yle tahric ettiler: أَنَّ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ أَتَى النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَسْأَلُهُ، فَقَالَ: أَمَا فِي بَيْتِكَ شَيْءٌ؟ قَالَ: بَلَى ... قَالَ: ائْتِنِي بِهِمَا، قَالَ: فَأَتَاهُ بِهِمَا، فَأَخَذَهُمَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ وَقَالَ: مَنْ يَشْـتَرِي هَذَيْنِ؟ ... قَالَ رَجُلٌ: أَنَا آخُذُهُمَا بِدِرْهَمَيْنِ، فَأَعْطَاهُمَا إِيَّاهُ وَأَخَذَ الدِّرْهَمَيْنِ، وَأَعْطَاهُمَا الأَنْصَارِيَّ وَقَالَ: اشْـتَرِ بِأَحَدِهِمَا طَعَامًا فَانْبِذْهُ إِلَى أَهْلِكَ، وَاشْتَرِ بِالآخَرِ قَدُومًا فَأْتِنِي بِهِ، فَأَتَاهُ بِهِ، فَشَدَّ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عُودًا بِيَدِهِ ثُمَّ قَالَ لَهُ: اذْهَبْ فَاحْـتَطِبْ وَبِعْ، وَلا أَرَيَـنَّكَ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْماً، فَذَهَبَ الرَّجُلُ يَحْـتَطِبُ وَيَبِيعُ، فَجَاءَ وَقَدْ أَصَابَ عَشَرَةَ دَرَاهِمَ ... “Ensardan bir adam, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’e gelip ondan bir ?ey istedi. Buyurdu ki: “Evinde bir ?ey yok mu?” Dedi ki: “Bilakis var…” Buyurdu ki: “Onlar? bana getir!” Onlar? getirdi. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] onlar? eline ald? ve ??yle dedi: “Bunlar? kim sat?n al?r?”… Bir adam dedi ki: “Ben onlar? iki dirheme al?r?m.” Onlar? ona verdi ve ondan iki dirhemi ald?. Bunu da Ensariye verdi ve ??yle dedi: “Bunun biriyle al??veri? yap ve ailene g?tür. Di?eri ile de bir keser sat?n al ve bana getir.” Getirdi. Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] eliyle ona bir sap takt?. Sonra ??yle buyurdu: “?imdi git, odun topla ve onu sat. Seni on be? gün g?rmeyeyim.” ?yle yapt?. Sonra ç?kageldi, on dirhem kazanm??t?…” Yine el-Buhari’nin Ebî Hurayra kanal?yla tahric etti?i hadiste de Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] ??yle buyurdu: لأَنْ يَحْتَطِبَ أَحَدُكُمْ حُزْمَةً عَلَى ظَهْرِهِ خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ أَحَدًا فَيُعْطِيَهُ أَوْ يَمْنَعَهُ “Sizden birinin s?rt?nda bir odun destesi getirip satmas? bir kimsenin dilenmesinden daha hay?rl?d?r. (Cünkü insanlar) ya verirler, ya terslerler.”
Yol i?leri hakk?nda; Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] kendi zaman?nda çeki?me halinde yollar? yedi zira [Zira’: 75–90 cm aras?nda de?i?en uzunluk ?lçüsü] haline getirerek tanzim ediyordu. Nitekim el-Buhari, Ebî Hurayra kanal?yla ??yle rivayet etti: قَضَى النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَشَاجَرُوا فِي الطَّرِيقِ بِسَبْعَةِ أَذْرُعٍ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] (el-Mîtâ) yolu hakk?nda tart??t?klar?nda (yolun) yedi zira olmas?na hükmetti.” Müslim de ??yle rivayet etti: إِذَا اخْـتَلَفْـتُمْ فِي الطَّرِيقِ جُعِلَ عَرْضُهُ سَبْعَ أَذْرُعٍ “Yol hakk?nda ihtilafa dü?tü?ünüzde geni?li?i yedi zira yap?l?r.” Ahmed, ?bn-u Abbas kanal?yla Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ??yle dedi?ini rivayet etti: وَالطَّرِيقُ الْمِيتَاءُ سَبْعَةُ أَذْرُعٍ “el-Mîtâ yolu yedi zirad?r.” Ahmed’in Ubade ?bn-u Samit kanal?yla yapt??? rivayette ise ??yle geçmi?tir: وَقَضَى صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي الرَّحَبَةِ تَكُونُ بَيْنَ الطَّرِيقِ ثُمَّ يُرِيدُ أَهْلُهَا الْبُنْيَانَ فِيهَا فَقَضَى أَنْ يُتْرَكَ لِلطَّرِيقِ فِيهَا سَبْعُ أَذْرُعٍ “Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], yolun aras?nda geni? bir alan?n olmas?na hükmetti. Sonra insanlar onun içerisine bina yamak isteyince yol için yedi zira b?rak?lmas?na hükmetti.”
??te bu, o vakitteki idarî bir düzenlemedir. ?âfii mezhebinde oldu?u gibi ihtiyaca g?re bundan fazla da olabilir.
Keza Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] yolu ihlal etmeyi de men etti. Nitekim Taberani, es-Sa?îr’de ??yle tahric etti: مَنْ أَخَذَ مِنْ طَرِيقِ الْمُسْلِمِينَ شِبْراً طَوَّقَهُ اللَّهُ يَوْمَ القِيَامَةِ مِنْ سَـبْعِ أَرَضِينَ “Her kim Müslümanlar?n yolundan bir kar?? al?rsa, k?yamet günü Allah yedi arzdan onu ku?at?r.”
Ziraat hakk?nda; Zubeyr [RadiyAllahu Anh] ile Ensardan bir adam, arazilerinden geçen bir su yolundan sulama hakk?nda anla?mazl??a dü?tüler. Bunun üzerine Sallallahu Aleyhi ve Sellem ??yle buyurdu: اسْقِ يَا زُبَيْرُ ثـُمَّ أَرْسِلِ الْمَاءَ إِلَى جَارِكَ “(?nce) sen sula ey Zubeyr, sonra suyu kom?una sal.” [Muttefekun aleyh/Laf?z Müslim’e ait]
??te b?ylece Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Müslümanlar?n maslahat?n? idare ediyor, idarî sorunlar?n? basitlik ve kolayl?k ile ç?züyor, baz? sahabeler de kendisine bu hususta yard?m ediyordu. Dolay?s?yla Müslümanlar?n maslahatlar?, halifenin veya üstlenmeye kâfi bir müdür olarak tayin etti?i kimselerin üstlenece?i bir cihaz olur. Bilhassa maslahatlar çe?itlenip ço?alm?? iken halifenin yükü için bir hafifletme olarak burada benimsenen budur. B?ylelikle insanlar?n maslahatlar? için bir cihaz vard?r ki onu, bu y?nde raiyyenin ya?am?n? kolayla?t?ran ve karma?as?z, hatta basitlik ve kolayl?k ile gerekli hizmetleri kar??layan üsluplara ve vesilelere yetkin bir müdür üstlenir.
Bu cihaz, maslahatlardan, dairelerden ve idarelerden olu?ur. [المصلحة] Maslahat; tabiyet, ula??m, para bas?m?, ??retim, sa?l?k, ziraat, çal??ma, yollar gibi devletin maslahatlar?ndan herhangi bir maslahat için yüksek idaredir. Bu Maslahat; kendi maslahat?n?n ve ona ba?l? dairelerin ve idarelerin idaresini üstlenendir. [الدائرة] Daire; kendi dairesinin ve ona ba?l? idarelerin i?lerini üstlenendir. [الإدارة] ?dare ise kendi idaresinin ve ona ba?l? ?ubelerin ve k?s?mlar?n i?lerini üstlenendir.
Bu Maslahatlar, Daireler ve ?dareler, devlet i?lerini kalk?nd?rmak ve insanlar?n maslahatlar?n? gerçekle?tirmek maksad?yla kurulurlar ve kaim olurlar.
?dare cihaz?n?, aç?kland??? ?ekle getirmek fiili gerçekle?tirme üsluplar?ndan bir üslup ve vesilelerinden bir vesiledir. Buna has bir delile ihtiyaç yoktur ve asl?na delalet eden genel delil yeterlidir. Bu üsluplar kullar?n fiilleridir. Dolay?s?yla ?er-i hükümlere g?re olmad?kça icra edilmesi sahih olmaz denilmez çünkü bunlar, genel olarak asl? üzerine ?er-i delil gelen fiillerdir ki bu genel delil, bu fiillerden kaynaklanan her ?eyi de kapsam?na al?r. Ancak as?ldan kaynaklanan bir fiil hakk?nda ?er-i delil gelmi?se, o takdirde delilin gerektirdi?ine ba?lan?l?r. Mesela Allahuteala ??yle buyurdu: وَآتُواْ الزَّكَاةَ “Ve zekat? verin.” [el-Bakara 43] Bu, genel bir delildir. Nisâb miktar?, âmiller (zekat toplay?c?lar?), kendilerinden zekat al?nan s?n?flar gibi bundan kaynaklanan fiiller hakk?nda da deliller gelmi?tir ve tüm bunlar وَآتُواْ الزَّكَاةَ “Ve zekat? verin.” [el-Bakara 43] emrinden kaynaklanan fiillerdir. Ancak tüm bu i?lerin gerçekle?tirilme keyfiyeti hakk?nda deliller gelmemi?tir. Onlar, binek üzerinde mi (zekat toplamaya) gideceklerdir, yoksa yürüyerek mi? Kendileri ile birlikte bulunup yard?mc? olacak ücretliler tutulur mu, tutulmaz m?? Toplad?klar? zekat? defterlere kaydederler mi? Toplanacaklar? bir mekan edinebilirler mi? Toplad?klar?n? koyacaklar? bir mahzen edinirler mi? Bu mahzenler yer alt?na m? yap?l?r, yoksa tah?l ambarlar? gibi mi in?a edilir? Nakitlerin zekat? çuvallarda m? toplan?r, sand?klarda m?? Tüm bu ve benzeri fiiller وَآتُواْ الزَّكَاةَ “Ve zekat? verin.” [el-Bakara 43] emrinden kaynaklan?r ve genel delilin kapsam?nda bulunur. Cünkü bunlara has deliller gelmemi?tir. ??te tüm üsluplar b?yledir. Zira üslup; hakk?nda genel delil -yani as?l- gelmi? bir fiilden kaynaklanan fer’î (detay) fiildir ve bu detay fiil için hususi delil gelmemi?tir. B?ylece genel olarak asl?n?n delili, onun da delili olur.
Bunun içindir ki idarî cihazlar?n i?ini kolayla?t?rmak ve insanlar?n maslahatlar?n? gerçekle?tirmek ile münasebeti oldu?u takdirde idarî üsluplar?n herhangi bir nizamdan al?nmas? mümkündür. Cünkü idarî üsluplar, ?er-i delile ihtiyaç duyan bir hüküm, y?netim de?ildir. Bundan dolay? ?mer [RadiyAllahu Anh] ba???lar veya maa?lar gibi genel (kamu) mülkiyetinden veya devlet mülkiyetinden kendilerine mallar?n da??t?m? maksad?yla, askerlerin ve raiyyenin isimlerini kaydetmede divan üslubunu alm??t?r.
Abid ?bn-u Yahya, el-Hâris ?bn-u Nufeyl’den ??yle rivayet etti:أن عمر رضي الله عنه استشار المسلمين في تدوين الدواوين، فقال عليّ بن أبي طالب رضي الله عنه: تَقسِم كل سنة ما اجتمع إليك مِن المال، ولا تُمسِك منه شيئاً. وقال عثمان بن عفان رضي الله عنه أرى مالاً كثيراً يسع الناس، فإن لم يُحصَوا حتى يُعرَف مَن أخذ ممن لم يأخذ خشيت أن ينتشر الأمر، فقال الوليد بن هشام بن المغيرة: قد كنت بالشام، فرأيت ملوكها قد دَوَّنوا ديواناً، وجَنَّدوا جنوداً، فَدوِّن ديواناً، وجَنّد جنوداً، فأخذ بقوله، ودعا عَقيل بن أبي طالب، ومخرمة بن نوفل، وجبير بن مطعم، وكانوا من نُسّاب قريش، وقال: «اكتبوا الناس على منازلهم» “?mer [RadiyAllahu Anh] Müslümanlar ile divanlar?n tedvini konusunda isti?are etti. Ali ?bn-u Ebî Talib [RadiyAllahu Anh] ??yle dedi: “Sana toplanan mallar? her sene taksim et. Ondan hiçbir ?eyi tutma.” Osman ?bn-u Affân [RadiyAllahu Anh] ??yle dedi: “Ben insanlar?n eline çok mal geçece?i g?rü?ündeyim. Kimin al?p kimin almad??? kaydedilmeyecek olursa, i?in kar??aca??ndan korkar?m.” el-Velîd ?bn-u Hi?âm ?bn-ul Mugîra ise ??yle dedi: “Ben ?am’da iken g?rdüm ki oran?n hükümdarlar?, divanlar tedvin ediyor ve (düzenli) askerler istihdam ediyorlar. O halde sen de divanlar tedvin et ve askerler istihdam et.” Bunun üzerine onun s?zünü ald? ve Akil ?bn-u Ebî Talib’i, Mahrame ?bn-u Nevfel’i ve Cubeyr ?bn-u Mat’am’? -ki Kurey?’in gençleri idi- ça??rd? ve ??yle dedi: “?nsanlar? evlerine g?re yaz?n.”
?slam’?n Irak’ta egemen olu?undan sonra divanlar ?nceden üzerinde oldu?u ?ekilde i?letildi. ?am Divan? Rumca idi. Cünkü oras? ?nceden Rum topraklar?ndan idi. Irak Divan? ise Farsça idi. Cünkü oras? da ?nceden Fars topraklar?ndan idi. Abdulmelik ?bn-u Mervan zaman?nda, H. 81 y?l?nda ?am Divan? Arapça’ya aktar?ld?. Sonra ihtiyaca g?re ve raiyyenin maslahatlar? gere?ince divanlar olu?turulmas? birbirini takip etti. Orduya tahsis edilen divanlar, tesciller ve ?demeler içindi. Cal??malara tahsis edilen divanlar, ücretler ve haklar içindi. Valilere ve âmillere tahsis edilen divanlar, tayinler ve aziller içindi. Beyt-ul Mâl’a tahsis edilen divanlar, gelirler ve giderler içindi ve hakeza. Bir divan, onu gerektiren ihtiyaç ile ba?lant?l? olarak olu?turuluyor, ancak üsluplar?n ve vesilelerin de?i?kenli?inden ?türü üslubu as?rdan asra de?i?kenlik arz ediyordu.
Divana bir ba?kan tayin edilir, emrine de g?revliler tayin edilirdi. Bu ba?kana, bazen g?revlilerini tayin etme salahiyeti verildi?i gibi bazen de (ba?kana tayin salahiyeti verilmeksizin) emrine g?revliler tayin ediliyordu.
Buna g?re maslahatlar idaresi veya divan denilen kurumlar?n olu?turulmas?, ihtiyaca g?redir ve bu ihtiyac?n a??rl???n? kald?rmaya y?nelik çal??ma üsluplar? ile gerçekle?tirme vesilelerine ba?l?d?r. Bunun her as?rda de?i?kenlik arz etmesi, her vilayette farkl?l?k g?stermesi ve her beldede ayr? ayr? olmas? caizdir.