Arapça, ?slam’?n tek dilidir ve devletin kullanaca?? tek dildir.
Madde 8
Evidence
Bu maddenin delili; tüm insanlar Kuran-il Kerim ile muhatap olmas?na ra?men Allahuteala ??yle buyurmu?tur: وَلَقَدْ صَرَّفْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ “Muhakkak ki Biz, bu Kuran’da insanlara her türlü misali g?sterdik.” [el-?srâ 89] Ve ??yle buyurmu?tur: وَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِي هَذَا الْقُرْآنِ “Muhakkak ki biz, bu Kuran’da insanlara ?rnekler g?sterdik.” Allah, Kuran’? Arapça diliyle indirdi ve onu Arapça Kuran k?ld?. Allahuteala ??yle buyurmu?tur: قُرْآنًا عَرَبِيًّا “Arapça bir Kuran” [Yusuf 2] Ve ??yle buyurmu?tur: بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ “Arap lisan? ile” [e?-?uarâ 195] Buradan da Kuran’?n tek dili olmas?ndan dolay? Arapça dili ?slam’?n tek dilidir. Ve çünkü Kuran, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in mucizesidir ve Kuran’?n icaz?, ancak onun bu Arapça lafz?yla ifade edilmesindedir, yani lafz?n ve üslubun Arapça olmas?ndad?r. Her ne kadar icaz, biri di?erinden ayr?lmaz ?ekilde laf?z ve mana ile birlikte olsa da manadaki icaz?ndan maksat getirdi?i manalar ve mevzuular de?ildir. Zira sünnet, bu manalar? ve mevzular? getirmesine ra?men bir mucize de?ildir. Kuran’?n manadaki icaz? ancak manan?n bu laf?z ve üslup ile ifade edilmi? olmas? halidir. Dolay?s?yla mucize olan bu manan?n bu laf?z ve üslupla ifade edilmesidir. Dolay?s?yla da icaz, ancak manay? Arapça üslupla ifade eden Arapça laf?zda olmaktad?r. Yani insanlar?n Allahuteala’n?n: وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوْمٍ خِيَانَةً فَانبِذْ إِلَيْهِمْ عَلَى سَوَاء “(Anla?ma yapt???n) bir kavmin h?yanetinden korkarsan, sen de (onlar ile yapt???n anla?may?) ayn? ?ekilde onlara at (iptal et)!” [el-Enfâl 58] kavlinin bir benzerini getirememeleri onlar için bir mucizedir demektir. O halde Kuran’?n icaz? bu kal?b?n bu üslupla ortaya koydu?u manalar? bu laf?zlarla ifade etmesi ihti?am?ndan gelmektedir. Dolay?s?yla mucize olan bu manalar? ortaya koyan lafz?n ve üslubun Arapça olu?udur. Dolay?s?yla da Kuran’?n icaz?, Arapça olmas?na münhas?rd?r. Zira hem icazda aslolan hem de onun bir benzerini getirmeleri için meydan okuman?n mahalli Arapça olu?udur. Zira Kuran’?n Arapça olmas?, ondan ayr?lmaz onun cevheri bir parças? olup Kuran olmas? ancak onunla mümkündür. Bunun içindir ki Kuran’?n tercümesi caiz de?ildir. Cünkü de?i?tirildi?inde nazm?n?n d???na ç?k?lm?? olur ki bu durumda ne Kuran ne de onun bir benzeri olur. Bu ancak onun tefsiri olur. E?er Kuran’?n tefsiri onun bir benzeri olmu? olsayd? insanlara onun bir benzerini getirmeleri için meydan okudu?unda bunu yapmaktan aciz kalmazlard?. Sonra Allah’?n, [قُرْآنًا عَرَبِيًّا] “Arapça Kuran” kavlinin manas?, Arapça olmazsa Kuran olarak isimlendirilmez demektir. Ayr?ca sonra bizler, onun lafz?yla ibadet etmekteyiz. Zira salâh, Kuran’dan ba?kas?yla sahih olmaz. Cünkü Allahuteala, ??yle buyurmu?tur: فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْ الْقُرْآنِ “Kuran'dan kolay?n?za geleni okuyun.” [el-Müzemmil 20] Sallallahu Aleyhi ve Sellem, ??yle buyurmu?tur: لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ “Fatiha-tul kitab? (Fatiha suresini) okumayan kimse için salâh yoktur.” [Ubade kanal?yla muttefekun aleyh] Bunun içindir ki Arapça dili, ?slam’?n cevheri bir cüzüdür. Allahuteala’n?n ?u kavline gelince: وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَذَا الْقُرْآنُ لأنذِرَكُمْ بِهِ وَمَنْ بَلَغَ “Kendisi ile sizi ve ona ula?an herkesi uyarmam için bu Kuran bana vahiy olundu.” [el-Enam 19] Bundan maksat, sizleri Kuran’dakiler ile uyarmam için demek olup lafz? ve tefsiri ile uyarmak buna uygun dü?er. Zira hepsi de Kuran’la uyarmakt?r. Allahuteala’n?n ?u kavli ise bundan farkl?d?r: [فَاقْرَءُوا] “Okuyun” Zira tefsir veya meal okumak Kuran’? okumak de?ildir. Cünkü kitap okuman?n manas? onun laf?zlar?n? okumak demek olup bunun manas?n?n onun mealini veya tefsirini okumak olmas? imkans?zd?r. Bu, kitapla uyarmak gibi de?ildir. Zira laf?zlar?yla da içindekilerle de uyarmas? sahih olur. Ayr?ca Allah, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in uyarmas?n? Arapça olarak belirlemi?tir. Zira Celle ?anuh ??yle buyurmu?tur: نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الأمِينُ (193) عَلَى قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنْ الْمُنذِرِينَ (194) بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ “Onu Ruhul Emin (Cebrail), uyar?c?lardan olas?n diye apaç?k Arap lisan?yla senin kalbine indirmi?tir.” [e?-?uarâ 193-195] B?ylece salâhta Fatiha’n?n Arapça d???nda bir dille okunmas?n?n caiz olmad??? kesinle?mi? olup b?ylelikle baz?lar?n?n [وَأُوحِيَ إِلَيَّ هَذَا الْقُرْآنُ] “Bu Kuran bana vahiy olundu” ayetini Arapça’y? bilmeyen bir kimsenin salâhta Fatiha’y? Arapça’dan ba?ka bir dille okumas?n?n caizli?ine dair delil olarak getirmeleri dü?mü? olur. Bu, Arapça dilinin ?slam’?n cevheri bir cüzü olmas? bak?m?ndand?. Devletin tek dili olmas? bak?m?ndan olana gelince; bunun delili, Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in, Kayser’e, Kisra’ya ve Mukavk?s’a içerisinde kendilerini ?slam’a davet etti?i mektuplar yazmas? ve bu mektuplar?n onlar?n dillerine tercüme ettirilme imkan? olmas?na ra?men Arapça diliyle yaz?lm?? olmas?d?r. Dolay?s?yla Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Arap olmamalar?na ve onlara ?slam’? tebli? eden mektuplar yazmas?na ra?men Kayser’e, Kisra’ya ve Mukavk?s’a mektuplar?n? onlar?n diliyle yazmam?? olmas? devletin tek dilinin Arapça dili oldu?unun delilidir. Cünkü Resul [SallAllahu Aleyi ve Sellem]’in bunu yapmas? ve tebli? için tercümeye çok ihtiyaç olmas?na ra?men tercüme ettirmemesi ister Arap olsunlar isterse Arap olmas?nlar devletin insanlara hitap edece?i dili Arapça dili ile s?n?rland?rmas?n?n vacibiyetine dair bir karinedir. Bundan dolay? Arap olmayan Müslümanlar?n tamam?, Arapça dilini ??renmelidirler. Devletin dilinin Arapça dili d???nda bir dil olmas? helal olmaz. Nitekim ?mam e?-?âfi, usul hakk?ndaki me?hur Risale kitab?nda Allahuteala’n?n, Kuran ile muhatap olmalar?na ve onunla ibadet etmelerine ba?l? olarak tüm ümmetlere Arapça dilini ??renmeyi farz k?ld???n? beyan etmi?tir. ??te tüm bunlardan dolay?, devletin tek dilinin Arapça dili olmas? farzd?r. Bununla birlikte devletin tek dilinin Arapça dili olmas? devletin Arapça dilinden ba?ka bir dili kullanmas?na mani olmayaca?? da anla??l?r olmal?d?r. Zira tahrif korkusu veya gerekli bilgileri elde etmek veya daveti devlet d???nda tebli? etmek veya benzeri ?eyler için devletin resmi hitapta Arapça dilinden ba?ka bir dili kullanmas? caizdir. Zira Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], ?branice ve Suryanice dillerini kullanm??t?r. Dolay?s?yla Arapça dilinin devletin tek dili olarak benimsenmesi hükmü devletin Arapça dilinden ba?ka bir dili kullanmas?na mani de?ildir.
?imdi varit olan soru ?udur: ?slami Devlet’in hükmetti?i ülkelerde Arapça dili d???nda konu?ulan ve yaz?lan bir dilin olmas? caiz midir? Bunun cevab? ??yledir: Arapça’n?n d???nda ba?ka bir dille konu?ulmas? veya yaz?lmas? ya devletin kendisi ya tebaan?n devletle ili?kileri ya sadece tebaa yada tebaan?n fertlerinin birbiriyle olan ili?kileriyle alakal? olur. E?er devletin kendisi veya onunla olan ili?kilerle alakal? olursa tüm bunlarda devletin dili, yani Arapça dili d???nda bir dilin olmas? caiz de?ildir. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in, tebli? için çok ihtiyaç olmas?na ra?men Arap olmayanlara y?nelik mektuplar?n? Arapça d???nda bir dile tercüme ettirmemesi devletin i?lerinde, ili?kilerinde veya devletle ilgili herhangi bir ?eyde Arapça dilinin tek dil yap?lmas?n?n vacibiyetine dair bir delildir.
Buna g?re ne ?slami Devlet’in g?lgesinde ya?ayan Arap olmayan halklar?n dillerinin ne ?slami Devlet’in sultas? d???nda ya?ayan halklar?n dillerinin ne de Arapça dili d???nda ba?ka bir dilin devletin e?itim program?nda e?itim dili olarak kullan?lmas? mümkün de?ildir. Ayn? ?ekilde ?zel okullar?n Arapça dili d???nda bir dili e?itim dili yapmalar?na da izin verilmez. Cünkü onlar, devletin program?na ba?l?d?rlar. B?ylece devletle veya devletin ili?kileriyle veya tebaan?n devletle olan ili?kileriyle veya devletle alakal? herhangi bir ?eyle ilgili her ?eyde tek konu?ma ve yazma dilinin Arapça dili olmas? gerekir. Ancak Arapça dili d???nda konu?ma ve yazma sadece tebaa veya insanlar?n birbirleriyle olan ili?kileriyle ilgili olursa bu caizdir. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Arapça diliyle olmayan ?eylerin Arapça diline tercüme edilmesini ve bu dillerin ??renilmesini mubah k?lm??t?r. Bu da bu dillerle konu?man?n ve yazman?n mubah oldu?una delalet etmektedir. Nitekim Zeyd ?bn-u Sabit’in hadisinde ??yle geçmi?tir: أَنَّ النَّبِيَّ أَمَرَهُ أَنْ يَتَعَلَّمَ كِتَابَ الْيَهُودِ حَتَّى كَتَبْتُ لِلنَّبِيِّ كُتُبَهُ وَأَقْرَأْتُهُ كُتُبَهُمْ إِذَا كَتَبُوا إِلَيْهِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bana Yahudilerin yaz?s?n? ??renmemi emretti. Hatta Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in (onlara g?nderdi?i) mektuplar?n? ben yazar ve kendisine mektup g?nderdiklerinde bunlar? ona ben okurdum.” [el-Buhari tahric etti] Dolay?s?yla bu hadis, Arapça dili d???nda bir dille konu?man?n ve yazman?n caizli?ine dair bir delildir. Nitekim sahabe zaman?nda baz? insanlar, Arapça d???nda ba?ka dillerle konu?uyorlar, Arapça’y? ??renmeye icbar edilmiyorlar ve y?neticiler kendisine tercüme edecek birisini haz?r bulunduruyordu.
El-Buhari, “Y?neticilerin Tercümesi” bab?nda ?u hadisi tahric etmi?tir: Harice ?bn-u Zeyd ?bn-u Sabit, Zeyd ?bn-u Sabit’ten ??yle demi?tir: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَهُ أَنْ يَتَعَلَّمَ كِتَابَ الْيَهُودِ حَتَّى كَتَبْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُتُبَهُ وَأَقْرَأْتُهُ كُتُبَهُمْ إِذَا كَتَبُوا إِلَيْهِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bana Yahudilerin yaz?s?n? ??renmemi emretti. Hatta Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in (onlara g?nderdi?i) mektuplar?n? ben yazar ve kendisine mektup g?nderdiklerinde bunlar? ona ben okurdum.” ?mer, yan?nda Ali, Abdurrahman ve Osman varken ??yle dedi: “Bu (kad?n) ne diyor?” Abdurrahman ?bn-u Hat?b, dedi ki: “Sana e?inin kendisine yapt??? ?eyi haber veriyor dedim.” Ebû Cemre dedi ki: “?bn-u Abbas ile insanlar aras?nda tercümanl?k yap?yordum.” Zeyd ?bn-u Sabit’e Yahudilerin yaz?s?n? ??renmesini emretti?i Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in hadisinin yan? s?ra ?mer’in “Bu, yani hamile kalan kad?n ne diyor?” ?eklindeki s?zü, Abdurrahman ?bn-u Hatib’in ona tercüme etmesi, Ebî Cemre’nin insanlar?n konu?malar?n? ?bn-u Abbas’a tercüme etmesi; i?te tüm bunlar, Arapça dilinden ba?ka dillerle konu?an insanlar?n oldu?u anlam?na gelmektedir. Binaenaleyh Arapça dili d???nda konu?mak ve yazmak hadis ve sahabenin fiili deliline binaen mubaht?r. Buna g?re devlet, Arapça dili d???nda eserlerin, gazetelerin ve dergilerin yay?nlanmas?na izin verir ve bunlar? yay?nlamak için ruhsata gerek yoktur. Cünkü bunlar mubahlardand?r. ?nsanlardan birine veya bir cemaate ait oldu?u zaman televizyona Arapça d???nda programlar?n konmas?na da izin verilir. Ancak devletin radyosunda ve televizyonlar?nda buna engel olunur. Cünkü devletle ilgili her ?eyin sadece Arapça dili ile olmas? gerekir. Ancak insanlar?n birbirleriyle ilgili olan her i?te Arapça dili d???nda bir dil kullanmalar? mubaht?r. Fakat bu mubah?n kollar?ndan bir kol zarara yol aç?yorsa bundan müstesna edilir ve sadece bu kol yasaklan?r.
?imdi varit olan soru ?udur: ?slami Devlet’in hükmetti?i ülkelerde Arapça dili d???nda konu?ulan ve yaz?lan bir dilin olmas? caiz midir? Bunun cevab? ??yledir: Arapça’n?n d???nda ba?ka bir dille konu?ulmas? veya yaz?lmas? ya devletin kendisi ya tebaan?n devletle ili?kileri ya sadece tebaa yada tebaan?n fertlerinin birbiriyle olan ili?kileriyle alakal? olur. E?er devletin kendisi veya onunla olan ili?kilerle alakal? olursa tüm bunlarda devletin dili, yani Arapça dili d???nda bir dilin olmas? caiz de?ildir. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in, tebli? için çok ihtiyaç olmas?na ra?men Arap olmayanlara y?nelik mektuplar?n? Arapça d???nda bir dile tercüme ettirmemesi devletin i?lerinde, ili?kilerinde veya devletle ilgili herhangi bir ?eyde Arapça dilinin tek dil yap?lmas?n?n vacibiyetine dair bir delildir.
Buna g?re ne ?slami Devlet’in g?lgesinde ya?ayan Arap olmayan halklar?n dillerinin ne ?slami Devlet’in sultas? d???nda ya?ayan halklar?n dillerinin ne de Arapça dili d???nda ba?ka bir dilin devletin e?itim program?nda e?itim dili olarak kullan?lmas? mümkün de?ildir. Ayn? ?ekilde ?zel okullar?n Arapça dili d???nda bir dili e?itim dili yapmalar?na da izin verilmez. Cünkü onlar, devletin program?na ba?l?d?rlar. B?ylece devletle veya devletin ili?kileriyle veya tebaan?n devletle olan ili?kileriyle veya devletle alakal? herhangi bir ?eyle ilgili her ?eyde tek konu?ma ve yazma dilinin Arapça dili olmas? gerekir. Ancak Arapça dili d???nda konu?ma ve yazma sadece tebaa veya insanlar?n birbirleriyle olan ili?kileriyle ilgili olursa bu caizdir. Cünkü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], Arapça diliyle olmayan ?eylerin Arapça diline tercüme edilmesini ve bu dillerin ??renilmesini mubah k?lm??t?r. Bu da bu dillerle konu?man?n ve yazman?n mubah oldu?una delalet etmektedir. Nitekim Zeyd ?bn-u Sabit’in hadisinde ??yle geçmi?tir: أَنَّ النَّبِيَّ أَمَرَهُ أَنْ يَتَعَلَّمَ كِتَابَ الْيَهُودِ حَتَّى كَتَبْتُ لِلنَّبِيِّ كُتُبَهُ وَأَقْرَأْتُهُ كُتُبَهُمْ إِذَا كَتَبُوا إِلَيْهِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bana Yahudilerin yaz?s?n? ??renmemi emretti. Hatta Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in (onlara g?nderdi?i) mektuplar?n? ben yazar ve kendisine mektup g?nderdiklerinde bunlar? ona ben okurdum.” [el-Buhari tahric etti] Dolay?s?yla bu hadis, Arapça dili d???nda bir dille konu?man?n ve yazman?n caizli?ine dair bir delildir. Nitekim sahabe zaman?nda baz? insanlar, Arapça d???nda ba?ka dillerle konu?uyorlar, Arapça’y? ??renmeye icbar edilmiyorlar ve y?neticiler kendisine tercüme edecek birisini haz?r bulunduruyordu.
El-Buhari, “Y?neticilerin Tercümesi” bab?nda ?u hadisi tahric etmi?tir: Harice ?bn-u Zeyd ?bn-u Sabit, Zeyd ?bn-u Sabit’ten ??yle demi?tir: أَنَّ النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَمَرَهُ أَنْ يَتَعَلَّمَ كِتَابَ الْيَهُودِ حَتَّى كَتَبْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ كُتُبَهُ وَأَقْرَأْتُهُ كُتُبَهُمْ إِذَا كَتَبُوا إِلَيْهِ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], bana Yahudilerin yaz?s?n? ??renmemi emretti. Hatta Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in (onlara g?nderdi?i) mektuplar?n? ben yazar ve kendisine mektup g?nderdiklerinde bunlar? ona ben okurdum.” ?mer, yan?nda Ali, Abdurrahman ve Osman varken ??yle dedi: “Bu (kad?n) ne diyor?” Abdurrahman ?bn-u Hat?b, dedi ki: “Sana e?inin kendisine yapt??? ?eyi haber veriyor dedim.” Ebû Cemre dedi ki: “?bn-u Abbas ile insanlar aras?nda tercümanl?k yap?yordum.” Zeyd ?bn-u Sabit’e Yahudilerin yaz?s?n? ??renmesini emretti?i Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in hadisinin yan? s?ra ?mer’in “Bu, yani hamile kalan kad?n ne diyor?” ?eklindeki s?zü, Abdurrahman ?bn-u Hatib’in ona tercüme etmesi, Ebî Cemre’nin insanlar?n konu?malar?n? ?bn-u Abbas’a tercüme etmesi; i?te tüm bunlar, Arapça dilinden ba?ka dillerle konu?an insanlar?n oldu?u anlam?na gelmektedir. Binaenaleyh Arapça dili d???nda konu?mak ve yazmak hadis ve sahabenin fiili deliline binaen mubaht?r. Buna g?re devlet, Arapça dili d???nda eserlerin, gazetelerin ve dergilerin yay?nlanmas?na izin verir ve bunlar? yay?nlamak için ruhsata gerek yoktur. Cünkü bunlar mubahlardand?r. ?nsanlardan birine veya bir cemaate ait oldu?u zaman televizyona Arapça d???nda programlar?n konmas?na da izin verilir. Ancak devletin radyosunda ve televizyonlar?nda buna engel olunur. Cünkü devletle ilgili her ?eyin sadece Arapça dili ile olmas? gerekir. Ancak insanlar?n birbirleriyle ilgili olan her i?te Arapça dili d???nda bir dil kullanmalar? mubaht?r. Fakat bu mubah?n kollar?ndan bir kol zarara yol aç?yorsa bundan müstesna edilir ve sadece bu kol yasaklan?r.