Ordu için livâlar (sancaklar) ve râyeler (bayraklar) yap?l?r. Halife, ordu komutanl???na tayin etti?i ki?iye livây? teslim eder. Fakat rayeleri, livâlar?n ba?kanlar? teslim ederler.
Madde 64
Evidence
1. Hem [اللواء] livâ hem de [الراية] râye, lugatte [العلم] “alem” olarak geçer. Kamus-ul Muhît’in [رَوِيَ] maddesinde ??yle geçti: “...Râye alemdir ve ço?ulu [رايات] râyâtt?r.” [لَوِيَ] maddesinde ise ??yle geçti: “...Livâ alemdir ve ço?ulu [ألوية] elviyedir. “
Sonra ?âri, bunlar?n her birine kullan?ld??? yere g?re a?a??daki ?ekilde ?eri bir mana verdi:
* Livâ beyazd?r ve üzerinde siyah hat ile [لا إله إلا الله محمد رسول الله] yaz?l?d?r. Ordunun emirine veya ordunun komutan?na ba?lan?r. Bu, onun yeri için bir alamettir. Her nereye yerle?irse yerle?sin, bu (livâ) o yere e?lik eder. Livân?n ordunun emirine ba?lanmas?n?n delili ?udur: أَنَّ النَّبِيَّ دَخَلَ مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضُ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] fetih günü Mekke’ye beyaz bir livâ ile girdi.” [?bn-i Mâce Câbir’den rivayet etti] Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] fetih günü yani Mekke’nin fethinde ordunun emiri idi. Ayn? ?ekilde Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], livâlar? g?nderdi?i ordular?n emirine ba?lard?. Nitekim H. 734 senesinde vefat eden ve insanlar?n efendisinin o?lu olarak bilinen ?mam el-Haf?z Ebî’l Feth’in “Uyûn-ul Eser Fî Funûn-ul Megâzî ve’? ?emâil ve’s Siyer” adl? eserinde ??yle geçmi?tir: “…Hicretinin on birinci senesi Safer ay?n?n ç?kmas?na d?rt gecenin kald??? pazartesi günü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], insanlara Rumlarla sava?mak için haz?rlanmalar?n? emretti. Ertesi gün olunca Usame Bin Zeyd’i ça??rd? ve dedi ki: سر إلى موضع مقتل ابيك فاوطئهم الخيل فقد وليتك هذا الجيش “Baban?n ?ldürüldü?ü mekana do?ru hareket et ve onlara at haz?rla. Zira seni bu orduya komutan tayin ettim…” Car?amba günü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in a?r?s? ba?lad?… Per?embe günü sabah? livây? kendi eliyle Usâme’ye ba?lad? sonra da ona dedi ki: اغز بسم الله وفى سبيل الله فقاتل من كفر بالله فخرج بلوائه معقوداً.. “Allah’?n yolunda Allah’?n ad?yla gazvet ve Allah’? inkar edenlerle sava?. Sonra livâs? ba?lanm?? olarak yola koyuldu…”
* Râye siyaht?r ve üzerinde beyaz hat ile [لا إله إلا الله محمد رسول الله] yaz?l?d?r. [tabur, tümen ve ordunun di?er birimleri gibi] ordu birliklerinin komutanlar? ile beraber bulunur. Bunun delili, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Hayber’de ordunun komutan? iken s?yledi?i ?u kavlidir: لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ، أَوْ لَيَأْخُذَنَّ الرَّايَةَ، غَدًا رَجُلاً يُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ، أَوْ قَالَ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ، يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيْهِ، فَإِذَا نَحْنُ بِعَلِيٍّ وَمَا نَرْجُوهُ، فَقَالُوا: هَذَا عَلِيٌّ، فَأَعْطَاهُ رَسُولُ اللَّهِ الرَّايَةَ، فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ “Yar?n râyeyi Allah ve resulünü seven ve Allah ve rasulünün de kendisini sevdi?i bir adama verece?im veya alacak. Allah onun eliyle fetih gerçekle?tirecektir.” O ki?inin biz olmas?n? ümit ederken Ali ç?kageldi. Bunun üzerine dediler ki: “Bu Ali.” B?ylece Resulullah Ali’ye verdi ve Allah onun eliyle fetih gerçekle?tirdi.” [Seleme ?bn-u Ekvâ RadiyAllahu Anh kanal?yla muttefekun aleyh] O zaman Ali [KerramAllahu Vechehu], orduda bir taburun veya tümenin komutan? say?l?rd?. Keza el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî’nin hadisinde ??yle geçti: قدمنا المدينة فإذا صلى الله عليه وسلم على المنبر وبلال قائم بين يديه متقلد السيف بين يدي الرسول صلى الله عليه وسلم، وإذا رايات سود فسألتُ ما هذه الرايات فقالوا عمرو بن العاص قدم من غزاة “Medine’ye geldik ki Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i minber üzerinde ve Bilal’? de k?lc? ku?anm?? olarak Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in kar??s?nda durdu?unu ve siyah râyelerin oldu?unu g?rdük. Bunun üzerine bu râyelerin ne oldu?unu sordum. Dediler ki: “Amr ?bn-ul As gazveden d?ndü.” [Ahmed Musned’de ve ba?kalar? tahric etti] et-Tirmizi’nin el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî’den yapt??? rivayette ise ??yle demi?tir: “Medineye geldim ve mescide girdim. Mescidin insanlarla dolup ta?t???n?, siyah râyelerin dalgaland???n? ve Bilal’in de k?l?c? ku?anm?? olarak Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in kar??s?nda durdu?unu g?rdüm.” Bu insanlara ne oluyor dedim? Dediler ki: “Bu Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Amr ?bn-ul As’? bir y?ne g?ndermek istiyor.” Dolay?s?yla [فإذا رايات سود] “siyah râyelerin oldu?unu g?rdük” demek, orduda birçok râyeler bulunuyordu demektir. Oysa o zaman ordunun komutan? tek ki?iydi ve o Amr ?bn-ul As idi. Bu demektir ki taburlar?n ve birliklerin komutanlar?n?n yan?nda râyeler vard?…
Bu nedenle livâ ordunun emirine ba?l?d?r ve râyeler de ordunun kalan?, tümenleri, taburlar? ve birimleri ile birliktedir. ??te b?ylece orduda tek bir livâ bulunur, ama ordunun tamam?nda birçok râyeler bulunur.
B?ylelikle livâ ba?kas? de?il ancak ordunun emirinin alemidir ve râyeler de askerler ile birlikte olan alemlerdir.
2. Livâ ordunun emirine ba?lan?r ve onun karargah?n?n üzerindeki bir alemdir. Yani o ordunun emirinin karargah?na e?lik eder. Fakat muarakede; muarakenin emiri -o ister bizzat ordunun emiri olsun isterse ordu emirinin tayin etti?i bir ba?kas? olsun- sava? esnas?nda meydanda ta??mas? için râye kendisine verilir. Bunun için [أم الحرب] umm-ul harb olarak isimlendirildi. Zira o, muarakenin komutan? taraf?ndan meydanda ta??n?r.
Bu nedenle gerçekle?ecek bir sava? halinde, muarakenin her komutan?nda tek bir râye olur. Bu, o zamanlar herkes taraf?ndan bilinen bir meseleydi ve yükseltilmi? duran râye muarake komutan?n?n kuvvetlili?inin bir delili idi. Bu da ordular?n sava?lar?n?n ?rflerine g?re ba?l? kal?n?lan idarî bir düzenlemedir.
Nitekim daha haberi askerlere ula?madan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] insanlara Zeyd’in, Cafer’in ve ?bn-u Ravâha’n?n ?ehadetini ilan ediyordu: أَخَذَ الرَّايَةَ زَيْدٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَهَا جَعْفَرٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَهَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ فَأُصِيبَ “Zeyd râyeyi ald? ve vuruldu, sonra Cafer onu ald? ve o da vuruldu, sonra ?bn-u Ravâha onu ald? ve o da vuruldu.”
Keza gerçekle?ecek sava? halinde, ordunun meydandaki komutan? bizzat halife olursa, sadece râyelerin de?il livân?n da muarakede yükseltilmesi caizdir. Nitekim Sîret-i ?bn-i Hi?âm’da büyük Bedir Gazvesi hakk?ndaki hadiste muarake s?ras?nda hem livâ hem de râye bulundu?u varit oldu. Zira es-Sîret’te ??yle varit olmu?tur: قَالَ ابْنُ إسْحَاقَ: وَدَفَعَ اللّوَاءَ إلَى مُصْعَبِ بْنِ عُمَيْرِ بْنِ هَاشِمِ بْنِ عَبْدِ مَنَافِ بْنِ عَبْدِ الدّارِ قَالَ ابْنُ هِشَامٍ: وَكَانَ أَبْيَضَ ... وقَالَ ابْنُ إسْحَاقَ: وَكَانَ أَمَامَ رَسُولِ اللّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَايَتَانِ سَوْدَاوَانِ: عَلِيّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، يُقَالُ لَهَا الْعُقَابُ، وَالأُخْرَى مَعَ بَعْضِ الأَنْصَارِ “?bn-u ?shak dedi ki: Livâ, Musab ?bn-u Umeyr ?bn-u Hâ?im ?bn-u Abdu Menaf ?bn-u Abdi ed-Dâr’a teslim edildi?ini ve beyaz oldu?unu s?yledi… ?bn-u ?shak devamla dedi ki: Biri Ali ?bn-u Ebî Talible –ki ona el-Ukab denilmekteydi- ve di?eri Ensâr’dan baz?lar?yla birlikte olmak üzere Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?nünde iki siyah râye vard?.”
Fakat bar?? halinde veya muarake sona erdikten sonra, -Amr ?bn-ul As Ordusu hakk?ndaki el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî hadisinde geçti?i gibi- ordunun tümenleri, taburlar?, tugaylar? ve di?er birlikleri taraf?ndan yükseltilmek üzere râyeler orduya da??t?l?r.
?slam’da ba?lanan ilk livâ, Abdullah ?bn-u Cah?’?n livâs?d?r ve Sa’d ?bn-u Malik el-Ezdî’ye içerisinde beyaz bir hilalin oldu?u siyah râye ba?lanm??t?r. ??te bunlar?n hepsi ordunun livâlar? ve râyeleri olmas?n?n kaç?n?lmaz ve ordunun ba??na tayin etti?i kimseye livây? ba?layan?n bizzat halife oldu?una delalet etmektedir. Râyelere gelince; halifeye verilmesi de livâlar?n emirlerine verilmesi de caizdir. Halifeye verilmesinin caiz olmas? yukar?da geçen Seleme’nin ?u hadisinden dolay?d?r: لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ غَداً رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ، وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ...، فَأَعْطَاهَا عَلِيّاً “Yar?n Râyeyi Allah ve Rasulünü seven ve Allah ve Rasul’nün de kendisini sevdi?i bir adama verece?im. B?ylece Ali’ye verdi.” Livâlar?n emirlerine verilmesinin caiz olmas? ise iki rivayetinde [وإذا راياتٌ سود] “Siyah râyeler g?rdük/g?rdüm” ifadesinin geçti?i el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî’nin hadisinde anla??lmaktad?r. Bunun manas? orduda birçok râyeler bulunuyordu demektir. Oysa ister gazveden d?nmü? isterse gazveye gidecek olsun o zaman ordunun komutan? tek ki?iydi ve o Amr ?bn-ul As idi. Bu demektir ki taburlar?n komutanlar?n?n yan?nda râyeler vard?. Onlar? bu râyelere tayin edenin Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] oldu?una delalet eden bir ?ey bulunmam??t?r. Ancak râyelerin taburlar?n komutanlar?na verilmesinin livâlar?n emirlerine ait k?l?nmas? caizdir ve bunlar?n hepsi caizdir, yani mübah olsa da en uygun düzenleme budur.
Sonra ?âri, bunlar?n her birine kullan?ld??? yere g?re a?a??daki ?ekilde ?eri bir mana verdi:
* Livâ beyazd?r ve üzerinde siyah hat ile [لا إله إلا الله محمد رسول الله] yaz?l?d?r. Ordunun emirine veya ordunun komutan?na ba?lan?r. Bu, onun yeri için bir alamettir. Her nereye yerle?irse yerle?sin, bu (livâ) o yere e?lik eder. Livân?n ordunun emirine ba?lanmas?n?n delili ?udur: أَنَّ النَّبِيَّ دَخَلَ مَكَّةَ يَوْمَ الْفَتْحِ وَلِوَاؤُهُ أَبْيَضُ “Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] fetih günü Mekke’ye beyaz bir livâ ile girdi.” [?bn-i Mâce Câbir’den rivayet etti] Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] fetih günü yani Mekke’nin fethinde ordunun emiri idi. Ayn? ?ekilde Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], livâlar? g?nderdi?i ordular?n emirine ba?lard?. Nitekim H. 734 senesinde vefat eden ve insanlar?n efendisinin o?lu olarak bilinen ?mam el-Haf?z Ebî’l Feth’in “Uyûn-ul Eser Fî Funûn-ul Megâzî ve’? ?emâil ve’s Siyer” adl? eserinde ??yle geçmi?tir: “…Hicretinin on birinci senesi Safer ay?n?n ç?kmas?na d?rt gecenin kald??? pazartesi günü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem], insanlara Rumlarla sava?mak için haz?rlanmalar?n? emretti. Ertesi gün olunca Usame Bin Zeyd’i ça??rd? ve dedi ki: سر إلى موضع مقتل ابيك فاوطئهم الخيل فقد وليتك هذا الجيش “Baban?n ?ldürüldü?ü mekana do?ru hareket et ve onlara at haz?rla. Zira seni bu orduya komutan tayin ettim…” Car?amba günü Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in a?r?s? ba?lad?… Per?embe günü sabah? livây? kendi eliyle Usâme’ye ba?lad? sonra da ona dedi ki: اغز بسم الله وفى سبيل الله فقاتل من كفر بالله فخرج بلوائه معقوداً.. “Allah’?n yolunda Allah’?n ad?yla gazvet ve Allah’? inkar edenlerle sava?. Sonra livâs? ba?lanm?? olarak yola koyuldu…”
* Râye siyaht?r ve üzerinde beyaz hat ile [لا إله إلا الله محمد رسول الله] yaz?l?d?r. [tabur, tümen ve ordunun di?er birimleri gibi] ordu birliklerinin komutanlar? ile beraber bulunur. Bunun delili, Nebi [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in Hayber’de ordunun komutan? iken s?yledi?i ?u kavlidir: لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ، أَوْ لَيَأْخُذَنَّ الرَّايَةَ، غَدًا رَجُلاً يُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ، أَوْ قَالَ يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ، يَفْتَحُ اللَّهُ عَلَيْهِ، فَإِذَا نَحْنُ بِعَلِيٍّ وَمَا نَرْجُوهُ، فَقَالُوا: هَذَا عَلِيٌّ، فَأَعْطَاهُ رَسُولُ اللَّهِ الرَّايَةَ، فَفَتَحَ اللَّهُ عَلَيْهِ “Yar?n râyeyi Allah ve resulünü seven ve Allah ve rasulünün de kendisini sevdi?i bir adama verece?im veya alacak. Allah onun eliyle fetih gerçekle?tirecektir.” O ki?inin biz olmas?n? ümit ederken Ali ç?kageldi. Bunun üzerine dediler ki: “Bu Ali.” B?ylece Resulullah Ali’ye verdi ve Allah onun eliyle fetih gerçekle?tirdi.” [Seleme ?bn-u Ekvâ RadiyAllahu Anh kanal?yla muttefekun aleyh] O zaman Ali [KerramAllahu Vechehu], orduda bir taburun veya tümenin komutan? say?l?rd?. Keza el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî’nin hadisinde ??yle geçti: قدمنا المدينة فإذا صلى الله عليه وسلم على المنبر وبلال قائم بين يديه متقلد السيف بين يدي الرسول صلى الله عليه وسلم، وإذا رايات سود فسألتُ ما هذه الرايات فقالوا عمرو بن العاص قدم من غزاة “Medine’ye geldik ki Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’i minber üzerinde ve Bilal’? de k?lc? ku?anm?? olarak Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in kar??s?nda durdu?unu ve siyah râyelerin oldu?unu g?rdük. Bunun üzerine bu râyelerin ne oldu?unu sordum. Dediler ki: “Amr ?bn-ul As gazveden d?ndü.” [Ahmed Musned’de ve ba?kalar? tahric etti] et-Tirmizi’nin el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî’den yapt??? rivayette ise ??yle demi?tir: “Medineye geldim ve mescide girdim. Mescidin insanlarla dolup ta?t???n?, siyah râyelerin dalgaland???n? ve Bilal’in de k?l?c? ku?anm?? olarak Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in kar??s?nda durdu?unu g?rdüm.” Bu insanlara ne oluyor dedim? Dediler ki: “Bu Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] Amr ?bn-ul As’? bir y?ne g?ndermek istiyor.” Dolay?s?yla [فإذا رايات سود] “siyah râyelerin oldu?unu g?rdük” demek, orduda birçok râyeler bulunuyordu demektir. Oysa o zaman ordunun komutan? tek ki?iydi ve o Amr ?bn-ul As idi. Bu demektir ki taburlar?n ve birliklerin komutanlar?n?n yan?nda râyeler vard?…
Bu nedenle livâ ordunun emirine ba?l?d?r ve râyeler de ordunun kalan?, tümenleri, taburlar? ve birimleri ile birliktedir. ??te b?ylece orduda tek bir livâ bulunur, ama ordunun tamam?nda birçok râyeler bulunur.
B?ylelikle livâ ba?kas? de?il ancak ordunun emirinin alemidir ve râyeler de askerler ile birlikte olan alemlerdir.
2. Livâ ordunun emirine ba?lan?r ve onun karargah?n?n üzerindeki bir alemdir. Yani o ordunun emirinin karargah?na e?lik eder. Fakat muarakede; muarakenin emiri -o ister bizzat ordunun emiri olsun isterse ordu emirinin tayin etti?i bir ba?kas? olsun- sava? esnas?nda meydanda ta??mas? için râye kendisine verilir. Bunun için [أم الحرب] umm-ul harb olarak isimlendirildi. Zira o, muarakenin komutan? taraf?ndan meydanda ta??n?r.
Bu nedenle gerçekle?ecek bir sava? halinde, muarakenin her komutan?nda tek bir râye olur. Bu, o zamanlar herkes taraf?ndan bilinen bir meseleydi ve yükseltilmi? duran râye muarake komutan?n?n kuvvetlili?inin bir delili idi. Bu da ordular?n sava?lar?n?n ?rflerine g?re ba?l? kal?n?lan idarî bir düzenlemedir.
Nitekim daha haberi askerlere ula?madan Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] insanlara Zeyd’in, Cafer’in ve ?bn-u Ravâha’n?n ?ehadetini ilan ediyordu: أَخَذَ الرَّايَةَ زَيْدٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَهَا جَعْفَرٌ فَأُصِيبَ، ثُمَّ أَخَذَهَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَوَاحَةَ فَأُصِيبَ “Zeyd râyeyi ald? ve vuruldu, sonra Cafer onu ald? ve o da vuruldu, sonra ?bn-u Ravâha onu ald? ve o da vuruldu.”
Keza gerçekle?ecek sava? halinde, ordunun meydandaki komutan? bizzat halife olursa, sadece râyelerin de?il livân?n da muarakede yükseltilmesi caizdir. Nitekim Sîret-i ?bn-i Hi?âm’da büyük Bedir Gazvesi hakk?ndaki hadiste muarake s?ras?nda hem livâ hem de râye bulundu?u varit oldu. Zira es-Sîret’te ??yle varit olmu?tur: قَالَ ابْنُ إسْحَاقَ: وَدَفَعَ اللّوَاءَ إلَى مُصْعَبِ بْنِ عُمَيْرِ بْنِ هَاشِمِ بْنِ عَبْدِ مَنَافِ بْنِ عَبْدِ الدّارِ قَالَ ابْنُ هِشَامٍ: وَكَانَ أَبْيَضَ ... وقَالَ ابْنُ إسْحَاقَ: وَكَانَ أَمَامَ رَسُولِ اللّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَايَتَانِ سَوْدَاوَانِ: عَلِيّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ، يُقَالُ لَهَا الْعُقَابُ، وَالأُخْرَى مَعَ بَعْضِ الأَنْصَارِ “?bn-u ?shak dedi ki: Livâ, Musab ?bn-u Umeyr ?bn-u Hâ?im ?bn-u Abdu Menaf ?bn-u Abdi ed-Dâr’a teslim edildi?ini ve beyaz oldu?unu s?yledi… ?bn-u ?shak devamla dedi ki: Biri Ali ?bn-u Ebî Talible –ki ona el-Ukab denilmekteydi- ve di?eri Ensâr’dan baz?lar?yla birlikte olmak üzere Resulullah [Sallallahu Aleyhi ve Sellem]’in ?nünde iki siyah râye vard?.”
Fakat bar?? halinde veya muarake sona erdikten sonra, -Amr ?bn-ul As Ordusu hakk?ndaki el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî hadisinde geçti?i gibi- ordunun tümenleri, taburlar?, tugaylar? ve di?er birlikleri taraf?ndan yükseltilmek üzere râyeler orduya da??t?l?r.
?slam’da ba?lanan ilk livâ, Abdullah ?bn-u Cah?’?n livâs?d?r ve Sa’d ?bn-u Malik el-Ezdî’ye içerisinde beyaz bir hilalin oldu?u siyah râye ba?lanm??t?r. ??te bunlar?n hepsi ordunun livâlar? ve râyeleri olmas?n?n kaç?n?lmaz ve ordunun ba??na tayin etti?i kimseye livây? ba?layan?n bizzat halife oldu?una delalet etmektedir. Râyelere gelince; halifeye verilmesi de livâlar?n emirlerine verilmesi de caizdir. Halifeye verilmesinin caiz olmas? yukar?da geçen Seleme’nin ?u hadisinden dolay?d?r: لأُعْطِيَنَّ الرَّايَةَ غَداً رَجُلاً يُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ، وَيُحِبُّهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ...، فَأَعْطَاهَا عَلِيّاً “Yar?n Râyeyi Allah ve Rasulünü seven ve Allah ve Rasul’nün de kendisini sevdi?i bir adama verece?im. B?ylece Ali’ye verdi.” Livâlar?n emirlerine verilmesinin caiz olmas? ise iki rivayetinde [وإذا راياتٌ سود] “Siyah râyeler g?rdük/g?rdüm” ifadesinin geçti?i el-Harîs ?bn-u Hassan el-Bekrî’nin hadisinde anla??lmaktad?r. Bunun manas? orduda birçok râyeler bulunuyordu demektir. Oysa ister gazveden d?nmü? isterse gazveye gidecek olsun o zaman ordunun komutan? tek ki?iydi ve o Amr ?bn-ul As idi. Bu demektir ki taburlar?n komutanlar?n?n yan?nda râyeler vard?. Onlar? bu râyelere tayin edenin Resul [Sallallahu Aleyhi ve Sellem] oldu?una delalet eden bir ?ey bulunmam??t?r. Ancak râyelerin taburlar?n komutanlar?na verilmesinin livâlar?n emirlerine ait k?l?nmas? caizdir ve bunlar?n hepsi caizdir, yani mübah olsa da en uygun düzenleme budur.